Glokom, geri dönüşümsüz körlüğün ana nedeni.
Hastalık genellikle belirti vermeden ilerler.
40 yaş üstü düzenli göz muayenesi şart.

Atlas AI
Glokom, dünya genelinde geri dönüşümsüz körlüğün en yaygın nedenlerinden biri olarak öne çıkıyor. İzmir Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Göz Hastalıkları Kliniği Uzmanı Prof. Dr. Şeyda Uğurlu, 9 Mart 2026 tarihinde yaptığı açıklamada, göz tansiyonu olarak da bilinen bu hastalığın göz içi sinirlerde kalıcı hasara yol açtığını ve bu durumun görme kaybıyla sonuçlandığını belirtti.
Hastalığın sinsi ilerleyişi, genellikle belirgin semptomlar göstermeden görme yetisini etkilemesi, erken teşhisin kritik önemini vurguluyor.
Glokom, göz içindeki sıvı basıncının artmasıyla optik sinire zarar veren bir grup göz hastalığını kapsar. Bu hasar, sinir liflerinin tahrip olmasına ve zamanla görme alanında daralmaya neden olur. Hastalık ilerledikçe, merkezi görme de etkilenebilir ve tedavi edilmediği takdirde tam körlüğe yol açabilir. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, glokom dünya genelinde milyonlarca insanı etkilemekte ve yaşa bağlı görme kaybının önemli bir nedeni olarak kabul edilmektedir.
Prof. Dr. Uğurlu, özellikle 40 yaş ve üzeri bireylerin düzenli göz muayenelerinden geçmesinin hayati olduğunu ifade etti. Aile öyküsünde glokom bulunan kişilerin ise daha genç yaşlardan itibaren periyodik olarak takip edilmesi öneriliyor. Bu risk faktörleri, hastalığın genetik yatkınlığını ve erken müdahale gerekliliğini ortaya koyuyor. Erken teşhis, hastalığın ilerlemesini durdurmak ve mevcut görme yetisini korumak için tek etkili yöntemdir.
Kaybedilen görme yetisinin geri kazanılamaması, önleyici tedbirlerin ve düzenli kontrollerin önemini artırmaktadır.
Glokom tanısı konulan hastalar için tedavi seçenekleri genellikle göz içi basıncını düşürmeye odaklanır. Bu tedaviler arasında göz damlaları, lazer tedavisi ve cerrahi müdahaleler yer alabilir. Tedavinin amacı, optik sinir üzerindeki baskıyı azaltarak daha fazla hasarı önlemektir. Hastalığın ciddiyetine ve ilerleme hızına bağlı olarak, tedavi ve takip sıklığı kişiye özel olarak belirlenir.
Genel olarak, glokom hastalarının 1 ila 2 yıl aralıklarla kontrol muayenelerine gitmeleri tavsiye edilirken, bazı durumlarda daha sık kontroller gerekebilir.
Öznur Özbek (43) ve Temam Altınöz (57) gibi glokom hastalarının deneyimleri, erken teşhisin faydalarını somut bir şekilde ortaya koyuyor. Her iki hasta da düzenli kontroller sayesinde hastalığın ilerlemesini yavaşlatabildiklerini ve görme yetilerini koruyabildiklerini belirtti. Bu örnekler, toplumda glokom farkındalığının artırılması ve düzenli göz sağlığı kontrollerinin teşvik edilmesi gerektiğini göstermektedir.
Glokomun sinsi doğası göz önüne alındığında, semptomlar ortaya çıkmadan önce yapılan rutin muayeneler, geri dönüşümsüz görme kaybının önlenmesinde kilit rol oynamaktadır.
Ülke Etkisi: Bu durum, Türkiye'de halk sağlığı politikalarını ve göz sağlığı tarama programlarını etkileyebilir. Erken teşhisin önemi, ulusal sağlık bütçesinden göz sağlığı hizmetlerine ayrılan payın artırılmasına yol açabilir. Ayrıca, glokom farkındalık kampanyaları ve eğitim programları yaygınlaşabilir.
Sektör Etkisi: Göz sağlığı sektöründe, glokom teşhis ve tedavi teknolojilerine olan talep artabilir. Optik cihaz üreticileri ve ilaç firmaları, yeni ürün ve hizmet geliştirme konusunda teşvik edilebilir. Göz doktorları ve optisyenler için eğitim ve uzmanlaşma ihtiyacı artış gösterebilir.
Piyasa Etkisi: Sağlık sigortası piyasasında, glokom tarama ve tedavi maliyetleri sigorta primlerini etkileyebilir. Tıbbi cihaz ve ilaç şirketlerinin hisse değerleri, glokom tedavisine yönelik yenilikçi çözümlerin geliştirilmesiyle dalgalanabilir. Kamu ve özel sağlık harcamaları üzerinde baskı oluşabilir.


