İsrail, Türkiye ile süregelen diplomatik krizi gerekçe göstererek İstanbul Başkonsolosluğu'nu kapatma seçeneğini değerlendiriyor.
Bu olası adım, iki ülke arasındaki siyasi tansiyonu daha da artırırken, mevcut diplomatik ilişkilerde önemli bir dönüm noktası olabilir.
Ticaretin durdurulması gibi önceki adımların ardından, konsolosluğun kapatılması Batı Asya'daki güvenlik ve siyasi dinamikler üzerinde yankı bulacaktır.

Atlas AI
İsrail'den Türkiye'ye Diplomatik Adım: Konsolosluk Kapatılabilir mi?
İki ülke arasındaki diplomatik tansiyonun yükselmesiyle birlikte, İsrail'in Türkiye'deki misyonlarını yeniden yapılandırma olasılığı gündeme geldi. İsrailli kaynaklar, bu kapsamda İstanbul Başkonsolosluğu'nun faaliyetlerini durdurma seçeneğinin masada olduğunu doğruladı. Bu adım, İsrail'in ülkedeki tek resmi temsilciliğinin Ankara'daki büyükelçilik olacağı anlamına gelecek.
Diplomatik Temsilde Değişim İhtimali
BBC Türkçe'ye konuşan ismi açıklanmayan bir İsrailli yetkili, İstanbul Başkonsolosluğu'nun kapatılması yönünde ciddi tartışmaların yürütüldüğünü belirtti. Ancak henüz kesin bir karar alınmadığının altını çizdi. Tartışmalar sırasında, kullanılmayan binaların getirdiği yüksek maliyetlerin ön plana çıktığı ifade edildi. Bazı yetkililerin ise gelecekte yeniden açılması zor olabilecek bir diplomatik misyonu kapatmanın risklerine dikkat çektiği aktarıldı.
Eğer böyle bir karar alınırsa, Türkiye'deki İsrail diplomatik varlığı sadece Ankara Büyükelçiliği ile sınırlı kalacak. Ancak bu büyükelçilik de, 7 Ekim 2023'teki Hamas saldırılarının ardından fiilen personel eksiğiyle çalışıyor. Benzer şekilde, İstanbul'daki başkonsolosluktan da diplomatlar çekilmişti. Son dönemde her iki kurumda da yalnızca yerel Türk çalışanların görev yaptığı biliniyor.
Tarihsel Bağlar ve Güncel Gerilimler
İki ülke arasındaki ilişkiler, uzun yıllara dayanan karmaşık bir geçmişe sahip. Türkiye, 1949'da İsrail'i tanıyan ilk Müslüman çoğunluklu ülke olmuştu. Ancak 2010'da Mavi Marmara gemisine yapılan baskında yaşanan can kayıpları ilişkilerde ciddi bir gerginliğe yol açtı. Bu kriz, 2016'da normalleştirme anlaşmasıyla kısmen dursa da, son dönemdeki olaylar tansiyonu yeniden yükseltti.
Özellikle Gazze'ye yönelik İsrail operasyonlarının başlamasından bu yana Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İsrail hükümetini ve Başbakan Binyamin Netanyahu'yu sert dille eleştirerek, eylemlerini soykırım olarak nitelendirdi. Türkiye, ayrıca 2 Mayıs 2024 itibarıyla İsrail ile olan ticaretini tamamen durdurduğunu duyurarak önemli bir diplomatik ve ekonomik adım attı. Bu kararın tek istisnası, işgal altındaki Filistin topraklarıyla yapılan ticaret oldu.
Geçmişten Günümüze Diplomatik Temaslar
İstanbul'daki başkonsolosluk binası çevresinde 7 Nisan'da yaşanan silahlı saldırı olayı, güvenlik endişelerini artırdı. Saldırıyı üstlenen herhangi bir grup olmadı, ancak yetkililer olayın arkasında dini hassasiyetleri istismar eden bir terör örgütünün olabileceği yönünde açıklamalarda bulundu. Bu olay, zaten gergin olan diplomatik ortamı daha da hassaslaştırdı.
Türkiye'nin İsrail'deki diplomatik temsil düzeyi de maslahatgüzar seviyesine indirgenmiş durumda. 7 Ekim sonrası Türkiye'nin Tel Aviv Büyükelçisi geri çağrılmıştı. İsrail donanmasının daha önce Marmaris'ten Gazze'ye yardım götüren bir filoyu durdurması da, iki ülke arasındaki deniz hukuku ve insani yardım konularındaki gerilimlerin bir başka yansıması oldu. Bu tür gelişmeler, gelecekteki diplomatik adımların seyrini belirlemede etkili olabilir.

