F-35 ve CAATSA hattında Kongre’den Ankara’ya ret
F-35 pazarlığında Kongre, CAATSA yaptırımlarının gevşemesi için Türkiye'nin Rus füze sistemleri sorununu çözmesi gerektiği mesajını verdi.
Atlas Newsdesk ·

F-35 pazarlığı, Trump’ın NATO Zirvesi sonrası verdiği esneklik sinyaline rağmen Kongre’de CAATSA engeline takıldı. Aktarılan bilgilere göre, Washington’da iki partiden etkili isimler Ankara ile savunma iş birliğinin yeniden açılması için Rus füze sistemleri dosyasını temel şart olarak görüyor.
ABD Kongresi’nin Cumhuriyetçi ve Demokrat kanadından üç isim, Türkiye’nin F-35 programına dönüşü ve CAATSA yaptırımlarının hafifletilmesi konusunda Beyaz Saray’ın tek başına alan açmasına mesafeli durdu. Bu çıkış, Başkan Donald Trump’ın NATO Zirvesi’nde Türkiye’ye yönelik yaptırımların gözden geçirilebileceği yönünde verdiği mesajdan sonra geldi.
Kongre Trump sinyalini sınırlıyor
Dosyanın merkezinde, yürütme ile yasama arasındaki savunma politikası gerilimi var. Trump’ın Ankara ile ilişkilerde esneklik arayışına girebileceği yönündeki işaret, Kongre tarafında yaptırımların siyasi pazarlıkla zayıflatılabileceği endişesini güçlendirdi.
Idaho Eyaleti Cumhuriyetçi Senatörü ve Senato Dış İlişkiler Komitesi Başkanı Jim Risch, Kongre’nin tutumunu Rus füzeleri başlığı üzerinden tanımladı. Risch’e göre Washington-Ankara savunma hattındaki ana engel, Türkiye’nin Rus yapımı füze sistemleriyle ilgili çözülmemiş pozisyonu.
Bu çerçeve, F-35 meselesini yalnızca uçak satışı veya ikili pazarlık konusu olmaktan çıkarıyor. Kongre açısından dosya, NATO içindeki güvenlik uyumu, Rus savunma teknolojisine mesafe ve ABD’nin yaptırım rejiminin inandırıcılığı ile bağlantılı görülüyor.
CAATSA kilidi savunma hattında
CAATSA yaptırımları, ABD’nin Rusya ile savunma alanında işlem yapan ülkelere yönelik baskı araçları arasında yer alıyor. Türkiye dosyasında bu mekanizma, Ankara’nın Rus füze sistemleri nedeniyle ABD savunma ekosisteminden uzaklaşmasının temel gerekçesi olarak kullanıldı.
F-35 programı bakımından Kongre’nin tavrı, üretici şirketlerden tedarik zincirine kadar geniş bir savunma sanayisi çevresini ilgilendiriyor. Programın siyasi onay süreçlerine bağlı kalması, teknik uyumluluk kadar dış politika güveninin de belirleyici olduğunu gösteriyor.
Ankara açısından kısa vadeli sonuç, Washington’daki temaslarda Beyaz Saray’dan alınabilecek olumlu mesajların Kongre onayı olmadan yeterli olmayabileceği gerçeği. Bu durum, Türkiye’nin savunma modernizasyon planlarında ABD kanalıyla ilerleyen başlıkları siyasi risklere daha açık hale getiriyor.
Rus füzeleri belirleyici şart
Senato kanadından gelen mesajın somut sonucu, pazarlığın ağırlık merkezini yeniden Rus füze sistemleri dosyasına taşıması oldu. Eğer Ankara bu konuda Kongre’nin kabul edebileceği bir güvence sunmazsa, F-35 programına dönüş ve CAATSA yaptırımlarında gevşeme ihtimali daralır.
Eğer Trump yönetimi Kongre ile uyumlu bir çözüm ararsa, süreç daha yavaş fakat kurumsal olarak daha dayanıklı ilerleyebilir. Bu senaryoda küresel düzeyde NATO içi savunma koordinasyonu güçlenir, Türkiye açısından F-35 kapısı kontrollü biçimde aralanabilir, sektör açısından da ABD yaptırım rejiminin öngörülebilirliği korunur.
Eğer Beyaz Saray yaptırımları siyasi iradeyle gevşetmeye çalışır ve Kongre buna direnirse, belirsizlik uzar. Bu tabloda küresel etkiler doğrudan makro verilerden çok ittifak içi güven kanalıyla hissedilir; Türkiye savunma planlamasında alternatif arayışlarını canlı tutar, ABD savunma sanayisi de siyasi onay riskini fiyatlamaya devam eder.
Dosyada izlenecek ana başlık, Ankara’nın Rus füze sistemleri konusunda nasıl bir formül sunacağı ve Kongre’nin bunu yeterli görüp görmeyeceği olacak. Açık kalan risk, Trump’ın diplomatik esneklik mesajı ile Kongre’nin yaptırım çizgisi arasındaki farkın yeni bir kurumsal kilitlenmeye dönüşmesi.