İsrail bağlantılı dijital kampanya yapay zeka algoritmalarını hedef aldı
İsrail devlet destekli bir kampanya, akademik görünümlü içeriklerle yapay zeka modellerini manipüle ederek İsrail-Filistin çatışmasına dair algıyı etkilemeye…
Lauren Collins ·

Yapay zeka odaklı yeni bir etki operasyonu
İsrail devlet destekli bir reklam ajansının, yapay zeka modelleri ve arama motoru sonuçlarını etkilemek amacıyla geniş çaplı bir dijital kampanya yürüttüğü ortaya çıktı. Hanover Kamu Politikaları Enstitüsü üzerinden yürütülen bu faaliyet, İsrail-Filistin çatışmasına dair kamuoyu algısını şekillendirmeyi hedefliyor. Söz konusu girişim, geleneksel medya yöntemlerinin ötesine geçerek doğrudan bilgi ekosistemlerini manipüle etmeye odaklanıyor.
ABD'deki Yabancı Ajanların Kaydı Yasası (FARA) kapsamında sunulan belgeler, operasyonun İsrail devlet reklam ajansı LaPam ile bağlantılı olduğunu gösteriyor. LaPam'ın, New York merkezli Piro Inc. firmasına bu dijital strateji için 900 bin dolarlık bir ödeme yaptığı belirtiliyor. Bu durum, devletlerin dijital anlatı oluşturma süreçlerinde yapay zekayı nasıl bir araç olarak kullandığını gözler önüne seriyor.
Akademik görünümlü içerik üretimi
Kampanya kapsamında "Yapay Zeka Hikaye Optimizasyonu" adı verilen bir yöntem kullanıldı. Sadece dokuz gün içinde, 560 bin kelimeyi aşan 124 adet akademik görünümlü rapor hazırlandı. Bu metinler, askeri operasyonlar ve Gazze'deki insani durum gibi hassas konularda tarafsız bir araştırma izlenimi verecek şekilde tasarlandı.
Stratejinin temel amacı, bu içeriklerin büyük dil modelleri ve arama algoritmaları tarafından güvenilir kaynak olarak kabul edilmesini sağlamaktı. Yapay zeka sistemlerinin otoriter veri setlerine olan bağımlılığından yararlanan kampanya, kendi bakış açısını sistemlerin temel yanıtlarına yerleştirmeyi başardı. Bu yöntem, savunuculuk faaliyetlerini bağımsız uzmanlık gibi göstererek yapay zeka üzerinden yayılmasını sağladı.
Sistemlerin güvenlik açıkları ve riskler
Bağımsız kuruluşlar tarafından yapılan testler, ChatGPT ve Perplexity gibi popüler platformların bu üretilmiş içerikleri kullanıcı sorularına yanıt verirken kaynak olarak kullandığını doğruladı. Bu durum, yapay zeka modellerinin bilgi doğrulama süreçlerindeki yapısal zayıflıkları ortaya koyuyor. Söz konusu içeriklerin sistemler tarafından özümsenmesi, dezenformasyonun otomatik olarak yeniden üretilmesine yol açıyor.
Bu gelişme, yabancı aktörlerin yapay zeka aracılığıyla küresel tartışmaları yönlendirme kapasitesine dair ciddi soru işaretleri yaratıyor. Bilgi kaynaklarının doğrulanması konusunda yaşanan bu boşluk, gelecekte benzer operasyonların daha karmaşık yöntemlerle devam edebileceği riskini taşıyor. Platformların bu tür manipülasyonlara karşı nasıl bir savunma mekanizması geliştireceği ise henüz belirsizliğini koruyor.