Orta Doğu çatışması uyarısı: Fidan’dan diplomasi çağrısı

Orta Doğu çatışması uyarısı yapan Hakan Fidan, gerilimin bölgeyi ve küresel ekonomiyi etkileyebileceğini söyleyip diplomasi çağrısı yaptı.

Cuneyd Erdogan ·

Orta Doğu çatışması uyarısı: Fidan’dan diplomasi çağrısı

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, İran ile ABD/İsrail hattında tırmanan gerilimin Orta Doğu’daki mevcut kırılganlıkları büyütebileceğini ve birbirine ekonomik, güvenlik ve enerji bağlarıyla bağlı ülkeleri doğrudan etkileyebileceğini söyledi. Fidan, Türkiye’nin bölge ülkelerini çatışmaya sürükleyecek her türlü senaryoya karşı durduğunu ve gerilimi düşürmenin tek yolunun diplomasi olduğunu vurguladı.

Fidan bu değerlendirmeleri 28 Mart 2026’da Uluslararası Stratejik İletişim Zirvesi (STRATCOM) 2026’daki konuşmasında yaptı. Konuşmasında, İsrail’in yarattığı gerilimlerin daha geniş bir savaş riskini artırdığını, İran kaynaklı hamlelerin de Körfez güvenliği ve bölgesel dengeler üzerinde etkiler ürettiğini belirtti. Bu çerçevede Ankara’nın, diplomatik çözüm arayışları için bölgedeki ortaklarıyla koordineli çalıştığını kaydetti.

Bakan Fidan, krizin yalnızca sahadaki tarafları değil, küresel ölçekte jeopolitik ve ekonomik maliyet kanalları üzerinden tüm ülkeleri etkilediğini ifade etti. Enerji arz güvenliği, deniz ticaret yolları, sigorta maliyetleri ve risk primleri gibi başlıklarda oluşabilecek dalgalanmaların, bölge dışı ekonomilere de yansıyabileceğine işaret etti.

Türkiye’nin “ilk günden” itibaren riskleri gördüğünü söyleyen Fidan, savaşın İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun iç siyasi hedefleriyle bağlantılı yürütüldüğünü düşündüklerini de dile getirdi.

Fidan’ın konuşmasının ikinci ekseni, uluslararası yönetişim ve kurumların meşruiyeti oldu. Mevcut uluslararası sistemin “vicdani pusulasını kaybettiğini” ve meşruiyet sorunu yaşadığını savunan Fidan, kurumların güvenliği sürdüremediği ve gerilimleri önleyemediği bir noktaya gelindiğini söyledi. Küresel yönetimin artık işlevsel ve sürdürülebilir olmadığını, bunun da tekil krizlerden çok yapısal bir sürecin sonucu olduğunu belirtti.

Bu çerçevede Türkiye’nin uzun süredir benzer sonuçlarla karşı karşıya kaldığını ifade eden Fidan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın uluslararası kurumların reformuna yönelik çağrılarını bir “tanı” olarak niteledi. Fidan’a göre, jeopolitik konfor alanları daralan aktörler ve adil olmayan düzenden fayda sağlayan çevreler, kurdukları düzenin ürettiği sonuçlarla yüzleşiyor.

Ankara’nın mesajı, çatışmanın yayılmasını önleyecek diplomatik temasların artırılması ve bölgesel koordinasyonun güçlendirilmesi üzerine kuruldu. Türkiye, hem bölgesel güvenlik risklerini hem de ekonomik bulaşma kanallarını sınırlamak için diplomasi vurgusunu öne çıkarıyor. Bu yaklaşım, Türkiye’nin Orta Doğu’daki krizlerde arabuluculuk ve gerilim azaltma başlıklarını dış politika araç setinde tutmaya devam ettiğini gösteriyor.

Olası Etkiler

Ülke Etkisi: Türkiye’nin diplomasi vurgusu, bölgesel gerilimin ticaret, enerji tedariki ve güvenlik riskleri üzerinden iç ekonomik koşullara yansımasını sınırlama hedefiyle bağlantılı olabilir. Uluslararası kurum reformu söylemi, Ankara’nın çok taraflı platformlarda siyasi pozisyonlanmasını ve müzakere gündemini etkileyebilir.

Sektör Etkisi: Enerji, taşımacılık, sigorta ve savunma sektörleri, bölgesel risk algısındaki değişimlere hızlı tepki verir. Körfez ve Doğu Akdeniz hatlarında gerilim, tedarik zinciri planlaması ve sözleşme risk yönetimi uygulamalarını öne çıkarabilir.

Piyasa Etkisi: Jeopolitik risk primi artışı, enerji fiyatları, navlun ve sigorta maliyetleri üzerinden enflasyon beklentilerini ve faiz patikasını etkileyebilir. Bölgesel belirsizlik, sermaye akımlarında güvenli varlıklara yönelim ve gelişen piyasa varlıklarında oynaklık kanalıyla fiyatlamalara yansıyabilir.

More stories