Erdoğan "Gazze" dedi: İsrail heyeti salonu terk etti
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın İsrail'e yönelik eleştirilerini sürdürdüğü sırada, İsrail’in BM temsilcisi Genel Kurul salonundan ayrıldı.
Atlas Newsdesk ·

Erdoğan BM konuşmasında Gazze'yi merkeze aldı ve Filistin'e destek mesajı verdi. İsrail temsilcileri eleştiriler sırasında salondan ayrıldı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu Salonu'ndaki 81. Genel Kurul görüşmelerinde katılımcılara seslendi. Erdoğan'ın BM Genel Kurulu'nda yaptığı bu hitap, kaynağa göre aynı kürsüdeki 16'ncı konuşması oldu.
Konuşmanın ana ekseni, Gazze'deki insani durum ve Türkiye'nin Filistin meselesindeki tutumuydu. Erdoğan, İsrail'e yönelttiği eleştirileri Filistin halkına destek mesajlarıyla birlikte verdi.
Gazze mesajı kürsüye taşındı
Erdoğan konuşmasında Gazze'de yaşananları sert ifadelerle gündeme getirdi ve İsrail'in tutumunu hedef aldı. Kaynak metne göre Cumhurbaşkanı, konuşmasının önemli bir bölümünü Gazze'deki insani tabloya ayırdı.
Bu bölümde Erdoğan, Türkiye'nin haksızlık karşısında sessiz kalmayacağını belirten bir siyasi çerçeve kurdu. Cumhurbaşkanı, “Biz gerekirse sıkıntı çekeriz gerekirse bedel öderiz ama haksızlık karşısında susmayız, zulme asla rıza göstermeyiz” dedi.
Konuşma, yalnızca diplomatik bir değerlendirme değil, Türkiye'nin Filistin politikasının BM kürsüsünden yeniden ifade edilmesi olarak öne çıktı. Erdoğan, “Tayyip Erdoğan olarak, büyük bir milletin Cumhurbaşkanı olarak, Rabbim ömür verdikçe, bu kürsüden mazlumların hakkını savunmaya, sesi olmaya devam edeceğim” ifadelerini kullandı.
Abbas yokluğunda Filistin vurgusu
Erdoğan, Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas'ın Genel Kurul'a katılamamasını da konuşmasının başında gündeme aldı. Cumhurbaşkanı, Abbas'ın salonda bulunmamasına rağmen Türkiye'nin Filistin'in sesini duyurmayı sürdüreceğini söyledi.
Bu vurgu, konuşmanın diplomatik zeminini belirledi. Erdoğan, “Bilinmesini isterim ki, Sayın Abbas bizzat bulunamasa da bizler, tıpkı geçen yıl olduğu gibi özgür ve egemen Filistin Devleti'nin sesi olacak, Filistin halkının mücadelesini bu kürsüden dünyaya duyurmaya devam edeceğiz” dedi.
Cumhurbaşkanı, Filistin devletinin geleceğine ilişkin mesajını 1967 sınırları ve Doğu Kudüs üzerinden kurdu. Erdoğan, “Filistin Devleti'ni boğma girişimleri hüsrana uğrayacaktır. 1967 sınırlarında, başkenti Doğu Kudüs olan Filistin'in vücut bulacağı güzel günleri göreceğiz” ifadelerini kullandı.
Bu çıkış, Türkiye'nin uzun süredir savunduğu iki devletli çözüm çerçevesiyle uyumlu bir diplomatik mesaj niteliği taşıdı. Kaynakta yeni bir müzakere takvimi, karar tasarısı ya da diplomatik girişim bilgisi yer almadığı için konuşmanın somut takip adımları belirtilmedi.
İsrail temsilcileri salondan ayrıldı
Erdoğan'ın İsrail'e yönelik sözleri sırasında İsrail temsilcilerinin Genel Kurul salonundan ayrıldığı görüntülendi. Bu çıkış, konuşmanın en görünür diplomatik tepkisi olarak kayda geçti.
Temsilcilerin ayrılmasına ilişkin kaynak metinde resmi bir açıklama ya da gerekçe aktarılmadı. Bu nedenle olay, Erdoğan'ın eleştirilerinin ardından gerçekleşen bir salon tepkisi olarak sınırlı biçimde değerlendirilebilir.
Erdoğan konuşmasında küresel eşitsizlik ve aile kurumuna ilişkin başlıklara da değindi. “Bir tarafta tonlarca yemeğin çöpe atıldığı, diğer tarafta yüz milyonlarca insanın çöpten yemek topladığı bir dünyada adaletten bahsedilemez” sözleriyle gelir ve kaynak dağılımındaki adaletsizliği eleştirdi.
Cumhurbaşkanı ayrıca aile yapısına ilişkin kültürel ve toplumsal bir değerlendirme yaptı. Erdoğan, “Küresel cinsiyetsizleştirme politikaları aile kurumuyla çocukları da hedef alan kuşatmaya dönüştü. Bunu kadın-erkekten oluşan aileyi koruyarak kırabiliriz” dedi.
Konuşmanın bundan sonraki diplomatik etkisi, Türkiye'nin BM zeminindeki Filistin çıkışının diğer ülkelerden nasıl karşılık bulacağına bağlı olacak. Eğer Gazze başlığı Genel Kurul temaslarında ağırlığını korursa, Ankara'nın mesajları insani yardım, ateşkes ve Filistin'in tanınması tartışmalarında yeniden referans noktası haline gelebilir.
Şimdilik açık kalan başlık, Erdoğan'ın sözlerinin ardından BM içinde ya da ikili temaslarda yeni bir diplomatik adımın gündeme gelip gelmeyeceği. Kaynakta bu yönde teyit edilmiş bir görüşme, karar ya da takvim bilgisi bulunmuyor.