İnsanlık suçu işleyen Esad Generali Lübnan'da saklanıp ABD'den fonlanmış

İnsanlığa karşı suçlarla bağlantılı olarak aranan eski bir Suriyeli general Bassam el-Hassan’ın, ABD ve Lübnan makamlarının koruması altında Lübnan’da…

Atlas Newsdesk ·

İnsanlık suçu işleyen Esad Generali Lübnan'da saklanıp ABD'den fonlanmış

Bassam el-Hassan’ın Austin Tice hakkında bilgi karşılığında Lübnan’da korunduğu öne sürülüyor; Şam, eski yetkilinin yargılanmasını istiyor.

Suriye’deki yeni yönetimin ayrı kurumlarında görev yapan yetkililer, Hassan’ın ülkeye dönerek mahkeme önüne çıkmasını talep ediyor. Bu yetkililer, Washington’ın Hassan’ın Lübnan’da kalmasından yana olduğunu ve Şam’ın bu tercihi değiştirebilecek araçlarının sınırlı kaldığını söylüyor; ancak düzenlemenin hukuki dayanağına ilişkin bir açıklama bulunmuyor.

Beşar Esad’ın danışmanları arasında bulunan Hassan, Suriye’de kimyasal silah faaliyetlerini yöneten isim olarak tanımlanıyor. Hakkındaki soruşturma, 2012’de Suriye’de kaçırılan ABD’li gazeteci Tice’ın akıbetini öğrenme çabalarıyla eski rejim görevlilerinin yargılanması taleplerinin aynı dosyada nasıl kesiştiğini gösteriyor; koruma ve ödeme iddiaları ise resmi açıklamalarla doğrulanmış değil.

Hassan’a bilgi karşılığında barınma teklifi

İncelenen toplantı kayıtlarına dayandırılan bulgulara göre Hassan, FBI, CIA ve Lübnan güvenlik görevlileriyle görüştü. Kayıtlarda, özellikle Tice’a ilişkin bilgi sağlaması karşılığında kendisine barınma olanağı, güvenlik ve gündelik giderlerine destek önerildiği aktarılıyor; düzenlemeyi bilen kaynaklar da teklifin daha sonra uygulamaya geçirildiğini belirtiyor.

Aynı kaynaklar, ABD makamlarının Hassan’a yaptığı ödemelerde aracı kullandığını ve bunun para akışının takibini güçleştirdiğini ileri sürüyor. ABD yaptırımlarına tabi olduğu belirtilen Hassan’a yönelik desteğin miktarı, süresi ve hangi yetkilendirmeyle sağlandığı açıklanmıyor; yaptırım rejimi bakımından bir istisna uygulanıp uygulanmadığı da bilinmiyor.

Eski rejim çevreleri ve Lübnan makamlarıyla bağlantıları bulunan, adının yayımlanmasını istemeyen Suriyeli bir iş insanı, Hassan’ın Aralık 2024’teki rejim değişikliğinin ardından önce İran’a gittiğini anlatıyor. İş insanına göre Lübnan’a geçişi için ABD, İran ve Lübnan arasında temas kuruldu; Hassan’ın kimyasal silahlar ve İran’la askeri bağlar hakkındaki bilgileri de görüşmelerde önem taşıyordu.

Tice’ın akıbeti hakkındaki çelişkiler sürüyor

Hassan’ın ABD’li soruşturmacılara verdiği anlatıma göre Tice, Esad’ın talimatıyla idam edildi. Ancak soruşturmaya aşina kişilerin bu anlatının ayrıntılarına itiraz ettiği aktarılıyor; Hassan’ın beyanı, gazetecinin öldüğünün doğrulandığı anlamına gelmiyor ve eldeki bilgiler Tice’ın akıbetini kesinleştirmiyor.

Hassan’ın kalıntıların bulunabileceğini söylediği yerde yürütülen kazıya ilişkin bilgi veren kaynaklar, aramanın sonuç getirmediğini belirtiyor. Operasyonu bildiklerini söyleyen iki kaynak ise ABD makamlarının çalışmalar bitmeden kazıyı sonlandırdığını öne sürüyor; güvenlik kaygılarını olası gerekçe olarak gösteriyorlar, fakat bu açıklama doğrulanmış bir neden değil.

Aramanın kapsamına ilişkin belirsizlik, sonuç alınamamasının nasıl yorumlanacağını da sınırlıyor. Bölgenin bütünü taranmadıysa kalıntı bulunmaması Hassan’ın anlatısını tek başına çürütmez; buna karşılık anlatıyı destekleyen fiziksel kanıtın ortaya konmaması, idam iddiasının doğrulanmış bilgi olarak kabul edilmesine de olanak vermiyor.

Ödeme iddiaları başka görevlilere uzanıyor

Tice soruşturmasında işbirliği yaptığını söyleyen başka bir eski rejim mensubu, FBI’dan tekrarlanan ödemeler aldığını anlattı. Bir diğer eski görevli de Amerikan makamlarının korumasıyla Lübnan’da yaşadığını ileri sürdü; bu beyanlar, Hassan hakkındaki iddialardan ayrı olarak doğrulanmaya ihtiyaç duyuyor ve ödemelerin toplamına ilişkin veri sunmuyor.

Geçmişte ortak dosyalar kapsamında ödeme yapıldığını anlatan eski bir yetkili, Tice soruşturmasına bağlı para transferleri konusunda bilgisi olmadığını özellikle belirtti. Dolayısıyla kurumlar arasındaki genel işbirliği anlatısı, bu dosyadaki belirli ödemelerin kanıtı sayılamaz; her iddianın alıcısı, amacı ve yetkilendirmesi ayrı ayrı açıklığa kavuşturulmalı.

Hassan’ın bilgileri bağımsız kanıtlarla desteklenirse, Tice’ın akıbetine ilişkin araştırmada yeni bir iz oluşabilir; doğrulanmazsa dosyadaki temel belirsizlik sürecek. Şam’ın yargılama talebinin karşılık bulması ise Hassan’ın nerede bulunduğunun ötesinde, Lübnan’daki statüsünün ve ABD makamlarıyla kurduğu ilişkinin hukuki çerçevesinin açıklığa kavuşmasına bağlı bir mesele olarak duruyor.

More stories

Son haberler