Gazze'de Çocuk Evlilikleri Çatışmayla Arttı
Gazze'de 2024-2025 döneminde çocuk evlilikleri %20,6'ya yükseldi. Çatışma, yerinden edilme ve ekonomik zorluklar bu artışın ana nedenleri olarak öne çıkıyor.
Lauren Collins ·

Çatışma Ortamında Artan Çocuk Evlilikleri
Gazze Şeridi'nde yaşanan son çatışmaların ardından çocuk evliliklerinde belirgin bir artış gözlemleniyor. Yüksek Şeriat Mahkemesi'nin verilerine göre, 2024 ve 2025 yıllarında kaydedilen evliliklerin %20,6'sında gelinler 18 yaşın altındaydı. Bu evliliklerin 627'si ise 15 yaşından küçük kız çocuklarını kapsıyor.
Bu oran, 2022'deki %17,8'lik seviyenin üzerinde bir yükselişi işaret ediyor. Daha önceki yıllarda düşüş eğiliminde olan çocuk evlilikleri, mevcut koşullar altında tersine dönmüş durumda. Savaş zamanı kayıtsız evliliklerin de bulunabileceği düşünüldüğünde, gerçek rakamların daha yüksek olabileceği belirtiliyor.
Yasal Durum ve Etkileyen Faktörler
Gazze'de evlilik için yasal asgari yaş 17 olarak belirlenmiş olsa da, bazı istisnalar mevcut. Birleşmiş Milletler ve çeşitli insani yardım kuruluşları, 18 yaş altı bireylerin evliliklerini çocuk evliliği olarak tanımlıyor.
Bu artışın temel nedenleri arasında yerinden edilme, ekonomik zorluklar ve eğitim olanaklarının kesintiye uğraması gösteriliyor. Yoksullukla mücadele eden aileler, erken evliliği kız çocukları için bir güvence veya mali yükü hafifletme yolu olarak görebiliyorlar. Bu durum, kız çocuklarının gelecekteki yaşamlarını olumsuz etkileyebilecek önemli bir sosyal sorun teşkil ediyor.
Geniş Kapsamlı Sonuçlar ve Belirsizlikler
Çocuk evliliklerindeki bu artış, bölgedeki insani krizin derinleştiğini gösteriyor. Eğitimden mahrum kalan ve erken yaşta evlendirilen kız çocukları, sağlık sorunları, sosyal izolasyon ve şiddet riskleriyle karşı karşıya kalabiliyor. Bu durum, Gazze'nin uzun vadeli toplumsal kalkınması üzerinde ciddi olumsuz etkiler yaratma potansiyeli taşıyor.
Çatışmaların devam etmesi ve ekonomik koşulların kötüleşmesi, çocuk evliliklerinin daha da yaygınlaşması riskini beraberinde getiriyor. Uluslararası toplumun ve yerel otoritelerin bu konuya yönelik müdahale kapasitesi, mevcut kısıtlamalar nedeniyle sınırlı kalabiliyor. Bu durum, sorunun çözümünü daha da karmaşık hale getiriyor.