İran-ABD ateşkesi Hürmüz güvenliğiyle sınanıyor

İran-ABD ateşkesi Hürmüz güvenliğiyle test ediliyor; tarafların farklı hedefleri enerji, taşımacılık ve piyasa risk primini etkileyebilir.

Cuneyd Erdogan ·

İran-ABD ateşkesi Hürmüz güvenliğiyle sınanıyor

İran ile ABD arasında, İsrail’in de dahil olduğu gerilimi geçici olarak durduran ateşkesin kalıcılığı belirsiz görünüyor. Ateşkes Pakistan’da sağlandı ve tarafların öncelikleri farklı olduğu için uygulama riski yüksek bir çerçevede ilerliyor. Süreç, küresel enerji taşımacılığı açısından kritik olan Hürmüz Boğazı’nda güvenli geçişin sürmesine odaklanıyor.

Gerilim 40 günü aşan bir dönemin ardından ateşkesle durdu. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hasan Basri Yalçın, TRT Haber’de yaptığı değerlendirmede ateşkesin “pamuk ipliğine bağlı” olduğunu söyledi. Yalçın’a göre ABD’nin kısa vadeli önceliği Hürmüz Boğazı’nın açık kalması, İran’ın önceliği ise ekonomik baskıların kaldırılması.

Ateşkesin tasarımında Hürmüz Boğazı belirleyici başlık olarak öne çıkıyor. Boğaz, Basra Körfezi’ni Umman Denizi’ne bağlayan dar bir geçit ve bölgedeki enerji ihracatının önemli kısmı bu hat üzerinden taşınıyor. Bu nedenle güvenli geçişe dönük her aksama, sigorta maliyetleri, navlun fiyatları ve enerji fiyatları üzerinden küresel enflasyon kanallarını etkileyebiliyor.

Yalçın’ın değerlendirmesinde İsrail’in çatışmaları tırmandırma eğilimi ateşkesin kırılganlığını artıran bir unsur olarak yer aldı. Bu çerçevede ateşkes, kapsamlı bir barış anlaşmasına dönüşmüş bir düzenleme olarak değil, tarafların kısa vadeli hedeflerini karşılamaya dönük bir ara formül olarak tarif ediliyor. İran’ın kapsamlı bir barış anlaşması talebiyle geçici ateşkesi kabul etmek zorunda kaldığı ifadesi, müzakere gündeminin ilerleyen aşamalarda yeniden sertleşebileceğine işaret ediyor.

Türkiye’nin süreçte diplomatik rol oynadığı bilgisi de öne çıktı. Haberde, Cumhurbaşkanı’nın 30’dan fazla devlet başkanıyla görüşme yaptığı ve Türkiye’nin ateşkesin sağlanmasında etkili olduğu belirtildi. Bu temas trafiği, Ankara’nın bölgesel krizlerde arabuluculuk ve kriz yönetimi kapasitesini görünür kılarken, aynı zamanda Türkiye’nin enerji arz güvenliği ve deniz ticareti hatlarının açık kalmasına dönük çıkarlarıyla da örtüşüyor.

Yalçın, İran’ın süreçte yönetici liderlerinin çoğunu kaybettiğini ve ekonomisinin ciddi zarar gördüğünü söyledi. Bu tür kayıplar, karar alma zincirinde süreklilik ve komuta-kontrol kapasitesi açısından belirsizlik yaratabildiği için ateşkesin sahadaki uygulanmasını da etkileyebilir. Ayrıca uluslararası siyasette çatışmaların bir bölgede “dondurulsa” bile başka bir yerde yeniden başlayabileceği uyarısı, riskin sadece bu hatta sınırlı kalmayabileceğini gösteriyor.

Özetle ateşkes, Hürmüz Boğazı’nda güvenli geçişi korumaya dönük kısa vadeli bir denge üretse de, tarafların hedefleri ayrıştığı için kırılgan bir zeminde ilerliyor. Kalıcılık, deniz güvenliği uygulamaları, yaptırım ve ekonomik baskı başlıkları ile bölgesel aktörlerin sahadaki davranışlarına bağlı kalmaya devam ediyor.

Olası Etkiler

Ülke Etkisi: Ateşkesin sürmesi, Türkiye’nin bölgesel diplomasi kapasitesini ve kriz yönetimi rolünü görünür kılabilir. Hürmüz’de riskin artması ise enerji maliyetleri ve dış ticaret kanalıyla Türkiye’de fiyatlama davranışlarını etkileyebilir.

Sektör Etkisi: Deniz taşımacılığı ve enerji tedarik zincirleri, Hürmüz geçişine bağlı olduğu için sigorta primleri ve navlun fiyatları üzerinden maliyet baskısı yaşayabilir. Rafineri marjları ve spot LNG/petrol tedarik planları, güvenlik algısına göre yeniden şekillenebilir.

Piyasa Etkisi: Jeopolitik risk primi, petrol ve ürün fiyatları ile savunma ve taşımacılık hisseleri arasında sektör rotasyonunu tetikleyebilir. Risk algısı, gelişen ülke varlıklarında CDS ve kur oynaklığı kanalıyla fiyatlamalara yansıyabilir.

More stories