Dünya basını üçlü savunma anlaşmasını nasıl değerlendirdi?
Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan "Mekke Anlaşması", uluslararası basında geniş yankı uyandırdı.
Atlas Newsdesk ·

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, Türkiye-Suudi Arabistan-Pakistan üçlü savunma anlaşmasına imza attı.
"Mekke Anlaşması" olarak adlandırılan düzenleme, herhangi bir ülkeyi hedef almadan külfet paylaşımı ve ortak güvenlik anlayışı çerçevesinde bölgesel ve küresel barış, istikrar ile refahın korunmasına yönelik savunma iş birliğini güçlendirmeyi amaçlıyor.
Üçlü ittifak dünya medyasında nasıl yankı buldu?
Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan üçlü savunma anlaşması uluslararası basında da geniş yer buldu.
CNN International'ın haberinde, söz konusu ittifakın İran savaşı dışında kalan Türkiye ve Pakistan'ı doğrudan çatışmanın içine çekme potansiyeli taşıdığı öne sürüldü. Değerlendirmede, Suudi Arabistan'ın anlaşmayla birlikte caydırıcılığını artırdığı belirtilirken şu ifadelere yer verildi:
"Söz konusu adım ayrıca İsrail’in bölgedeki askeri nüfuzunu genişlettiği ve Riyad’ın komşusu Birleşik Arap Emirlikleri ile ilişkilerinin gerildiği son derece hassas bir konjonktürde atıldı.
Hem Pakistan hem de Türkiye, İran ile doğrudan kara sınırını paylaşıyor ve çatışmanın kontrolden çıkmasını engellemek için güçlü gerekçelere sahip.
Pakistan kendi bünyesindeki kalabalık Şii nüfusu ve Tahran ile olan hassas dengeleri gözetmek zorundayken Türkiye ve İran, bölgesel rekabete rağmen Kürt ayrılıkçılığı konusunda ortak endişeleri paylaşıyor. Savaş boyunca Tahran, Suudi Arabistan içindeki sivil altyapıları, enerji tesislerini ve ABD hedeflerini defalarca vurdu. 8 Nisan’da sağlanan ateşkesin ardından İran’ın doğrudan saldırıları büyük oranda azalsa da; Yemen ve Irak’taki İran destekli gruplar krallığı hedef almaya devam etti."
Perşembe günü CNN'e konuşan Suudi Arabistanlı bir yetkili, krallığın İran Devrim Muhafızları Ordusu'nun desteklediği Irak ve Yemen'deki İran yanlısı milislerin olası büyük çaplı ve koordineli saldırısına karşı alarm durumunda olduğunu söyledi. Haberde, bu çerçevede Mekke'de imzalanan üçlü savunma anlaşmasının Tahran'a doğrudan bir mesaj niteliği taşıdığı değerlendirmesine yer verildi.
CNN International'a konuşan bir Türk yetkili ise anlaşmanın "tamamen savunma amaçlı" olduğunu vurgulayarak, herhangi bir ülke ya da aktörü hedef almadığını ifade etti.
Siyasi sembolizm vurgusu
Reuters'ın haberinde ise Suudi Arabistan merkezli düşünce kuruluşu Körfez Araştırma Merkezi Başkanı Abdulaziz Sager'in değerlendirmelerine yer verildi. Sager, "Zirvenin siyasi sembolizmi son derece önemli. Müslüman dünyasının en etkili üç devleti, belirsizliğin tavan yaptığı bir anda bir araya gelerek bölgesel ve orta ölçekli güçlerin güvenlik konularında daha yakın koordinasyon kurma konusundaki artan iradesini sergiliyor" dedi.
'Nükleer detay içermeyebilir'
Reuters'a konuşan Avustralya Ulusal Üniversitesi Stratejik ve Savunma Çalışmaları Merkezi'nden Mansoor Ahmed, Pakistan ve Türkiye'nin güçlü savunma sanayileriyle masada yer aldığını, Suudi Arabistan'ın ise teknoloji katkısı sağlayabileceğini söyledi.
Ahmed, Pakistan'ın nükleer caydırıcılığının Hindistan tehdidine odaklanması nedeniyle anlaşmanın büyük olasılıkla nükleer bir unsur içermeyeceğini de ifade etti.
AP'nin haberinde ise, "Petrol zengini Suudi Arabistan, nükleer güç Pakistan ve NATO'nun en büyük ikinci ordusu ile hızla büyüyen bir savunma sanayisine sahip olan Türkiye, cuma günü tarihi bir karşılıklı savunma anlaşması imzaladı" ifadeleri kullanıldı.
'Bölgedeki istikrar ve güven artabilir'
Middle East Eye'ın haberinde Ankara merkezli bir kaynağın değerlendirmelerine yer verildi. Kaynak, "Bu anlaşma bölgedeki güç dengesini değiştirecektir. Başarıyla uygulanması halinde, dünyanın bu bölgesinde yaşayan insanların istikrarını ve güvenliğini artıracaktır" ifadelerini kullandı.
BBC'nin haberinde ise, "Üç ülke ABD ile İran arasında patlak veren savaşın Suudi Arabistan'ı içine çekmesi, kritik petrol geçiş güzergâhı olan Hürmüz Boğazı ve Kızıldeniz'deki deniz trafiğini felç etmesi üzerine güvenlik bağlarını en üst seviyeye çıkarma kararı aldı" değerlendirmesine yer verildi.