İngiltere ve Fransa arasındaki sığınmacı iade programında 1200 kişi kayıp
İngiltere ve Fransa'nın yürüttüğü sığınmacı iade pilot programında, gönderilen 1400 kişiden 1200'üyle irtibat kesildi. Programın geleceği ise tartışmalı.
Lauren Collins ·

İade Programında Takip Kaybı
İngiltere ve Fransa arasında Eylül 2025'te başlatılan "biri gider biri gelir" temelli sığınmacı iade pilot uygulaması, ciddi bir denetim sorunuyla karşı karşıya. Program kapsamında Fransa'ya gönderilen 1400 sığınmacıdan 1200'ünün yetkililerle bağı koptu. Şu an sadece 200 kişinin durumu hakkında güncel bilgi bulunuyor.
Kayıp kişilerin Avrupa genelinde izlerini kaybettirdiği ve ülkelerine geri gönderilme korkusuyla yeraltına çekildikleri tahmin ediliyor. Bu durum, sığınma süreçlerinin yönetilmesindeki yapısal zorlukları gözler önüne seriyor.
Çocukların İadesi Tartışma Yarattı
Programın en çok eleştirilen yönlerinden biri, yaşları tartışmalı olan en az 41 çocuğun iade edilmesi oldu. İnsan hakları kuruluşları, yasal koruma altındaki reşit olmayan bireylerin bu sürece dahil edilmesinin hukuka aykırı olduğunu savunuyor. İngiltere İçişleri Bakanlığı ise yaş tespitlerinin ve sınır dışı işlemlerinin yürürlükteki mevzuata uygun yapıldığını iddia ediyor.
Bağımsız izleme kurulları, programda kapasite aşımı ve çocukların gözaltına alınması gibi ciddi usulsüzlükler yaşandığını raporladı. Humans For Rights Network gibi sivil toplum örgütleri, iade edilen çocuklar arasında hukuki statüsü belirsiz olanların bulunduğunu belgeledi.
Programın Geleceği Belirsiz
Ekim ayı başında sona erecek olan mevcut anlaşmanın uzatılması için İngiliz hükümeti girişimlerde bulunuyor. Ancak Fransa tarafı, ikili anlaşmalar yerine daha kapsamlı ve Avrupa genelini kapsayan bir çözüm modelini tercih ettiğini belirtiyor. Diğer Avrupa ülkelerinden yeterli destek gelmemesi, mevcut ikili sistemin sürdürülebilirliğini zayıflatıyor.
Programın uzatılıp uzatılmayacağı veya kapsamının genişletilip genişletilmeyeceği henüz netleşmiş değil. İki ülke arasındaki yaklaşım farkları, göç yönetimi konusundaki iş birliğinin geleceğini doğrudan etkileyecek. Bu belirsizlik, özellikle savunmasız durumdaki sığınmacıların akıbeti konusunda endişeleri artırıyor.