Erdoğan'dan BM Resti: "Görevini İcra Edemez Hale Getirildi"
BM 81. Genel Kurulu'nda konuşan Erdoğan, Gazze'deki drama dikkat çekerek BM'nin işlevini yitirdiğini ve uluslararası sistemin çürüdüğünü vurguladı.
Atlas Newsdesk ·

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Birleşmiş Milletler (BM) 81. Genel Kurul oturumuna katılmak amacıyla, New York'taki temaslarını yürüttüğü Türkevi'nden eşi Emine Erdoğan ve beraberindeki heyetle birlikte ayrılarak hemen karşıdaki BM binasına yürüyerek geçti.
Ardından Genel Kurul'da kürsüye çıkan Erdoğan, dünyaya güçlü bir Filistin mesajı verdi. Konuşmasında Gazze'deki katliamlara sert tepki gösteren Cumhurbaşkanı, Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas'ın bu önemli zirvede yer alamamasının vicdanları kanattığını belirterek, son 30 yılın en kanlı dönemine şahitlik edildiğinin altını çizdi.
Erdoğan'ın konuşmasından öne çıkanlar şöyle:
"10 yıla yakın süredir BM Genel Sekreterliği görevini tarafsızlıkla ve cesaretle yöneten kıymetli dostum sayın Guterres'e tebriklerimizi iletiyorum. Üye ülkelerinin kahir ekseriyetinin resmen tanıdığı Filistin devletinin değerli başkanı sayın Mahmud Abbas üst üste 2 yıl bu salonda yer alamıyor.
Filistinli kardeşlerimize yönelik bu haksızlık vicdanları yaralamaktadır. Sayın Abbas bizzat burada bulunamasa da bizler tıpkı geçen yıl olduğu gibi özgür ve egemen Filistin devletinin sesi olacak, Filistin halkının bu mücadelesini bu kürsüden dünyaya duyurmaya devam edeceğiz.
Bu vesile ile bir kez daha Filistin devletini henüz tanımamış tüm ülkeleri bu kararlarını gözden geçirmeye davet ediyorum. Son 1 yıldaki tabloya göz atmak kafidir. Geride bıraktığımız 12 ay, 60'ı aşkın çatışma ve savaşla son 30 yılın en kanlı dönemlerinden biri olarak kayıtlara geçti. Gazze, Ukrayna, Rusya, İran, Lübnan'da 250 bin insan hayatını kaybetti. Tarifsiz acılar yaşandı. Yüz binlercesi doğduğu büyüdüğü toprakları terk etmek zorunda kaldı.
Gazze'de son 3 yılda 74 bin İsrail'in devlet terörünün kurbanı oldu. Gazze halkı halen yıkıntıların altında sevdiklerini arıyor. Eşlerinin, çocuklarının, anne, babalarının naaşlarını çıkarıyor. İsrail'in saldırılarında ellerini, ayaklarını kaybetmiş masum yavrular, tahtadan yapılan protezlerle okullarına gitmeye, hayata tutunmaya çalışıyor.
Gazze'deki hastanelerde yakıt sıkıntısı nedeniyle jeneratörlerin yüzde 70inden fazlası hizmet veremiyor. Evlatlarının ve torunlarının üzerine titreyen bir baba ve dede olarak bu kürsüden bizim için vicdanımız parçalanarak şunu ifade etmek zorundayım; Gazze dünyanın en büyük çocuk kabristanı değil aynı zamanda dünyada en yüksek çocuk ampute oranına sahip bölgedir.
Gazze çağımızın en insanlık dışı, en utanç verici temerküz kampıdır. Başkan Trump'ın gayretleri bizim de dahil olduğumuz ülkelerin katkılarıyla varılan ateşkes sonrasında bile katledilen Gazze'lilerin sayısı 1500'ü aşmıştır. Filistin Direniş Hareketi barış planının ikinci aşamasını kabul ettiği halde İsrail hükümeti barışa yanaşmıyor. Kudüs'te müslüman ve hristiyanların kutsal mekanlara erişimi engelleniyor. Bugün kalbimle kelamım arasında yine perde koymadan bazı gerçekleri açık açık ifade edeceğim. Kimse gücenmesin, kusura bakmasın, alınmasın. Bu Tayyip Erdoğan'ın şahsi meselesi değildir. İnsani meseledir. Hepimiz için vicdani meseledir. Karşımızda öldürmeyle doyamayan soykırımcı zihniyet var. Son derece vahim tablo var.
Yüreğinde insanlık, merhamet, şefkat olan insaf ve vicdan sahibi hiç kimse bu tabloya gözlerini kapatamaz.
BM Teşkilatı görevini icra edemez hale geldi
Hepimizi sarsması gereken bu manzaranın bize anlattığı şudur. 81 yıl önce barış ve güvenliği korumak için kurulan BM teşkilatı bu görevini icra edemez hale gelmiş, daha doğrusu getirilmiştir. Teşkilat kan kaybetmeye devam etmektedir. Umutlarını BM'ye bağlamış olanlar derin bir hayal kırıklığı içindedir. Bir gün herkes insanlığın ortak vicdanına sığınmak zorunda kalacaktır. Bugün kendimizi güven içinde, refah içinde, esenlik içinde hissedebiliriz, çatışma bölgelerinden, kriz bölgelerinden uzakta konfor içinde yaşayabiliriz. Yarın ne olacağını hiçbirimiz bilemeyiz. Bunun için uluslararası sisteme duyulan güvenin yeniden tesisine odaklanan bu yılki genel kurul temasını isabetli buluyorum.
Sayın Genel Sekreterin girişimi dahil bu yönde samimi çabaları destekliyoruz. Eğer BM'ye olan güven gerçekten artırılmak isteniyorsa yapılması gerekenler bellidir. Gazze'de çocuklar güven içinde olacak. Filistinli yavrular gökyüzüne bakınca savaş uçaklarını, İHA, SİHA'ları değil özgürce süzülen uçurtmaları görecek.
Asyalı emekçilerin alın teri vahşi kapitalistler tarafından sömürülmeyecek
Lübnan'da çocuklar bomba sesleriyle uyanmayacak. Asyalı emekçilerin alın teri vahşi kapitalistler tarafından sömürülmeyecek. Afrikalı kardeşlerimiz geleceğine güvenle bakacak. BM'ye güven ancak bu şekilde yeniden sağlanabilir. 190'dan fazla ülkenin iradesinin 5 ülkenin keyfine bağlı olduğu yapı ne adildir ne de güveni tam manasıyla tesis edebilir.
Dünya 5'ten büyüktür
Güvenlik Konseyi dünya 5'ten büyüktür ilkesine göre mutlaka reforme edilmelidir. Bir yandan hızla gelişen teknolojiye ayak uydurmamız gerekirken diğer yandan adil düzenin inşası gibi meşakkatli ancak ulvi bir sorumluluk taşıyoruz. Bazı temel prensipleri sizlerle paylaşmak istiyorum. Uluslararası hukukun güçlüye farklı, zayıfa farklı uygulandığı anlayışı değiştirmek mecburiyetindeyiz. Yapanın yanına kâr kaldığı, cezasızlığın sıradanlaştığı sistem çürümeye mahkumdur.
Uluslararası iradenin krizlerin çözümünde tıkandığı her aşamada yeni bir yol açmak için bölgesel sahiplenmeyi kullanmak durumundayız. Karadeniz Tahıl Koridoru gibi Türkiye olarak her konuda netice aldık. İş birliğini ve açık diplomasiyi devletler arası münasebetlerin merkezine koyan anlayışı yeniden tesis etmeliyiz. Güvensizlik üzerine bina edilen siyaset anlayışının kazananı olmadığını tarih acı tecrübelerle pek çok defa göstermiştir.
Çözüm üreten yeni paradigmayı beraber inşa etmeliyiz
Dünya genelinde derinleşen gelir adaletsizliklerine çözüm üreten yeni paradigmayı beraber inşa etmeliyiz. Biz bunun yolunu ortak kalkınma, dayanışma ve bağlantısızlıkta geçtiğine inanıyoruz. Birbirine yollar, ticaret, enerji hatları ve ortak üretimle bağlanan toplumlar eninde, sonunda huzur ve istikrarda birleşecektir. İnsan merkezli teknoloji anlayışını hakim kılarak teknolojiye sahip olanlar ve olmayanlar arasında yeni duvarlar örülmesine izin vermemeliyiz. Tekno-kutuplaşma ve dijital hegemonya ne BM ne de onun asli unsuru olan devletlerin hayrınadır.
Türkiye olarak bu ilkeleri sadece dile getirmekle kalmıyoruz. Attığımız her adımda daha adil, insani uluslararası sistemin arayışındayız. Pakistan ve Suudi Arabistan'la kurduğumuz savunma ittifakı ile aramızdaki dayanışmayı perçinliyor, bölgemizdeki sorunlara çözümler üretmeyi amaçlıyoruz. Körfez'de savaş ortamının sona erdirilmesi için çabalarımız sürüyor. Buradaki çatışmaları civar bölgelere yaymak gibi tehlikeli girişiminin kimseye faydası olmadığının altını çiziyorum. Gazze'de attığımız imzanın takipçisiyiz. Gazze'nin yeniden inşasına vakit kaybetmeden başlamamız gerekiyor. Bu konuda sizleri İsrail üzerinde daha fazla baskı kurmaya davet ediyorum. Filistin devletini boğma girişimleri hüsrana uğrayacaktır.
1967 sınırlarında başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız ve toprak bütünlüğüne sahip Filistin devletinin vücut bulacağı o güzel günleri inşallah göreceğiz. Dostlarım, 14 yıllık zulmün ardından Suriye 8 Aralık d evrimiyle yeni bir yola girdi. Cumhurbaşkanı Şara'nın liderliğinde Suriye'nin her türlü tahrike rağmen güvenli ve huzurlu ülke hedefine ilerlediğini görüyoruz. Kardeş Suriye halkının yanında olmaya devam edeceğiz. Irak'ta devlet otoritesinin güçlendirilmesi ve istikrarın tahkim edilme çabalarına desteğimiz tamdır. Stratejik ulaştırma ve enerjide Irak'la işbirliğiyle çalışıyoruz.
Rusya-Ukrayna savaşında Ukrayna'nın egemenliği ve toprak bütünlüğü ile barışın sağlanması arzumuzdur. Savaşın daha geniş coğrafyaya yayılmasının önlenmesi amacıyla taraflarla temaslarımızı sürdürüyoruz Karadeniz'de ticari gemilere kim tarafından yapılırsa yapılsın saldırıların kabul edilemez olduğunu bir kez daha vurguluyorum. Hürmüz, Ege ve Doğu Akdeniz'de meselelerin uluslararası hukuka uygun şekilde çözülmesini arzu ediyoruz. Doğu Akdeniz Konferansı önerimiz müşterek zemine katkı yapacaktır. Bu vesile ile Kıbrıs Türk halkının egemen eşitliği ve eşit uluslararası statüsü tescil edilmeli, maruz bırakıldığı gayri insani izolasyon artık son bulmalıdır. Uluslararası toplumu KKTC'yi tanımaya, siyasi, diplomatik ve ekonomik ilişkileri tesis etmeye davet ediyorum.
Türkiye gelişen savunma sanayisiyle şoklara karşı dirençli ekonomisiyle çatışmaların ortasında adeta istikrar adası olmayı sürdürmektedir. Avrupa'nın ayrılmaz parçası olarak ülkemiz kıtanın refah ve güvenliğinin temininde önemli roller üstlenmektedir. Ev sahipliği yaptığımız NATO Ankara zirvesi ortak güvenliğimize ilişkin kararlılığımızın somut nişanesi olmuştur. Türkiye'nin güvenlik mimari dışında bırakılmış bir Avrupa'nın daha güvenli olması mümkün değildir.
Balkanlar güçlü tarihi, kültürel ve beşeri bağlarımızın olduğu bölgedir
Balkanlar bizim güçlü tarihi, kültürel ve beşeri bağlarımızın olduğu bölgedir. Balkan Barış Platformu'nda birliğimizi derinleştirecek ortak adımlar atıyoruz. Güney Kafkasya'ya bakışımız son derece nettir. Azerbaycan ile Ermenistan arasında kalıcı barışın tesisini temin etmeye çalışıyoruz. Ermenistan'la yürüttüğümüz normalleşme sürecini kararlılıkla ilerletiyoruz. Türk Devletleri Teşkilatı örnek bir bölgesel işbirliği modeli haline gelmiştir. 30 Ekim'de Ankara'da yapılacak liderler zirvesi yeni ufuklar açacaktır. Aralık ayında Libya'da düzenleyeceğimiz Türkiye-Afrika zirvesi kurumsal ortaklığımızın sembolüdür. Güney Asya'da Keşmir meselesi dahil tüm ihtilafların BM kararları çerçevesinde diyalogla ele alınması önemlidir.
Sudan'da ateşkes ve kalıcı barış çabalarına, Somali'de güvenlik, kalkınma ve kurumsal kapasitenin güçlendirilmesi gayretlerine desteğimiz tamdır. Libya'da istikrar ve sükûnetin korunması önceliğimizdir. Yeniden Asya girişimimizle Asya Pasifik'te ilişkilerimizi geliştirmeye devam ediyoruz. Latin Amerika ve Karayip ülkeleriyle ilişkilerimizi karşılıklı saygı, ortaklık ve kazan kazan anlayışıyla gerçekleştiriyoruz.
Hepimiz rızkımızı, yaşam kaynağımızı tabiattan alıyoruz. Dünyamız çevre ve iklim noktasında ciddi tehditlerin eşiğinde bulunuyor. Birçok canlı iklim değişikliğinden etkileniyor. Gelişmekte olan ülkeler ve Pasifik bölgesi iklim krizini iliklerine kadar yaşarken ihtiyaç duydukları finansmana erişimde zorluklarla karşılaşıyor.
Cop31 Zirvesi'ne ev sahipliği yapacağız
Antalya'da COP31 zirvesine ev sahipliği yapacağız. İklim adaletinin öne çıkarılmasını sağlayacağız. Bu fırsattan istifade ile sizleri COP31 Liderler Zirvesi'ne davet ediyorum. Eşim Emine Erdoğan'ın "Dünya Ortak Evimizdir" diyerek başlattığı Sıfır Atık Hareketi küresel farkındalık seferberliğine dönüştü. İklim kriziyle mücadelenin pek çok yolu var. Sıfır Atık Hareketi tüm bu yolların birleştiği en sağlam köprüdür. Bu köprünün sizlerin de desteğiyle daha da güçleneceğine inanıyorum. İklim değişikliği kadar büyük tehlike israf kültürünün yaygınlaşmasıdır. Dünyada her yıl 5,8 trilyon tabak yemek çöpe gitmektedir. Yani 2 milyar tonun üzerinde gıda israf edilmektedir. Bir tarafta tonlarca yemeğin çöpe atıldığı diğer tarafta insanların çöpten yemek topladığı dünyada adaletten bahsedilemez.
Türkiye olarak israfın önlenmesi çalışmalarına küresel gıda güvenliğinin sağlanmasına her türlü katkıyı yapmaya hazırız. Dr. Mehmet Mehdi Eker'i BM Gıda ve Tarım Teşkilatı Genel Direktörlüğü'ne aday gösterdik. Desteklerinizi esirgemeyeceğinize inanıyorum.
Müslüman kadınlar ve kız çocukları ayrımcılığa maruz kalıyor
Batı'da veba gibi yayılan İslam düşmanlığında bilhassa müslüman kadınlar ve kız çocukları son yıllarda ayrımcılığa maruz kalıyor. Başörtüsü yasaklarını kadınların en temel haklarına saldırı görüyoruz. Yabancı karşıtlığı, kültürel ırkçılık ve antisemitizmle mücadele edilmesi gereken zehirli akımlardır. Küresel cinsiyetsizleştirme masum çocukları da hedef alan kuşatmaya dönüştüğünü bilmemiz lazım. Bu kuşatmayı aileyi koruyarak koruyabiliriz. Türkiye lobilerin saldırılarına rağmen aile ve çocukların korunmasında inisiyatif almaya devam edecektir.
Hakikati savunmak daha önce hiç olmadığı kadar önemli hale gelmiştir. Kontrolü giderek zorlaşan yapay zeka da önümüzde bulunuyor, Yapay zeka için uluslararası ortak bir hukuki çerçeve oluşturulmasının vakti çoktan gelmiştir. BM Uluslararası Yapay Zeka Sözleşmesi'nin hazırlanması için yapılan çalışmaları hız verilmesi mühimdir.
Bugün burada açık yüreklilikle dile getirdiğim gerçekler elbette birilerini rahatsız edecek. Bunların sesimizi kısmak için her türlü algı operasyonuna başvuracaklarını çok iyi biliyorum. Bir şairimizin ifadesiyle "Onlar sanıyorlar ki biz sussak mesele kalmayacak. Biz sussak tarih susmayacak, tarih sussa hakikat susmayacak. Bizden kurtulsalar vicdan azabından kurtulamayacaklar. Vicdan azabından kurtulsalar tarihin azabından kurtulamayacaklar, tarihin azabından kurtulsalar Allah'ın gazabından kurtulamayacaklar."
Mazlumların hakkını savunmaya devam edeceğim
Tayyip Erdoğan olarak vicdanı, tarihi, merhametiyle büyük bir milletin cumhurbaşkanı olarak Rabbim ömür verdikçe bu kürsüden mazlumların, mağdurların, kimsesizlerin hakkını savunmaya, mücadele vermeye inşallah devam edeceğim.
Biz gerekirse sıkıntı çeker bedel öderiz ama haksızlık karşısında susmayız, zulme asla rıza göstermeyiz. Dünyanın gidişatına baktığımızda önümüzde iki yol olduğu görülecektir. Ya korkuyla, çatışma ve içe kapanmayla belirsizliği büyüteceğiz ya da adalet, dayanışma ve ortak iradeyle geleceği beraber inşa edeceğiz. Karanlığa yumruk sallamak kolaydır, zor olan o karanlığı aydınlatacak bir mum yakabilmektir. Türkiye ikinci yolu seçmiştir. Rabbim yolumuzu açık etsin, yâr ve yardımcımız olsun diyorum. Bizleri dinleyen dostlarımızı ortak vizyonumuza sahip çıkmaya davet ediyorum."
Cumhurbaşkanı Erdoğan Birleşmiş Milletler kürsüsünde konuşurken, İsrail temsilcileri salonu terk etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, BM kürsüsündeki hitabında Türk edebiyatının usta şairlerinden Sezai Karakoç'un dizelerine yer verdi.
Erdoğan'ın, "Onlar sanıyorlar ki, biz sussak mesele kalmayacak. Halbuki biz sussak, tarih susmayacak. Tarih sussa, hakikat susmayacak" ifadelerini kullandı. Şiirin okunduğu esnada, Genel Kurul salonunda bulunan eski Başbakan Binali Yıldırım'ın gözyaşlarına hakim olamadığı görüldü.