İBB davası 9. celse: CHP’li vekillere giriş yasağı
İBB davası 9. celsede Silivri’de sürdü; 402 sanıklı dosyada CHP’li 5 vekilin mahkeme binasına girişi engellendi.
Cuneyd Erdogan ·

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) davasının 9. celsesi 24 Mart 2026’da Silivri’de başladı ve ilk gündem, Cumhuriyet Halk Partisi’nden (CHP) beş milletvekilinin mahkeme binasına alınmaması oldu. Mahkeme başkanı sözlü talimat verdi ve Ali Mahir Başarır, Mahmut Tanal, Turan Taşkın Özer, Özgür Karabat ile Bahadır Erdem’in binaya girişi engellendi. Bu karar, yargılamanın şeffaflığı ve siyasi denetim tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı.
Dosya 402 sanıklı bir yargılama ve üçüncü haftaya girdi. Sanıklar arasında tutuklu İBB Başkanı ve CHP’nin cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu da var. Dava, sanık sayısı ve dosya kapsamı nedeniyle Türkiye’de kamuoyu ve siyaset gündemini etkileyen başlıca yargı süreçlerinden biri olarak izleniyor.
9. celsede duruşma, Şişli Belediyesi’ne yönelik suçlamalar üzerinden devam etti. Şişli Belediyesi’nde danışmanlık yaptığı belirtilen Altan Ertürk savunma yaptı ve ardından Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan mahkemeye beyan verdi. Bu bölüm, dosyanın yalnızca İBB yönetimiyle sınırlı kalmadığını, ilçe belediyeleri ve belediye iştirakleri gibi daha geniş bir idari ağın da inceleme konusu olabildiğini gösterdi.
Önceki celsede savunma yapan Ali Sukas, hakkındaki rüşvet ve örgüt üyeliği suçlamalarını reddetti. Savcılığın sunduğu deliller ve grafikler mahkeme salonunda tartışma yarattı ve delil setinin nasıl kurulduğu, hangi ilişki ağlarını ispatlamaya çalıştığı öne çıktı. İmamoğlu da iddialara tepki verdi ve sunulan materyalleri “çöp niteliğinde” diye niteledi.
Süreç, siyasi rekabetin yoğun olduğu bir dönemde ilerlediği için kurumsal risk başlıklarını da büyütüyor. Bir yandan yerel yönetimlerde karar alma, ihale ve danışmanlık ilişkileri gibi alanlarda yargısal denetimin kapsamı tartışılıyor. Diğer yandan milletvekillerinin duruşmayı izleme imkanına getirilen sınırlama, yasama denetimi ve kamuya açık yargılama ilkeleri üzerinden yeni bir gerilim hattı oluşturuyor.
Davanın ilerleyen celselerinde, delillerin niteliği, sanıklar arasındaki bağlantıların nasıl kurulduğu ve tutukluluk halinin gerekçeleri gibi başlıklar, hem siyasi meşruiyet tartışmalarını hem de yerel yönetimlerde yönetişim standartlarına dair beklentileri etkilemeye devam edebilir. Dosyanın genişliği, yargılamanın takvimini uzatabilecek bir unsur olarak öne çıkarken, her celsede alınan usule ilişkin kararlar da sürecin algısını doğrudan şekillendiriyor.
Olası Etkiler
Ülke Etkisi: Gelişme, Türkiye’de yargı süreçlerinin siyasi alanla kesiştiği dosyalarda meşruiyet tartışmalarını etkileyebilir. Milletvekillerinin duruşmaya erişimi gibi usule dair kararlar, kurumlar arası denge ve kamuya açık yargılama algısı üzerinden siyasi tansiyonu artırabilir.
Sektör Etkisi: Belediyeler ve belediye ile çalışan tedarikçi ekosistemi, ihale, danışmanlık ve sözleşme süreçlerinde uyum ve kayıt düzeni baskısını daha fazla hissedebilir. Yerel yönetimlerde yönetişim standartları ve iç kontrol mekanizmaları, benzer dosyalarda risk azaltıcı unsur olarak daha fazla öne çıkabilir.
Piyasa Etkisi: Siyasi belirsizlik kanalı, risk primi ve yerel varlıklara yönelik algıyı etkileyebilir. Büyük ölçekli kamu kurumlarına ilişkin yargı süreçleri, kamu harcamaları, belediye finansmanı ve ilgili sektörlerde nakit akışı beklentileri üzerinden fiyatlamalara yansıyabilir.