İnsan beyin dokusu nakledilen fare modelleri geliştirildi
Bilim insanları, nörolojik hastalıkların araştırılması amacıyla fare beyninin yarısını insan dokusundan oluşan bir model geliştirdi; çalışma etik…
Ayla Demirhan ·

Araştırmacılar, insan beyin organoidlerini genetik olarak modifiye edilmiş farelerin beyinlerine naklederek, beyninin hacimsel olarak yaklaşık yarısı insan dokusundan oluşan yeni bir model geliştirdi. Stanford Üniversitesi tarafından yürütülen çalışmada, yeni doğan farelerin serebral korteks ve hipokampus gelişimleri genetik müdahaleyle sınırlandırılarak nakledilen insan hücrelerinin büyümesi için alan açıldı. Laboratuvar ortamında deri hücrelerinin yeniden programlanmasıyla elde edilen insan beyin organoidlerinden, her enjeksiyonda yaklaşık 100 bin hücre fare beyinlerine nakledildi.
İnsan hücreleri ve fare beyni bağlantısı
Nakilden yaklaşık üç ay sonra insan beyin dokusunun farelerin kan dolaşımına bağlandığı ve fare beynindeki hedef bölgenin büyük bölümünü doldurduğu gözlemlendi. Araştırmacılar, bu süreçte yaklaşık 4 milyon insan hücresinin geliştiğini ve bazı insan nöronlarının farelerin beyin hücreleri ve omuriliği ile işlevsel bağlantılar kurduğunu tespit etti. Stanford Üniversitesi Psikiyatri Profesörü Sergiu Pașca, canlı insan beynine erişimin kısıtlı olması nedeniyle nörolojik hastalıkların tedavisinde yaşanan zorluklara dikkat çekerek, bu modelin gelişimsel süreçleri incelemek adına kritik bir imkân sunduğunu belirtti.
Hastalık araştırmaları ve etik süreçler
Geliştirilen hibrit modelin şizofreni, epilepsi, serebral palsi, zihinsel engellilik ve nadir demans türleri gibi karmaşık nörolojik hastalıkların mekanizmalarını incelemek için kullanılması hedefleniyor. Çalışma, canlı bir organizma içinde insan beyin dokusunun incelenmesini sağlasa da hayvan refahı ve nakledilen dokunun bilinç veya acı hissetme potansiyeli gibi etik tartışmaları da beraberinde getirdi. Bilim dünyası, bu tür hibrit modellerin gelişiminin yasal düzenlemeler ve etik denetimler çerçevesinde izlenmesi gerektiği görüşünü paylaşıyor.
Gelecek dönemde araştırmacıların, bu modellerin insan beyninin doğal gelişimini yansıtmadaki sınırlılıklarını nasıl aşacakları ve etik tartışmaların çalışmaların kapsamını nasıl etkileyeceği izlenecek.