Çinli otomotiv devi Chery'nin Türkiye'deki 1 milyar dolarlık üretim yatırımı, Samsun'da tahsis edilen arazinin iki yıldır boş durması nedeniyle belirsizliğini koruyor. Bu durum, 5 bin kişilik istihdam beklentilerini ve Türkiye'nin otomotiv sektöründeki potansiyelini olumsuz etkiliyor.
Chery'nin Türkiye'deki yatırım belirsizliği sürerken, şirket Avrupa'daki üretim kapasitesini artırmak için Nissan ile İngiltere'deki Sunderland fabrikasında ortak üretim görüşmeleri yapıyor. Bu durum, Chery'nin küresel stratejisinde Türkiye'nin önceliğinin değişebileceğine işaret ediyor.
Nissan'ın Sunderland fabrikasının düşük kapasiteyle çalışması ve Chery'nin daha önce Nissan'ın tesislerini devralmış olması, İngiltere'deki anlaşma olasılığını güçlendiriyor. Ancak, Chery yetkililerinin uygun koşullar sağlanırsa Türkiye'ye yatırım yapmaya açık olduklarını belirtmesi, umutları tamamen tüketmiyor.

Atlas AI
Chery’nin Türkiye’de üretim yatırımı planı netleşmedi ve Samsun’da tahsis edilen arazi iki yıldır kullanılmıyor. Bu tablo, kamuoyuna yansıyan 1 milyar dolarlık yatırım ve 5 bin kişilik istihdam beklentilerinin zamanlamasını belirsiz bırakıyor. Şirket, Türkiye’de üretime geçiş için “uygun koşullar” vurgusunu koruyor ancak sahadaki ilerleme sınırlı görünüyor.
Yatırımın merkezinde Samsun’da tahsis edilen 1,2 milyon metrekarelik alan var. Arazinin boş kalması, projenin finansman, tedarik zinciri, teşvik çerçevesi, yerel ortaklık yapısı veya ihracat pazarlarına erişim gibi başlıklarda henüz kapanmayan başlıklar olabileceğine işaret ediyor.
Türkiye, son yıllarda otomotivde ihracat ağırlıklı üretim kapasitesi ve yan sanayi ekosistemiyle öne çıkarken, yeni bir üreticinin sahaya inmesi için regülasyon, gümrük rejimi ve maliyet yapısı gibi unsurlar belirleyici oluyor.
Bu belirsizlik sürerken Chery’nin Avrupa’da alternatif üretim seçeneklerini değerlendirdiği bildiriliyor. Şirketin, Nissan ile İngiltere’deki Sunderland fabrikasında üretim yapılması konusunda görüşmeler yürüttüğü belirtiliyor. Bu yaklaşım, Avrupa’da mevcut kapasitenin daha verimli kullanılması ve pazara daha hızlı erişim sağlanması hedefiyle ilişkilendiriliyor.
Sunderland tesisinin yaklaşık %50 kapasiteyle çalıştığı ve farklı üretim hatlarının ortak kullanıma uygun olduğu bilgisi, “sözleşmeli üretim” veya “ortak hat kullanımı” gibi modelleri mümkün kılıyor. Ancak Nissan’ın aynı tesis için başka otomotiv üreticileriyle de temas kurduğu ifade ediliyor; bu da Chery açısından kapasite tahsisi ve takvim riskini artırabilir.
Avrupa’da üretim, lojistik ve gümrük maliyetleri ile düzenleyici uyum süreçlerini farklılaştırırken, Türkiye’de üretim ise bölgesel ihracat, tedarik zinciri yakınlığı ve maliyet kompozisyonu üzerinden ayrı bir denge sunuyor.
Chery’nin geçmişte Nissan’dan Güney Afrika ve Barselona’daki üretim tesislerini devralmış olması, şirketin büyüme stratejisinde mevcut varlıkları kullanma ve kapasiteyi hızlı devreye alma yaklaşımına işaret ediyor. Bu çerçevede Türkiye’deki yatırımın akıbeti, hem yerel koşulların netleşmesine hem de Avrupa’daki kapasite paylaşımı görüşmelerinin seyrine bağlı kalmaya devam ediyor.
Kamu tarafı açısından Samsun’daki tahsisli arazinin iki yıldır boş kalması, yatırım taahhütlerinin izlenmesi, takvim ve koşulların şeffaflaştırılması ve alternatif yatırımcı ilgisinin yönetimi gibi yönetişim başlıklarını öne çıkarıyor. Şirket tarafında ise Türkiye seçeneği tamamen kapanmış değil; uygun koşullar oluşursa üretime başlama potansiyelinin sürdüğü belirtiliyor.
Ülke Etkisi: Arazinin uzun süre boş kalması, yatırım taahhütlerinin izlenmesi ve teşvik/koşul çerçevesinin netliği üzerinden Türkiye’nin yatırım kredibilitesini etkileyebilir. Proje gecikirse, beklenen istihdam ve yerel tedarik zinciri genişlemesi daha ileri bir tarihe kayabilir.
Sektör Etkisi: Chery’nin Avrupa’da kapasite paylaşımı arayışı, üreticilerin yeni fabrika kurmak yerine mevcut tesisleri kullanma eğilimini güçlendirebilir. Türkiye’de belirsizlik sürerse, yan sanayi ve lojistik firmaları kapasite planlarını daha temkinli yapabilir.
Piyasa Etkisi: Yatırımın gecikmesi, bölgesel büyüme beklentileri ve otomotiv ihracat projeksiyonları üzerinden şirket ve sektör risk primlerini etkileyebilir. Avrupa’da sözleşmeli üretim ihtimali, kapasite kullanım oranları ve maliyet yapısı kanalıyla ilgili şirketlerin nakit akışı varsayımlarını değiştirebilir.