NATO karşıtı protestolar Türkiye’de yayıldı
NATO karşıtı protestolar 4 Nisan 2026’da birçok şehirde yapıldı; eylemler Ankara’daki 7-8 Temmuz NATO Zirvesi öncesi gündemi etkiliyor.
Cuneyd Erdogan ·

Türkiye’de 4 Nisan 2026’da, NATO’nun 77. kuruluş yıldönümüyle aynı gün, NATO karşıtı protestolar birden fazla şehirde eş zamanlı yapıldı. Eylemleri “emek ve demokrasi güçleri” olarak tanımlanan geniş bir bileşen grubu organize etti. Katılımcılar arasında sosyalist partiler, demokratik kitle örgütleri, emek ve meslek örgütleri ile gençlik örgütleri yer aldı.
Protestoların öne çıkan merkezleri İstanbul, Ankara, İzmir ve Adana oldu. Adana’da İncirlik Üssü çevresi, Malatya’da ise Kürecik Radar Üssü çevresi eylemlerin odak noktaları arasına girdi. Bu iki noktanın seçilmesi, protestoların yalnızca genel NATO karşıtlığı değil, Türkiye’deki askeri altyapı ve ittifakla bağlantılı tesisler üzerinden somut bir politika talebi taşıdığını gösterdi.
İstanbul’daki eylemde yürüyüş Taksim’de Atatürk Kültür Merkezi önünden başladı ve Dolmabahçe’ye yöneldi. Katılımcılar “Savaş örgütü NATO dağıtılsın” yazılı pankartlar taşıdı. “Katil ABD Ortadoğu’dan defol”, “İran halkı yalnız değildir” ve “NATO’dan çıkılsın, üsler kapatılsın” sloganları, eylemin ABD’nin bölgesel rolü ve Ortadoğu’daki çatışmalarla ilişkilendirildiğini ortaya koydu.
Eylemlerde yapılan konuşmalarda NATO, “emperyalist savaşların ana araçlarından biri” olarak tanımlandı. Konuşmacılar, Türkiye’nin NATO politikaları nedeniyle bölgesel çatışmalara sürüklendiğini ve savaş harcamalarının emekçilerin üzerine yüklendiğini savundu. Bu çerçeve, protestoların yalnızca dış politika değil, bütçe öncelikleri ve sosyal maliyet tartışmasıyla da bağ kurduğunu işaret etti.
Organizatörler ayrıca 7-8 Temmuz 2026’da Ankara’da yapılması planlanan NATO Zirvesi’ne karşı mücadelenin büyütülmesi çağrısı yaptı. Zirvenin Ankara’da yapılacak olması, güvenlik planlaması, toplantı ve gösteri düzeni ile diplomatik takvim açısından iç politika gündemiyle daha doğrudan kesişen bir risk alanı yaratıyor. Önümüzdeki dönemde benzer eylemlerin artması, kamu düzeni yönetimi ve siyasi kutuplaşma başlıklarında izlenmesi gereken bir gösterge olarak öne çıkıyor.
Türkiye, NATO’ya 1952’de katıldı ve ittifak üyeliği uzun süredir savunma planlaması, askeri işbirliği ve bölgesel güvenlik mimarisiyle bağlantılı ilerliyor. Bu protestolar, ittifakın yıldönümü ve yaklaşan zirve takvimiyle birleşince, NATO karşıtlığının sokak mobilizasyonu üzerinden yeniden görünürlük kazandığını gösteren bir gelişme olarak kayda geçti.
Olası Etkiler
Ülke Etkisi: Eylemler, yaklaşan NATO Zirvesi öncesinde kamu düzeni ve güvenlik planlamasını gündeme taşıyabilir. NATO üyeliği ve üslerin statüsü tartışması, dış politika söylemiyle iç politika gerilimini aynı başlıkta birleştirebilir.
Sektör Etkisi: Savunma ve güvenlik alanında faaliyet gösteren kurumlar, zirve dönemiyle birlikte operasyonel güvenlik ve itibar risklerini daha yakından yönetmek zorunda kalabilir. Üsler ve radar tesisleri etrafındaki protestolar, kritik altyapı güvenliği ve erişim düzenlemeleri üzerinde baskı yaratabilir.
Piyasa Etkisi: Zirve öncesi protesto yoğunluğu, ülke risk algısını güvenlik ve siyasi istikrar kanalıyla etkileyebilir. Bu tür gelişmeler, risk primi, turizm akışları ve kısa vadeli sermaye hareketleri üzerinden fiyatlamaya yansıyabilir.