Filistinli mahkumun ölümünde gardiyanın mesajları ortaya çıktı: “Copum epey dezenfeksiyondan sonra iyi”
İsrail’de 12 cezaevi görevlisi, Filistinli mahkum Thaer Abu Asab’ın 2023’te Ketziot Cezaevi’nde dövülerek hayatını kaybetmesiyle ilgili olarak yargılanacak.
Atlas Newsdesk ·

Ketziot davasında 12 cezaevi görevlisi, Filistinli mahkum Thaer Abu Asab’ın ölümü nedeniyle taksirle ölüme neden olma suçlamasıyla yargılanacak.
Beerşeba Bölge Mahkemesi’ne sunulan iddianame, Kasım 2023’te Necef Çölü’ndeki Ketziot Cezaevi’nde yaşanan ölümün emir-komuta zinciri içinde gerçekleşen bir saldırıyla bağlantılı olduğunu öne sürüyor. Dosyanın merkezinde, 38 yaşındaki Abu Asab’ın hücresinde darbedildikten sonra hayatını kaybetmesi var.
Beerşeba iddianamesindeki 18 Kasım
Devlet Savcılığı’nın iddianamesine göre kıdemli cezaevi görevlisi Walid Hatib, 18 Kasım 2023’te sorumluluğundaki bölümde bulunan 11 gardiyana bir hücreye girme talimatı verdi. Savcılık, bu talimatın ardından mahkumlara yumruk, tekme ve coplarla saldırıldığını ileri sürdü.
İddianamede Hatib’in en az bir mahkuma vurduğu ve saldırıyı birkaç dakika boyunca yönettiği iddia edildi. Savcılık, görevlilerin mahkumlara fiziksel zarar vermeyi amaçladıklarını ve eylemin ölümle sonuçlanabileceğini bildiklerini savundu.
Adli anlatıma göre Abu Asab’ın çok sayıda kaburgası kırıldı; kalbin sol karıncığı ile sağ kulakçığında yırtılmalar oluştu. İddianame, bu yaralanmaların kalp yetmezliğine ve ardından ölüme yol açtığını kaydetti.
Aliga mesajlarında kan anlatımı
İsrail basınında yayımlanan özel yazışmalara göre cezaevi görevlisi Oshrit Aliga, Abu Asab’ın öldüğü gece bir arkadaşına mahkumun artık hayatta olmadığını yazdı. Aynı yazışmalarda Aliga’nın olaydan memnun olduğunu, yerde çok kan bulunduğunu ve mahkumların ağır biçimde dövüldüğünü anlattığı aktarıldı.
Haberde, Aliga’nın pişmanlık duymadığını söylediği ve kariyerini riske atmaya hazır olduğunu yazdığı belirtildi. Aliga’nın ayrıca vardiya komutanının olay öncesindeki brifingde sert müdahaleden söz ettiğini, katılmak istemeyenlerin bunu önceden bildirmesini istediğini ileri sürdüğü aktarıldı.
Aralık 2023 tarihli başka mesajlarda Aliga’nın yeni getirilen Filistinli tutuklulara yönelik şiddeti olağan bir uygulama gibi anlattığı bildirildi. Yazışmalara göre Aliga, gözleri bağlı ve iç çamaşırlarıyla bekletilen mahkumlardan, cop kullanımından ve kelepçeli kişilerin bulunduğu hücrelere girişlerden söz etti.
Habere göre Aliga, cezaevi görevlisi olan partneri Tamer Trudi ile yazışmalarında 7 Ekim saldırıları sonrasında cezaevine getirilen 70 Filistinli mahkumdan bahsetti. Aliga’nın, kelepçe sayısının yetersiz kaldığı durumlarda bazı mahkumların birlikte darbedildiğini ve vardiya komutanının kemerle vurduğunu öne sürdüğü aktarıldı.
Bu mesajlara rağmen Aliga hakkında dava açılmadığı bildirildi. Dosyada yargılanacak isimler 12 görevliyle sınırlı kalırken, yayımlanan yazışmalar cezaevi içindeki uygulamalara ilişkin ayrı bir inceleme baskısı yaratıyor.
105 ölümün cezaevi gölgesi
Abu Asab, Fetih hareketi üyesiydi ve bir saldırıyla bağlantılı cinayete teşebbüs suçlaması nedeniyle 2005’ten bu yana cezaevinde tutuluyordu. Ölümü, 7 Ekim 2023 sonrası İsrail cezaevleri ve gözaltı merkezlerindeki Filistinli tutuklulara yönelik muamele tartışmasının içinde yer alıyor.
İsrail’deki İşkenceye Karşı Kamu Komitesi, 12 gardiyan hakkında dava açılmasını olumlu bir adım olarak değerlendirdi. Komite, buna karşın dosyanın cezaevlerindeki ihlal iddialarının yalnızca küçük bir bölümünü kapsadığını belirtti.
İnsan Hakları İçin Doktorlar İsrail örgütünün verilerine göre 7 Ekim 2023’ten bu yana İsrail cezaevleri ve gözaltı merkezlerinde 105 Filistinli mahkum hayatını kaybetti. İsrailli ve uluslararası hak örgütleri, bu dönemde sistematik şiddet ve kötü muamele iddialarını belgelediklerini söylüyor.
Yargılama cezaevi zincirini sınayacak
Mahkeme iddianamedeki emir-komuta anlatısını kabul ederse, dava yalnızca bireysel şiddet iddiasını değil, vardiya düzeni ve denetim sorumluluğunu da öne çıkarabilir. Bu yol, İsrail Cezaevi Servisi üzerinde disiplin, eğitim ve kamera kayıtları gibi iç kontrol mekanizmalarını açıklama baskısını artırır.
Eğer yargılama dar bir fail grubuyla sınırlı kalırsa, cezaevi sistemi üzerindeki kurumsal baskı daha yavaş ilerleyebilir. Buna karşılık 105 ölüm verisi ve yayımlanan yazışmalar, insan hakları örgütlerinin İsrail cezaevlerine ilişkin uluslararası denetim çağrılarını canlı tutacaktır.
Dosyanın açık sorusu, mahkemenin ölümle sonuçlanan saldırı iddiasını tek bir vardiyanın eylemi olarak mı, yoksa daha geniş bir cezaevi pratiğinin parçası olarak mı ele alacağıdır. Bu ayrım, hem Abu Asab dosyasındaki cezai sorumluluğu hem de İsrail’deki tutuklu muamelesi tartışmasının yönünü belirleyecek.