İsrail, Doğu Kudüs'teki Birleşik Krallık Başkonsolosluğu'nu kapattı

İsrail, işgal altındaki Doğu Kudüs'te Filistin nezdindeki İngiltere Konsolosluğu'nun faaliyetlerine son verildiğini duyururken, misyonun diplomatik…

Atlas Newsdesk ·

İsrail, Doğu Kudüs'teki Birleşik Krallık Başkonsolosluğu'nu kapattı

İngiltere'nin Doğu Kudüs'teki konsolosluğu, tarafların aktarılan açıklamalarına göre, daha az personelle temsilcilik olarak çalışacak.

İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar, X üzerinden duyurduğu düzenleme kapsamında başkonsolosun da aralarında bulunduğu 20 diplomatın ülkeden ayrılacağını bildirdi. Saar'ın açıklamasına göre İngiltere mülkiyetindeki binada yedi diplomat çalışmayı sürdürecek; ancak önceki toplam kadro büyüklüğü belirtilmedi.

Londra adına aktarılan yazılı açıklama ise binanın açık kalacağını ve çalışmaların Birleşik Krallık Kudüs Temsilciliği adıyla yürütüleceğini belirtiyor. Böylece açıklamalar, konsolosluk statüsünün sona ermesiyle diplomatik varlığın tamamen çekilmesini birbirinden ayırıyor; İngiltere tarafı Filistinlilere yönelik hizmetlerin süreceğini vurguluyor.

Kudüs binası açık, yetki tartışmalı

İngiltere'ye atfedilen açıklamada, yaklaşık iki yüzyıllık geçmişi bulunan konsolosluğun kapatılması konusunda İsrail'in hukuki yetkisinin tanınmadığı belirtiliyor. Londra'nın Doğu Kudüs'ü işgal edilmiş bölge olarak değerlendiren tutumunun değişmediği de ifade ediliyor; dolayısıyla çalışma düzenine ilişkin uzlaşma, bölgenin statüsü konusunda ortak görüş anlamına gelmiyor.

İngiliz tarafının anlatımında düzenlemenin merkezinde personelin ve diplomatik mülklerin korunması bulunuyor. Açıklama, anlaşma sağlanmadan gerekli güvenlik güvencelerinin bulunmayacağını savunurken bazı çalışanların aileleriyle birlikte geçici olarak geri çağrıldığını bildiriyor; bu kişilerin Saar'ın açıkladığı ayrılacak diplomatlarla nasıl örtüştüğü belirtilmiyor.

İsrail tarafı konsolosluğun görevini tamamladığını duyururken İngiliz açıklaması temsilciliğin bağımsız biçimde hizmet verdiğini ve Filistinlilerle ilişkilerin korunacağını öne çıkarıyor. Sunulan bilgilerde, yeni statünün konsolosluk işlemlerini, personelin yetkilerini veya hizmetlere erişimi hangi somut kurallarla değiştirdiği açıklanmıyor.

Yerleşim ticaretinden diplomatik kısıtlamalara

Anlaşmazlığın önceki aşamasında, İngiltere ile Fransa'nın dahil olduğu 12 ülke, 8 Eylül'de işgal altındaki Filistin bölgelerinde bulunan İsrail yerleşimleriyle ticarete yasak getirme niyetini duyurmuştu. Aktarılan bilgi bir niyet açıklamasına işaret ediyor; yasağın yürürlüğe girdiğini veya uygulama kapsamını gösteren ayrıntılar sunulmuyor.

Saar, İngiltere'nin yerleşimlere yönelik kararına karşı açıklanan dört tedbirin tamamının hayata geçirildiğini savundu. Konsolosluk düzenlemesinin yanı sıra Kiryat Gat merkezindeki İngiliz temsilcilerin çıkarıldığını ve Batı Şeria'da Filistin Yönetimine bağlı güvenlik personeline verilen İngiliz eğitim desteğinin durdurulduğunu söyledi.

Bakan ayrıca çoğunluğu parlamenter olan 12 İngiliz vatandaşına ülkeye giriş kısıtlaması getirildiğini bildirdi. Bu uygulamalara ilişkin bağımsız teyit veya ayrıntılı resmi belgeler sunulan materyalde bulunmuyor; dolayısıyla tedbirlerin tamamlandığı iddiası Saar'ın açıklamasına dayanıyor.

İngiltere adına aktarılan metin ise 8 Eylül kararlarından vazgeçilmediğini belirtiyor ve bunları İsraillilerle Filistinlilerin güvenliğini amaçlayan iki devletli çözüm yaklaşımıyla ilişkilendiriyor. Bu anlatım, temsilciliğin çalışmasına ilişkin mutabakatı yerleşim politikasında geri adım olarak sunmuyor; diplomatik temasla politika ayrılığını birlikte koruyor.

Karşılık vermeme taahhüdünün koşulu var

Yeni düzenlemenin sınırları, karşılıklı adımlar konusunda iki tarafın kullandığı ifadelerde belirginleşiyor. Saar, Londra'nın İsrail'in tedbirlerine karşılık vermeyeceğini söylerken İngiliz tarafının açıklaması bu tutumu görüşmelerin devam etmesi ve inandırıcılığını koruması koşuluna bağlıyor; bu nedenle iki anlatım aynı kapsamda bir taahhüt içermiyor.

Londra adına yayımlandığı belirtilen metin, gelecek aylarda diplomatik kapasitenin yeniden artırılması için çalışılacağını bildiriyor. Bunun için kesin takvim veya personel hedefi verilmiyor; açıklama, bugünkü daraltılmış kadroyu kalıcı bir son durum olarak tanımlamıyor.

Görüşmeler sürerse temsilcilik üzerinden hizmetlerin korunması ve personel sayısının yeniden artırılması, İngiliz açıklamasında tarif edilen yol olarak duruyor. Temaslar kesilir veya Londra görüşmeleri artık inandırıcı bulmazsa karşılık vermeme koşulu ortadan kalkabilir; ancak böyle bir durumda hangi tedbirin gündeme geleceği açıklanmış değil.

More stories

Son haberler