Fransa rotasını Türkiye'ye çevirdi: Avrupa güvenliğinde yeni ortaklık
Türkiye-Fransa ilişkilerinde Paris’in güvenlik merkezli yeni yaklaşımı, Ankara’nın Rusya ile mesafelenmesi ve Avrupa savunması tartışmalarıyla hızlandı.
Atlas Newsdesk ·

Türkiye-Fransa ilişkilerinde Paris, Ankara’yı Avrupa güvenliğinin ana aktörlerinden biri olarak yeniden konumlandırıyor.
Middle East Eye'ın haberine göre Fransa, Suriye, Ermenistan ve Doğu Akdeniz başlıklarında biriken gerilimlerin ardından Türkiye ile daha işlevsel bir diplomatik hat kurmaya hazırlanıyor. Süreci izleyen Batılı bir kaynak, Paris’in Avrupa güvenliğini Türkiye’yi merkeze alan bir mimari içinde düşündüğünü söyledi.
Kaynağın ifadesiyle, “Fransa, Avrupa güvenliğinin geleceğini, Türkiye’yi bu yapının temel taşlarından biri olarak görerek planlıyor”. Bu değerlendirme, Fransa’nın Türkiye’ye yalnızca ikili ilişkiler penceresinden değil, kıta güvenliğinin geleceği üzerinden baktığını gösteriyor.
Paris, Ankara’yı denkleme alıyor
Yakınlaşmanın merkezinde Fransa’nın öncülük ettiği “Gönüllüler Koalisyonu” girişimi bulunuyor. Haberde bu mekanizma, 1945 sonrasında Avrupa ölçeğinde kurulan NATO harici ilk askeri yapılanma olarak tanımlandı.
Girişimin amacı, Avrupa’ya güvenlik garantileri sağlayabilecek yeni bir askeri ve siyasi çerçeve oluşturmak olarak aktarılıyor. Aynı kaynağa göre Türkiye’nin bu yapıdaki olası rolü, Fransa ile ortaklığını gelecek yıllarda daha önemli hale getirebilir.
Bu çizgi, Paris’in Türkiye’ye dönük yaklaşımında güvenlik dosyasını diplomatik anlaşmazlıkların önüne koyduğuna işaret ediyor. Fransa açısından Ankara, Karadeniz, Doğu Akdeniz, Kafkasya ve Orta Doğu bağlantıları nedeniyle Avrupa savunması tartışmalarında dışarıda bırakılması zor bir aktör.
Rusya sinyali Paris’i etkiledi
Fransa’nın hesaplarında öne çıkan diğer unsur, Türkiye ile Rusya arasındaki mesafenin açıldığı yönündeki değerlendirme oldu. Kaynaklara göre Paris, Ankara-Moskova hattındaki soğumayı Türkiye ile daha yakın çalışmak için önemli bir işaret olarak okuyor.
Haberde, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin arasındaki temasların belirgin biçimde azaldığı belirtildi. Ayrıca 2023’ten bu yana iki ülke arasında devlet başkanlığı düzeyinde ikili ziyaret yapılmadığı aktarıldı.
Türk yetkililerin Moskova’ya dönük Batı yaptırımlarına daha fazla uyum sağladığı da iddialar arasında yer aldı. Aynı çerçevede Ankara’nın Rusya ile büyük doğalgaz alım anlaşmalarını yenilemediği bildirildi.
Eski dosyalar hâlâ masada
Yeni temas arayışı, iki ülke arasındaki önceki ayrışmaları ortadan kaldırmış değil. Suriye politikası, Ermenistan’a verilen destek ve Doğu Akdeniz’deki pozisyonlar, Fransa ile Türkiye arasında uzun süre güven bunalımı yaratan ana başlıklar oldu.
Bu nedenle olası yakınlaşmanın hızı, güvenlik ortaklığının bu dosyalardaki siyasi gerilimi ne ölçüde dengeleyebileceğine bağlı kalacak. Paris’in önceliği Avrupa güvenliği ise Ankara’nın önceliği de kendi bölgesel çıkarlarının Avrupa mekanizmalarında tanınması olacaktır.
Savunma diplomasisi, bu dönüşümden ilk etkilenecek alan olabilir. Eğer Fransa Türkiye’yi yeni güvenlik yapılanmasının taşıyıcı aktörlerinden biri olarak konumlandırırsa, askeri koordinasyon, planlama ve istihbarat paylaşımı gibi başlıklarda daha düzenli kanallar açılabilir.
Enerji ve finans alanı da aynı denklemden etkilenir. Rus gazı kontratları yenilenmez ve yaptırım uyumu artarsa, enerji tedarikçileri, bankalar ve lojistik şirketleri Rusya bağlantılı işlemlerde daha sıkı uyum süreçleriyle karşılaşabilir.
Üç koşullu yol beliriyor
İlk senaryoda, Fransa ile Türkiye arasındaki temaslar kurumsallaşır ve Gönüllüler Koalisyonu Ankara’yı kapsayan bir çerçeveye dönüşür. Bu durumda Avrupa güvenliği NATO dışı kanallarla da desteklenir, Türkiye Paris nezdinde daha merkezi bir ortak olur ve savunma sektörü yeni iş birliği başlıkları kazanır.
İkinci senaryoda, Suriye, Ermenistan veya Doğu Akdeniz dosyalarından biri yeniden sertleşir. Böyle bir durumda Avrupa güvenliği tarafında ortak zemin daralır, Fransa Türkiye’ye karşı daha ihtiyatlı bir çizgiye döner ve savunma ile enerji temasları daha işlem bazlı kalır.
Üçüncü senaryoda, Ankara-Moskova hattındaki soğuma derinleşir ve yaptırım uyumu daha görünür hale gelir. Bu yol Avrupa’nın Rusya karşısındaki siyasi cephesini güçlendirebilir, Türkiye’nin Batı güvenlik mimarisindeki ağırlığını artırabilir ve enerji piyasasında alternatif tedarik arayışlarını hızlandırabilir.
En açık belirsizlik, bu değerlendirmelerin ne kadarının resmi politika kararına dönüşeceği. İzlenecek başlıklar arasında Fransa-Türkiye temaslarının takvimi, Gönüllüler Koalisyonu’nun kapsamı, Rusya ile enerji sözleşmelerinin seyri ve yaptırım uygulamalarındaki pratik adımlar bulunuyor.