İBB davasında savunma yapan Soner Yalçın: Kurgunun değil gerçeğin hüküm vermesini istiyorum

İBB davasının 68’inci gününde Soner Yalçın, savunmasında iddianamedeki delillerin suçlamayla bağının kurulmadığını söyledi.

Atlas Newsdesk ·

İBB davasında savunma yapan Soner Yalçın: Kurgunun değil gerçeğin hüküm vermesini istiyorum

İBB davasının 68’inci gününde Soner Yalçın, iddianamedeki delillerle suçlamalar arasında somut bağ kurulmadığını savundu.

Tutuksuz sanık olarak mahkemede konuşan Yalçın, hakkındaki isnadın ne olduğunu bildiğini ancak dosyadaki delillerle bu isnat arasında hangi hukuki zincirin kurulduğunu göremediğini söyledi. Savunma, gazetecilik faaliyeti ile suç isnadı arasındaki sınırın nasıl çizildiği sorusuna odaklandı.

68’inci gün savunması

Yalçın, mahkeme heyetine yaptığı açıklamada iddianameyi yeniden okuduğunu, buna rağmen suçlamanın dayandığı somut eylemi anlayamadığını belirtti. Suçlanan kişi açısından temel meselenin yalnızca isnadın adı değil, bu isnadın hangi fiille desteklendiği olduğunu ifade etti.

Savunmasında Kafka’nın Dava eserine de atıf yapan Yalçın, gerçeğin yerine kurgunun geçmesi halinde savunma hakkının anlamını yitireceğini söyledi. Bu benzetmeyi, kendi gazetecilik faaliyetlerinin sonradan kurulmuş bir anlatının içine yerleştirildiği iddiasını açıklamak için kullandı.

Delil zinciri itirazı

Yalçın’ın savunmasının merkezinde, iddianamede sonuç ile delil arasında kurulduğunu söylediği boşluk vardı. Gazeteci, iddia makamının bir hüküm cümlesi kurduğunu ancak o sonuca hangi eylemden ulaşıldığını göstermediğini ileri sürdü.

Yalçın, “Ben ne yaptım? Kime yardım ettim? Nasıl yardım ettim?” sözleriyle dosyada yanıtlanmadığını savunduğu soruları sıraladı. Hangi davranışının gazetecilik sınırını aştığı ve hangi eylemin suç olarak tarif edilen yapının faaliyetini kolaylaştırdığı konusunda açıklık bulunmadığını söyledi.

Bu itiraz, ceza yargılamasında temas, konuşma ve yazıların hangi koşullarda suç delili sayılabileceği tartışmasını öne çıkardı. Yalçın’a göre dosyada gösterilmesi gereken unsur, bir kişiyle tanışıklık ya da mesleki iletişim değil, bilerek ve isteyerek yardım edildiğini ortaya koyan somut olguydu.

Gazetecilik sınırı vurgusu

Yalçın, meslek hayatı boyunca farklı çevrelerle temas kurmasının gazeteciliğin doğal sonucu olduğunu belirtti. “Birisini tanımak, biriyle konuşmak suç değildir” diyerek telefon kayıtları veya tanışıklıkların tek başına ceza hukuku bakımından yeterli görülmemesi gerektiğini savundu.

Savunmasına göre telefon rehberinde bir ismin bulunması ya da bir görüşme yapılması, başka delillerle desteklenmedikçe suç isnadının parçası haline getirilemez. Yalçın, ceza hukukunun kimi tanıdığınızdan çok ne yaptığınız sorusuna yanıt aradığını söyledi.

Yalçın ayrıca kendisini herhangi bir iktidarın, partinin ya da siyasetçinin gazetecisi olarak tanımlamadığını belirtti. Mesleki güvenin gazetecinin asıl sermayesi olduğunu, bu güvenin kaybedilmesi halinde yazının kamuoyu üzerindeki ağırlığını yitireceğini ifade etti.

Mahkemenin değerlendireceği eşik

Davanın bu aşamasında mahkemenin önünde, iddianamedeki temas ve faaliyet kayıtlarının suçlama için yeterli bağlantı kurup kurmadığı sorusu bulunuyor. Mahkeme bu kayıtları yeterli görürse yargılama dosyadaki bağın niteliğine yoğunlaşacak; yeterli görmezse savunmanın somut delil itirazı daha merkezi hale gelecek.

Bu ayrım, yalnızca Yalçın bakımından değil, gazetecilik faaliyetlerinin ceza dosyalarında nasıl değerlendirileceği bakımından da önem taşıyor. Mesleki görüşmelerin hangi eşiği aştığında suçlama konusu yapılabileceği, medya davalarında savunma ve iddia makamlarının karşı karşıya geldiği başlıklardan biri olarak duruyor.

Yalçın savunmasının sonunda mahkemeden yorum yerine delile dayanmasını istedi. “Yorumun değil delilin; kurgunun değil gerçeğin hüküm vermesini istiyorum” sözleriyle dosyada kararın somut olgular üzerinden kurulması gerektiğini söyledi.

More stories