Çin, Trump dönemindeki güven boşluğunu kullanarak ABD’nin Asya’daki müttefiklerine baskıyı artırıyor

The Economist analizine göre Çin, ABD'nin Asya'daki müttefiklerini savunmayacağı hesabıyla baskıyı artırıyor. ABD'nin caydırıcılığı sorgulanıyor.

Atlas Newsdesk ·

Çin, Trump dönemindeki güven boşluğunu kullanarak ABD’nin Asya’daki müttefiklerine baskıyı artırıyor

PEKİN — Çin’in Asya-Pasifik bölgesindeki Amerikan müttefiklerine yönelik giderek sertleşen tutumu, Washington’ın bölgesel güvenlik düzenindeki rolüne ilişkin tartışmaları büyütüyor.

The Economist’ın analizinde, Çin’in son dönemde özellikle Filipinler, Japonya ve Avustralya’ya yönelik baskıcı hamlelerinde ortak bir stratejinin bulunduğu belirtildi. Analize göre Pekin, ABD Başkanı Donald Trump’ın müttefiklerle ilişkilerindeki mesafeli ve işlemsel yaklaşımının kendisine daha geniş bir hareket alanı sağladığını düşünüyor.

En sert baskı Filipinler’e

Çin’in baskısını en yoğun hisseden ülkenin Filipinler olduğu değerlendiriliyor. Güney Çin Denizi’ndeki İkinci Thomas Sığlığı çevresinde 20 Temmuz’da yaşanan çatışmada bir Filipinli denizcinin yaralandığı bildirildi.

Filipinler, Çin Sahil Güvenliği personelinin bir denizciye tahta sopayla vurduğunu açıkladı. Çin ise Filipin teknelerinin uyarıları dikkate almadığını ve ilk saldırıyı gerçekleştirdiğini savundu.

ABD Dışişleri Bakanlığı, olayın ardından Çin’in eylemlerini “tehlikeli ve saldırgan” olarak nitelendirerek Pekin’e bölgedeki istikrarsızlaştırıcı faaliyetlerini durdurma çağrısı yaptı.

Çin, tartışmalı sularda askerî varlığını artırdı

Pekin yönetimi, Filipinler’le yaşanan gerilimin ardından Scarborough Sığlığı çevresinde ortak hava ve deniz devriyeleri düzenledi.

Çin ordusu ile sahil güvenlik birimlerinin katıldığı tatbikatlarda, hava ve deniz kuvvetlerinin koordinasyonu ile bölgeye hızlı askerî takviye yapılması test edildi. Pekin, tatbikatların egemenlik haklarını korumayı amaçladığını savunurken Manila, bölgenin kendi münhasır ekonomik alanında bulunduğunu belirtiyor.

Japonya ile askerî gerilim

Çin’in Japonya’yla ilişkilerinde de askerî risklerin arttığı görülüyor. Japonya daha önce bir Çin savaş uçağının Okinawa yakınlarında Japon F-15 uçaklarına radar kilidi attığını açıklamıştı.

Tokyo yönetimi olayı tehlikeli olarak nitelendirerek Pekin’i protesto etmiş, Çin ise Japon uçaklarının kendi eğitim faaliyetlerini taciz ettiğini savunmuştu.

The Economist’ın değerlendirmesine göre bu tür olaylar, Çin’in doğrudan savaşa yol açmadan rakip ülkelerin sınırlarını ve ABD’nin tepkisini ölçtüğü “gri bölge” stratejisinin bir parçası.

Avustralya da baskının hedefinde

Avustralya, Çin’in bölgedeki askerî faaliyetlerini eleştiren ve Filipinler’e destek veren ülkeler arasında bulunuyor. Canberra yönetimi, İkinci Thomas Sığlığı’ndaki olayın ardından Çin’in eylemlerini kınadı.

Avustralya, Japonya ve Filipinler’in savunma işbirliklerini artırması, Çin’in baskısına karşı bölgesel bir güvenlik ağı kurulması çabalarının parçası olarak değerlendiriliyor.

Pekin’in hesabı Trump’ın tutumuna dayanıyor

Analizde Çinli yetkililerin, Trump’ın Japonya, Filipinler ve Avustralya gibi müttefikleri savunmak için büyük bir askerî risk almak istemeyeceğini düşündüğü aktarılıyor.

Trump’ın müttefiklerden daha fazla savunma harcaması talep etmesi ve Amerikan güvenlik garantilerini zaman zaman ekonomik katkılara bağlaması, bölge ülkelerinde Washington’ın kriz anında nasıl hareket edeceği konusunda soru işaretleri yaratıyor.

Bu belirsizlik, Çin’in askerî çatışma eşiğinin altında kalan ancak karşı tarafı yıpratan müdahalelerini artırmasına imkân sağlayabilir.

ABD müttefikleri kendi aralarında yakınlaşıyor

Çin’in artan baskısı, Amerikan müttefiklerini Washington’dan bağımsız olarak birbirleriyle daha yakın askerî işbirliği kurmaya da yöneltiyor.

ABD, Japonya ve Filipinler’in Güney Çin Denizi’nde ortak tatbikatlar düzenlemesi; Avustralya’nın da bu güvenlik yapılanmalarına daha fazla katılması, bölgede Çin’e karşı çok taraflı bir caydırıcılık mekanizması kurulmaya çalışıldığını gösteriyor.

The Economist’a göre Pekin’in stratejisi, ABD’nin doğrudan müdahale etmeyeceği varsayımına dayanıyor. Ancak Çin’in baskıyı fazla artırması, Amerikan müttefiklerini birbirine yaklaştırarak uzun vadede Pekin’in karşısında daha geniş bir bölgesel ittifak oluşmasına da yol açabilir.

More stories