Dosyanın adı değişiyor: Yazıcıoğlu cinayeti
Adalet Bakanı Akın Gürlek, Muhsin Yazıcıoğlu dosyasında FETÖ izine rastlandığını belirterek, soruşturmanın derinleşeceğini açıkladı.
Atlas Newsdesk ·

Muhsin Yazıcıoğlu soruşturması, Adalet Bakanı Akın Gürlek’in FETÖ iddiası ve 19 tutuklama sonrası Ankara’da yeni aşamaya girdi.
Gürlek dosyada FETÖ dedi
Adalet Bakanı Akın Gürlek, katıldığı bir televizyon yayınında Büyük Birlik Partisi Kurucu Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu’nun ölümüne ilişkin dosyanın derinleşeceğini söyledi. Gürlek, olay için artık “cinayet” ifadesinin kullanılabildiğini belirterek kuvvetli şüphelere işaret etti.
Bakanın açıklamasındaki en ağır bölüm, FETÖ’ye atfedilen organizasyon iddiası oldu. Gürlek, "Muhsin Yazıcıoğlu olayında FETÖ'nün bir organizasyon yaptığını gördük" dedi.
Gürlek’in anlatımına göre pilot, pilotun eşi ve pilotun da dahil olduğu bir toplantı Elazığ’da yapıldı. Bakan, bu toplantıya Adil Öksüz’ün de katıldığını ve Öksüz’ün olaydan bir gün önce yurt dışına çıktığını söyledi.
Keş Dağı dosyasının seyri
Muhsin Yazıcıoğlu ve beraberindekileri taşıyan helikopter, 25 Mart 2009’da Kahramanmaraş’ın Göksun ilçesindeki Keş Dağı bölgesinde düştü. Kazada Yazıcıoğlu ile birlikte helikopterde bulunan beş kişi hayatını kaybetti.
Olaydan sonra yürütülen ilk soruşturma 132 kişi hakkında açıldı. Dosyada 20 Haziran 2016’da “kamu adına kovuşturmaya yer olmadığı” kararı verildi.
Yıllar sonra dosyanın yeniden hareketlenmesi, soruşturmanın yer değiştirmesiyle aynı döneme denk geldi. Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığı, haziran ayında yetkisizlik kararı vererek dosyayı Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderdi.
Ankara’da yürütülen yeni süreçte tutuklama talebiyle hakimliğe sevk edilen 27 şüpheliden 19’u tutuklandı. Kalan sekiz şüpheli hakkında adli kontrol kararı verildi.
19 tutuklama siyasi dosyayı büyüttü
Gürlek’in açıklaması, dosyanın yalnızca teknik bir kaza incelemesi olarak değil, örgütlü bir eylem iddiası çerçevesinde ele alındığını gösteriyor. Bu nedenle soruşturmanın odağı, helikopterin düşüş koşullarından olay öncesi temaslara ve olası planlama zincirine doğru genişliyor.
Bu aşamada bakanın sözleri, yargı makamlarının değerlendirmesinin yerine geçmiyor. Ancak yürütmenin adalet bakanı olarak Gürlek’in “soruşturma derinleşecektir” demesi, dosyada yeni ifadeler, delil incelemeleri veya ek sevklerin gündeme gelebileceği anlamına geliyor.
BBP açısından dosya, kurucu genel başkanının ölümüne ilişkin siyasi ve hukuki belirsizliğin merkezinde duruyor. Partinin hafızasında 25 Mart 2009, yalnızca bir kaza tarihi değil, yıllardır kapanmayan bir hesap verme talebinin başlangıcı olarak yer alıyor.
Ankara’da olası üç yol
Soruşturma FETÖ bağlantısını iddianameye taşıyacak delillerle ilerlerse, dosya Türkiye’de yakın siyasi tarihin en ağır yargı süreçlerinden birine dönüşebilir. Böyle bir hatta makro etki doğrudan piyasa kanalıyla değil, hukuk güvenliği ve kurumların hesap verebilirliği algısı üzerinden izlenir.
Bu senaryoda BBP için dosya, kurucu liderinin ölümü konusunda uzun süredir aranan resmî çerçevenin güçlenmesi anlamına gelir. Yargı ve güvenlik bürokrasisi açısından ise geçmiş soruşturma kararlarının, delil yönetiminin ve kurum içi sorumlulukların yeniden tartışılması beklenir.
Eğer deliller örgütlü cinayet iddiasını destekleyecek seviyeye ulaşmazsa, soruşturma daha dar bir hatta ilerler ve sorumluluk teknik ihmal, delil karartma ya da görev kusuru başlıklarına sıkışabilir. Bu durumda küresel makro etkisi sınırlı kalır; asıl sonuç, Türkiye’de yüksek profilli siyasi ölüm dosyalarının nasıl kapatıldığına ilişkin iç hukuk tartışmasında görülür.
Üçüncü olasılık, yeni tutuklama ve ifadelerin dosyayı başka kamu görevlilerine ya da bağlantılı yapılara doğru genişletmesidir. Bu hat güçlenirse Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın atacağı adımlar, hem BBP’nin adalet talebini hem de yargı kurumlarının geçmiş dosyaları yeniden ele alma kapasitesini belirleyecek.