ABD halkının yüzde 61’i İran askeri müdahalesine karşı çıkıyor
ABD anketi, İran’a askeri müdahaleye desteğin sınırlı kaldığını; Trump’ın onayı ve ekonomi değerlendirmesinin gerilediğini gösteriyor.
Cuneyd Erdogan ·

ABD’de İran’la tırmanan gerilim, Başkan Donald Trump’ın kamuoyu desteğinde ve ekonomi yönetimine verilen onayda belirgin bir düşüşle aynı döneme denk geldi. Reuters/Ipsos anketine göre Trump’ın genel onay oranı %36’ya indi ve bu seviye ikinci başkanlık dönemindeki en düşük nokta olarak kayda geçti. Aynı ankette seçmenlerin İran’a yönelik askeri saldırılara yaklaşımı da netleşti: Katılımcıların %35’i askeri müdahaleyi desteklerken %61’i karşı çıktı.
Veriler, dış politika geriliminin iç politikada iki kanaldan baskı yarattığını gösteriyor. İlk kanal, askeri müdahale fikrine yönelik düşük toplumsal destek. İkinci kanal ise İran kaynaklı risklerin küresel enerji piyasalarına yansımasıyla ekonomi algısının bozulması. Reuters/Ipsos sonuçlarına göre Trump’ın ekonomi yönetimine verilen destek %29’a geriledi; bu oran, Trump’ın iki başkanlık dönemi boyunca ekonomi başlığında görülen en düşük onay seviyesi olarak öne çıkıyor.
Benzer eğilim Fox News anketinde de görülüyor. Bu ankete göre seçmenlerin %64’ü Trump’ın İran politikasını onaylamıyor. Ayrıca seçmenlerin %58’i ABD’nin İran’a askeri müdahalesine karşı çıkıyor ve %52’si savaşın gidişatının olumsuz yönde ilerlediğini düşünüyor.
Bu tablo, Kasım ayında yapılacak ara seçimler öncesinde Cumhuriyetçi Parti açısından siyasi risk başlıklarını büyütüyor. Dış politika krizleri, ABD’de genelde “ulusal güvenlik” gündemini öne çıkarırken, enerji fiyatları ve enflasyon beklentileri üzerinden hanehalkı algısını da etkileyebiliyor. Anketlerde ekonomi onayının gerilemesi, seçmenin gündeminde yaşam maliyeti ve piyasa oynaklığının daha fazla yer tuttuğuna işaret ediyor.
Küresel ölçekte İran gerilimi, enerji arzı ve taşımacılık rotaları üzerinden fiyatlama davranışını etkileyebilen bir unsur olarak izleniyor. Bu tür dönemlerde petrol ve rafine ürün fiyatlarındaki dalgalanma, ithalatçı ülkelerde cari denge ve enflasyon kanalıyla makro riskleri artırabiliyor. Türkiye gibi enerji ithalatı yüksek ekonomilerde ise küresel enerji fiyatları ve risk primindeki hareketler, dış ticaret dengesi ve finansman koşulları üzerinden politika alanını daraltabiliyor.
Özetle, iki ayrı ankette de İran’a askeri müdahaleye mesafeli bir kamuoyu görünümü var ve bu görünüm Trump’ın genel onayı ile ekonomi performansı algısındaki düşüşle birlikte okunuyor. Ara seçimlere giderken dış politika kararlarının iç siyasi maliyeti, enerji piyasası etkileri ve ekonomik algı üzerinden daha görünür hale geliyor.
Olası Etkiler
Ülke Etkisi: ABD’de İran gerilimi, ara seçimler öncesinde dış politika kararlarının iç siyasi maliyetini artırabilir. Ekonomi onayındaki düşüş, enerji fiyatları ve enflasyon beklentileri üzerinden politika tartışmalarını etkileyebilir.
Sektör Etkisi: Enerji ve savunma başlıklarında belirsizlik, şirketlerin yatırım ve tedarik planlarını risk yönetimi odağına çekebilir. Enerji piyasasında dalgalanma, rafineri marjları ve taşımacılık maliyetleri üzerinden sektör kârlılıklarını etkileyebilir.
Piyasa Etkisi: Jeopolitik risk algısı, petrol fiyatları ve risk primi kanalıyla hisse, tahvil ve döviz piyasalarında oynaklığı artırabilir. ABD’de siyasi belirsizlik, güvenli liman talebi ve faiz beklentileri üzerinden fiyatlamalara yansıyabilir.