ABD Dışişleri Bakanlığı Belgeleri Sansür İddialarını Desteklemiyor
ABD Dışişleri Bakanlığı'nın eski birimi GEC'e ait sızdırılan belgeler, kurumun ülke içinde sansür yaptığına dair bir kanıt içermediği belirtildi.
Lauren Collins ·

İç Yazışmalar İddiaları Doğrulamıyor
ABD Dışişleri Bakanlığı bünyesinde faaliyet gösteren Küresel Katılım Merkezi'ne (GEC) ait sızdırılan belgeler, kurumun ülke içinde sansür uyguladığına dair herhangi bir kanıt sunmuyor. Kamu Diplomasisinden Sorumlu Müsteşar Sarah Rogers tarafından paylaşılan dosyalar, merkezin 2025 yılındaki kapanışına kadar yalnızca uluslararası alana odaklandığını gösteriyor.
Eski GEC yetkilileri Daniel Kimmage ve Carrie Goux, söz konusu belgelerin kurumun görev tanımının dışına çıkmadığını vurguladı. Yetkililer, merkezin faaliyetlerinin Rusya, Çin ve İran gibi ülkelerden gelen dış propaganda ile mücadele etmekle sınırlı kaldığını belirtti.
Siyasi Tartışmaların Odağındaki Kurum
GEC, 2017 yılında kurulduğundan bu yana özellikle Cumhuriyetçi kanattan gelen eleştirilerin hedefindeydi. Eleştiren kesimler, merkezin Küresel Dezenformasyon Endeksi'ne sağladığı finansman üzerinden yerel medyayı etkilediğini öne sürüyordu. Ancak eski yöneticiler, bu iddiaların merkezin temel çalışma prensipleriyle çeliştiğini ifade ediyor.
Sızdırılan materyaller arasında yer alan 2022 tarihli toplumsal cinsiyet temelli dezenformasyon raporu ve kongre ifadeleri, kurumun iç siyasete müdahale ettiği iddiasına dayanak gösterilmişti. Eski yetkililer ise bu belgelerin bağlamından koparılarak yanlış yorumlandığını savunuyor. Kimmage, kendi kongre ifadelerinin de bu şekilde çarpıtıldığını dile getirdi.
Yeni Dönem ve Stratejik Geçiş
GEC'in 2025 yılında tamamen kapatılmasının ardından, Dışişleri Bakanlığı propaganda ile mücadele görevlerini diğer birimlere devrediyor. Bu kapsamda, Güneydoğu Asya'da Çin kaynaklı dezenformasyonu engellemek amacıyla 11 milyon dolarlık yeni bir sosyal medya girişimi başlatıldı.
Bu geçiş süreci, federal hükümetin dijital bilgi ortamındaki yetki sınırlarına dair devam eden tartışmaların bir parçası olarak görülüyor. Muhafazakar gruplar, devlet kurumlarının dışa dönük görevlerini kullanarak yerel söylemleri manipüle ettiğini iddia etmeye devam ediyor. Belgelerin kamuoyuna yansıması, bu tartışmaların teknik bir boyuttan ziyade siyasi bir eksende ilerlediğini ortaya koyuyor.
Kurumun faaliyetlerinin sona ermesiyle birlikte, benzer bir denetim mekanizmasının gelecekte nasıl şekilleneceği ise belirsizliğini koruyor. Uzmanlar, dijital çağda devletlerin bilgi akışını yönetme çabalarının, şeffaflık ve ifade özgürlüğü dengesini zorlamaya devam edeceği görüşünde.