Eti Maden Yeni Yatırımlarla Büyüyor
Eti Maden, Eskişehir'de 500 milyon dolarlık yeni yatırımlarla bor ve lityum üretimini artırıp istihdam sağlayacak.
Cuneyd Erdogan ·

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, 1 Mayıs 2026 tarihinde Eti Maden İşletmeleri Kırka Bor İşletme Müdürlüğü'nü ziyaret etti. Ziyaret sırasında yapılan açıklamalarda, Eti Maden'in Türkiye ekonomisine ve ihracatına katkısını artıracak yeni yatırım planları kamuoyu ile paylaşıldı.
Eti Maden, Türkiye madencilik sektörünün ihracat hacminin yaklaşık yüzde 20'sini tek başına karşılıyor. Şirket, yıllık 1,3 ila 1,4 milyar dolar arasında ihracat gerçekleştiriyor ve dünya bor pazarındaki yüzde 65'lik payıyla sektör liderliğini sürdürüyor. Eti Maden bünyesinde yaklaşık 8 bin kişi istihdam ediliyor.
Eskişehir'e Yeni Yatırımlar Geliyor
Bakan Bayraktar'ın açıklamalarına göre, bu yıl içinde Eskişehir'de önemli tesislerin temelleri atılacak. Bu yatırımlar arasında lityum karbonat üretim tesisi ile birlikte Penta 5 ve Penta 6 tesisleri bulunuyor. Söz konusu üç tesis için toplamda yaklaşık 500 milyon dolarlık bir yatırım yapılacak.
İstihdam ve Üretim Kapasitesi Artıyor
Eti Maden'in Kırka Tesisi, yıllık 1,4 milyon tonluk üretim kapasitesiyle öne çıkıyor ve 2 bin 600 çalışana ev sahipliği yapıyor. Yeni yatırımlarla birlikte, özellikle Penta 6 tesisinde 300 kişilik ek istihdam sağlanması bekleniyor. Ayrıca, Beylikova'da nadir toprak elementleri üretimine yönelik endüstriyel tesis kurulum aşamasına gelindiği belirtildi. Bu gelişmeler, Eti Maden'in hem üretim kapasitesini hem de istihdamını artırma hedefini destekliyor.
Eti Maden'in Eskişehir'deki yeni yatırım planları, Türkiye'nin madencilik sektöründeki katma değerli ürün üretimini ve ihracatını önemli ölçüde artırma potansiyeli taşımaktadır. Özellikle lityum karbonat üretimi ve nadir toprak elementleri tesisi, küresel tedarik zincirlerindeki kritik minerallerin stratejik önemini göz önüne alarak, Türkiye'yi bu alanda daha rekabetçi bir konuma taşıyabilir. Ancak, bu tür büyük ölçekli projelerin çevresel etkileri ve uluslararası piyasalardaki fiyat dalgalanmaları gibi riskler, yatırım getirilerini ve sürdürülebilirliği etkileyebilir. Bu yatırımlar, yerel ekonomiye istihdam ve teknoloji transferi gibi olumlu katkılar sunarken, jeopolitik gerilimlerin artması durumunda stratejik bir avantaj sağlayabilir. Geçmişteki benzer madencilik projelerinin başarıları ve zorlukları göz önüne alındığında, dikkatli bir yönetim ve pazar analizi, bu yeni tesislerin beklenen faydaları sağlamasında kilit rol oynayacaktır. Dolayısıyla, bu adımlar Türkiye'nin ekonomik bağımsızlığını güçlendirme yolunda önemli bir fırsat sunsa da, küresel rekabet ve çevresel hassasiyetler dikkate alınmalıdır.