Berlin casusluk raporunda Rusya ve Türkiye odaklı uyarı

Berlin casusluk raporu; Rusya, İran, Çin ve Türkiye'nin dezenformasyon, siber saldırı ve sabotaj risklerine karşı kentte aktif olduğunu vurguluyor.

Atlas Newsdesk ·

Berlin casusluk raporunda Rusya ve Türkiye odaklı uyarı

Berlin casusluk raporu, başkentte yabancı istihbarat faaliyetlerinin yalnızca bilgi toplamayla sınırlı kalmadığını ve tehdidin yüksek seyrettiğini ortaya koydu.

Berlin Anayasayı Koruma Teşkilatı’nın (LfV Berlin) yayımladığı 140 sayfalık yıllık rapor, kentte en aktif yabancı servislerin Rusya, İran, Çin ve Türkiye bağlantılı yapılar olduğunu kaydetti. Raporda, klasik casusluğun yanı sıra dezenformasyon, siber operasyonlar ve sabotaj girişimlerinin yöntem setine dâhil edildiği vurgulandı.

Raporun değerlendirmeleri kamuoyuna BBC aracılığıyla da yansıdı. Berlin Eyaleti İçişleri Bakanı Iris Spranger, kentin “yabancı istihbarat servislerinin odağında” bulunduğunu belirterek casusluk ve olası sabotaj riskinin hâlâ yüksek olduğuna işaret etti.

Rusya, raporda en geniş yer ayrılan aktör oldu

LfV Berlin’in raporunda Rusya, faaliyet hacmi ve yöntem çeşitliliği açısından öne çıkan ülke olarak değerlendirildi. Alman istihbarat birimleri, Rus servislerinin son yıllarda operasyon yoğunluğunu artırdığını ve daha nitelikli hedeflere yöneldiğini savundu.

Özellikle bilgi teknolojileri altyapılarına dönük sabotaj girişimlerinde artış olduğuna dikkat çekildi. Raporda, geçen yıl Almanya’daki erken genel seçimler öncesinde kamuoyunu etkilemeye dönük çabalar bulunduğu iddiasına da yer verildi.

Belgede, Moskova’nın demokratik kurumlara güveni zayıflatma, Ukrayna’ya desteği tartışmalı hâle getirme ve Rusya’ya yönelik yaptırımları destekleyen siyasi aktörlere karşı toplumsal tepki üretme hedefleri taşıdığı ileri sürüldü. Bu çerçevede dezenformasyonun, sahadaki istihbarat faaliyetleriyle birlikte yürütüldüğü değerlendirildi.

MİT, PKK ve FETÖ odağıyla anıldı

Raporda Türkiye’nin Milli İstihbarat Teşkilatı’na (MİT) ilişkin ayrı bir bölüm de yer aldı. Alman tarafı, Berlin’deki faaliyetlerin yalnızca diplomatik misyonlarda görevli resmî personel üzerinden yürütülmediğini, “beyan edilmemiş” unsurların da devrede olabileceğini öne sürdü.

Belgede, MİT’in öncelikli hedef alanlarından birinin PKK ve örgütle ilişkili görülen kişi ve yapılar olduğu belirtildi. Ayrıca FETÖ mensuplarına dönük izleme faaliyetleri yürütüldüğü iddiası rapora girdi.

LfV Berlin, bilgi toplama süreçlerinde Türkiye’ye bağlılık gösteren Türk vatandaşları ile Türk kökenli kişilerden destek aranabildiğini savundu. Raporda, MİT’in internet sitesindeki ihbar mekanizmasının, Türkiye’nin tehdit olarak gördüğü kişi ve kuruluşlar hakkında bilgi paylaşımına imkân verebileceği değerlendirmesi yapıldı.

Bu tür bildirimlerin sonuçlarının Türkiye’ye giriş-çıkışlarda pasaport kontrollerine yansıyabileceği; kısıtlayıcı tedbirler uygulanabileceği ve örnek olarak “terör propagandası” suçlamalarının gündeme gelebileceği iddia edildi.

Berlin’de örgütler ve aşırı milliyetçi gruplar da izleniyor

Yıllık rapor, Almanya’da faaliyetleri yasak olan PKK ve DHKP-C’ye dair Berlin özelinde sayısal veriler de içerdi. Buna göre kentte yaklaşık 1.100 PKK ve 30 DHKP-C destekçisi bulunduğu bildirildi.

Belgede, PKK’nın “yeni barış süreci” kapsamında silahlı mücadeleyi bıraktığı ve örgütsel yapısını feshettiği yönündeki açıklamalarına karşın, Berlin’deki destek tabanında belirgin bir politik yön değişimi işareti görülmediği savunuldu. Destekçilerin sürece nasıl yaklaşacağının henüz netleşmediği de not edildi.

DHKP-C’nin ise bazı protesto eylemlerinde görünürlük kazandığı; özellikle İsrail karşıtı gösteriler ile Mısır’ın Berlin Büyükelçiliği önünde yapılan açlık grevi eylemlerinde öne çıktığı kaydedildi.

Raporda Türkiye kökenli aşırı milliyetçi çevrelerin de izleme kapsamında olduğuna işaret edildi. “Ülkücü Hareket” için Berlin’de yaklaşık 460 destekçi sayısı verilirken, hareketin aşırı sağ ve milliyetçi bir çerçevede değerlendirildiği belirtildi.

LfV Berlin, bu ideolojik hattın “üstünlük” iddiaları, ırkçı ve antisemitik söylemlerle kesişebildiğini ve bunun insan onuru ile eşitlik ilkeleriyle çatıştığını savundu. Ayrıca, hareketten bağımsız bazı Türk kökenli aşırı sağcı grupların sosyal medyada Türkiye’yi eleştiren siyasetçiler ve gazeteciler ile Kürt gruplar, Yahudiler ve İsrail’i hedef alan propaganda yürüttüğü iddia edildi.

LfV Berlin Başkanı Michael Fischer, raporda Berlin’deki istihbarat faaliyetlerinin başlıca aktörleri olarak Rusya, Çin, İran ve Türkiye’yi sıralayarak yakın dönemde tabloyun değişmesini beklemediğini aktardı. Önümüzdeki dönemde, özellikle seçim dönemlerinde dezenformasyonla mücadele, kritik altyapı güvenliği ve yabancı servislerin ağ yapılanmalarına dönük soruşturmalar Berlin’in güvenlik gündeminde öne çıkacak başlıklar olarak görülüyor.

More stories