Berlin’de Türk işletmelere yönelik haraç saldırıları büyüyor
Berlin'de Türk işletmecileri hedef alan haraç saldırıları şiddetlendi. Suç gruplarının esnaftan 50 bin ile 500 bin euro arası haraç istediği belirtildi.
Atlas Newsdesk ·

Berlin’de yaklaşık iki yıldır Türk işletmecileri hedef alan haraç saldırılarının giderek silahlı şiddet dalgasına dönüştüğü belirtildi. Kafe, restoran, süpermarket, gece açık büfe ve sürücü kurslarından 50 bin ila 500 bin euro arasında para talep eden suç gruplarının, ödeme yapılmaması halinde işyerlerine ateş açtığı ve el bombalarıyla saldırdığı aktarıldı. Bilinen vakalarda mağdur esnafın ortak özelliğinin Türk göçmen kökenli olması dikkati çekti.
Der Spiegel’in polis ve savcılık dosyaları, iddianameler, mahkeme kararları ile soruşturmacı, uzman ve mağdurlarla yapılan görüşmelere dayandırdığı araştırması, Berlin’deki haraç saldırılarının boyutunu ortaya koydu. Saldırıların bir bölümünde Türkiye bağlantılı Daltonlar örgütünün adı geçerken, Berlin’deki yerel suç ağlarının da sisteme dahil olduğu ve genç sığınmacıların silahlı eylemlerde taşeron tetikçi olarak kullanıldığı belirtildi.
Soruşturma kapsamında takip edilen bağlantıların Berlin’deki Kottbusser Tor’dan İstanbul’un yoksul mahallelerine, mahkeme salonlarından Moskova ve Dubai’ye kadar uzandığı aktarıldı.
İşyerleri silah ve bombaların hedefinde
Güney Berlin’de oto tamirhanesi işleten Adem İspirli, bir pazar günü ofisinde bulunduğu sırada saldırıya uğradı. Yazıcıya gitmek için odadan ayrıldığı sırada işyerinin çelik kapısını delen iki kurşun bilgisayar ekranına isabet etti. Saldırıdan saniyelerle kurtulan İspirli’ye kısa süre sonra telefonundan bir video gönderildi. Görüntüde bir kişinin tetiğe bastığı ve arka planda İspirli’nin ofisinin beyaz kapısının bulunduğu görüldü.
Saldırıdan önce telefonla aranan İspirli’den 250 bin euro istendi. Parayı ödemesi halinde kendisine dokunulmayacağı, aksi halde bacaklarından vurulacağı yönünde tehdit edildiği belirtildi.
Wedding’de bir büfe ile Kreuzberg’de bir kulübün de el bombalarıyla hedef alındığı, kentte çok sayıda esnafın ise silahlı saldırılara maruz kaldığı aktarıldı.
Berlin polisi özel birimlerle mücadele ediyor
Berlin polisinin kriminal istatistiklerinin de saldırılardaki artışı ortaya koyduğu belirtildi. 2025 yılında ateşli silahla tehdit veya ateş açılmasıyla bağlantılı 1119 vaka kayda geçti. Bu rakamın bir önceki yıla göre yaklaşık yüzde 70 artış anlamına geldiği bildirildi. 2026'da meydana gelen silahlı saldırıların yaklaşık yarısının ise haraç zinciriyle bağlantılı olduğu ifade edildi.
Emniyet Müdürü Barbara Slowik Meisel'in gündemindeki başlıklardan biri olan saldırılarla mücadele kapsamında polis, Kasım 2025'te Latince "demir" anlamına gelen Ferrum adlı özel bir birim kurdu. Yaklaşık 100 polisin görev yaptığı birimde, operasyonların büyüklüğüne göre sahadaki personel sayısının 600'e kadar çıkabildiği aktarıldı.
Savcılık bünyesinde ise Latince "silah" anlamına gelen Telum adlı özel bir birim oluşturuldu. Ferrum operasyonlarında bugüne kadar yaklaşık 60 ateşli silah ile 3 bin 300 mühimmat ele geçirildiği, 500'den fazla soruşturma başlatıldığı ve Telum tarafından 61 yakalama kararı çıkarıldığı belirtildi.
Haraç düzenini ortaya çıkaran saldırı
Haraç zincirine ilişkin ilk ihbarların 2024'ün sonlarında gelmeye başladığı bildirildi. Türk işletmecilerin, kimliği belirsiz kişilerin kendilerini arayarak "ceza" adı altında para istediğini polise bildirdiği, tehditlerin kısa süre içinde işyeri camlarının kurşunlanmasına dönüştüğü aktarıldı.
Polisin saldırıların işleyişini anlamasında önemli rol oynayan olaylardan biri Mart 2025'te yaşandı. 2022'de 17 yaşındayken Türkiye'den Almanya'ya gelen ve refakatsiz çocuklar yurduna yerleşen Alican C., kokain ve üç kadeh viski aldıktan sonra Türk süpermarket zinciri Eurogida'nın Spandau'daki şubesine ve ardından başka bir şubesine 1000 euro karşılığında ateş açtı.
Çalışanların yara almadan kurtulduğu saldırının ardından işletmecilerden önce 250 bin euro, ödeme yapılmayınca 500 bin dolar istendiği ve ailelerinin öldürülmesiyle tehdit edildikleri belirtildi.
Berlin Eyalet Mahkemesi, Alican C. ve arka plandaki diğer isimlere hapis cezası verirken, olası azmettirici olarak Türkiye bağlantılı Daltonlar üzerinde durdu.
Suç ağının izleri İstanbul'dan Dubai'ye uzanıyor
Der Spiegel'in araştırmasına göre Daltonlar yapısının temelleri İstanbul'da Barış Boyun tarafından atıldı. 1984 doğumlu Boyun'un, 2010'lu yıllarda yoksul mahallelerde lüks araçlar ve gangster yaşam tarzıyla gençleri çevresinde topladığı aktarıldı.
Çete üyelerinin bir bölümünün kendilerini sosyal eşitsizliğe karşı bir direnişin parçası olarak gördüğü, ancak yapının zamanla oto hırsızlığından uyuşturucu ve silah ticaretine, ardından tetikçiliğe kadar genişlediği belirtildi.
Sosyal medyadaki silahlı paylaşımları nedeniyle gözlemciler tarafından "Gen-Z Mafyası" olarak adlandırılan grubun, uzmanların "crime as a service" yani "hizmet olarak suç" olarak tanımladığı bir modeli uyguladığı ifade edildi. Buna göre örgüt, yalnızca kendi adına değil, başkalarının talepleri doğrultusunda da para karşılığı suç işliyor.
Barış Boyun, Mayıs 2024'te İtalya'da yakalandı. Boyun ayrıca Mart 2024'te Berlin'deki Checkpoint Charlie yakınlarında bir iş insanının öldürülmesini azmettirmekle suçlandı.
Boyun'un ardından Daltonlar yapısını kuran Beratcan Gökdemir'in ise Rusya'ya kaçtığı belirtildi. Gökdemir'in Rusya tarafından Türkiye'ye iade edilmemesi ve ARD'nin "Kontraste" programında gündeme getirilen iddialar, Rus istihbaratının Daltonlar'ı Almanya'da istikrarsızlaştırıcı eylemler için kullanabileceği yönündeki değerlendirmeleri gündeme taşıdı.
Saldırıların arkasında tek bir örgüt yok
Siyaset bilimci Mahmoud Jaraba, Daltonlar'ın Berlin'deki saldırılarda rolü bulunduğunu ancak tüm haraç eylemlerinin tek merkezden yönetilmediğini belirtti.
Daltonlar adının Berlin'deki yerel suçlular tarafından mağdurları korkutmak amacıyla bir marka gibi kullanıldığı ifade edildi.
Adem İspirli de kendisini arayan kişilerin ilk olarak Barış Boyun'un adını verdiğini, ancak Neukölln'de büyümüş biri olarak Türkiye'deki bağlantıları üzerinden yaptığı araştırmada saldırının arkasında Daltonlar veya Boyun grubunun bulunmadığını öğrendiğini aktardı. Soruşturma belgelerinin de yerel suçluların ağırlığını ortaya koyduğu belirtildi.
İspirli vakasında öne çıkan isimlerden biri "Cowboy" lakaplı Koray T. oldu. Berlin doğumlu ve eski Hells Angels üyesi olan Koray T.'nin, 2016'da Kreuzberg'de bir kişiyi vurarak öldürmekten 8 yıl hapis cezası aldığı ancak 2022'de cezaevi izninden dönmediği aktarıldı.
Şu anda Dubai veya Tayland'da olduğu tahmin edilen Koray T.'nin, daha önce uyuşturucudan ceza alan babası Ahmet T. ile birlikte haraç eylemlerini organize ettiği öne sürüldü.
Gruba bağlı çalışan Seyit D.'nin ise Hong Kong ve Maldivler gibi yerlerde lüks yaşamını sosyal medyada paylaştığı, ardından 13 Mayıs'ta Berlin'de özel harekat ekiplerince gözaltına alındığı belirtildi.
Genç sığınmacılar tetikçi olarak kullanılıyor
Soruşturmaların Berlin'deki suç yapılanmasının iki temel ayağını ortaya çıkardığı belirtildi. İnsan kaynağı açısından, Haziran ayında Kreuzberg'de aranan yıpranmış bir dairede, haraç vermeyen esnafı vurmak amacıyla kullanılan ve Türkiye'den kaçakçılar aracılığıyla getirilen mülteci gençlerin kaldığının tespit edildiği aktarıldı.
Bir tarafta Dubai'de lüks yaşam süren suç örgütü yöneticileri, diğer tarafta eski binalarda yaşayan uyuşturucu bağımlısı genç mültecilerin aynı suç ekonomisinin parçalarını oluşturduğu ifade edildi.
Silah trafiğinde ise Berlin sokaklarındaki silahların önemli bir bölümünün Türkiye'deki merdiven altı fabrikalardan geldiği, ayrıca öldürücü nitelikte 3D yazıcılarla üretilen silah kopyalarının da kullanıldığı belirtildi.
Saldırılar siyasetin de gündeminde
Temmuz ayında Wilmersdorf'taki bir kafeye 5 minibüsle giren polis ve Ferrum ekiplerinin parmak izi kontrolleri yaptığı, yakınlarda bulunan 300 bin euro değerindeki bir Lamborghini'nin de durdurulduğu aktarıldı.
Polis sözcüsü Florian Nath, Berlin'deki en güçlü çetenin halen polis olduğunu ve kentin suçlular açısından "fazla sıcak" hale geldiğini belirtti.
Ancak Koray T. gibi bazı isimlerin firari durumda olması ve haraç faaliyetlerinin yüksek gelir sağlaması nedeniyle tehdidin devam ettiği ifade edildi.
Eylül sonunda yapılacak Berlin Eyalet Meclisi seçimleri öncesinde güvenliğin halkın en önemli ilk beş sorunu arasında yer aldığı, her yeni saldırının CDU-SPD koalisyonu üzerindeki siyasi baskıyı artırdığı belirtildi.
Berlin'deki tablo, tek merkezden yönetilen klasik bir mafya yapılanmasından ziyade Türkiye'den kaçan örgüt yöneticileri, yerel çeteler, yasa dışı silah trafiği ve taşeron olarak kullanılan genç sığınmacıların kesiştiği parçalı ve esnek bir haraç ağına işaret ediyor.