Sudan'da düzenlenen topçu saldırıları beş sivilin ölümüne yol açtı
Sudan'ın Güney Kordofan eyaletinde düzenlenen topçu saldırılarında beş sivil öldü. Etnik gerilimlerin arttığı bölgede insani kriz derinleşmeye devam ediyor.
Lauren Collins ·

Güney Kordofan'da sivil kayıplar arttı
Sudan'ın Güney Kordofan eyaletindeki Dilling şehrine 5 Eylül Cuma günü düzenlenen topçu saldırısı sonucunda, aralarında bir çocuğun da bulunduğu beş sivil hayatını kaybetti. Sudan Doktorlar Ağı, saldırının sorumlusu olarak Sudan Halk Kurtuluş Hareketi-Kuzey (SPLM-N) örgütünü işaret etti. Söz konusu grup, ülkede devam eden iç savaşta Hızlı Destek Kuvvetleri (RSF) ile hareket eden bir yapı olarak biliniyor.
Bu olaydan bir gün önce, 4 Eylül Perşembe günü Nuba Dağları bölgesindeki Debi ve Luweri yerleşimlerinde de benzer bir saldırı gerçekleşti. Yerel kaynaklar, bu operasyonlarda 21'den fazla kişinin yaşamını yitirdiğini bildirdi. Saldırıların Otoro azınlık grubunu hedef alması, bölgedeki etnik gerilimleri ve toprak anlaşmazlıklarını daha karmaşık bir hale getiriyor.
Ateşkes çabaları sonuçsuz kalıyor
Şiddet olayları, Abdel Aziz al-Hilu liderliğindeki SPLM-N'nin dahil olmayı reddettiği ateşkes girişimlerine rağmen tırmanışını sürdürüyor. Ağustos ayının sonundan bu yana binlerce bölge sakini evlerini terk etmek zorunda kaldı. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, Sudan genelinde yaklaşık 34 milyon insan acil insani yardıma ihtiyaç duyuyor.
Birleşmiş Milletler destekli bir araştırma heyeti, dış kaynaklı askeri desteklerin ve tedarik ağlarının çatışmaları körüklediği konusunda uyarıda bulundu. Nisan 2023'te başlayan iç savaş, BM raporlarına göre toplamda 13 milyon insanın yerinden edilmesine neden oldu. Bölgedeki insani durum, temel hizmetlere erişimin kısıtlı olması nedeniyle her geçen gün daha da ağırlaşıyor.
Bölgesel istikrar ve insani riskler
SPLM-N'nin ateşkes çağrılarını geri çevirmesi ve etnik odaklı saldırılarını sürdürmesi, Güney Kordofan'daki krizin derinleşeceğine dair endişeleri artırıyor. Etnik gruplara yönelik şiddet, mevcut toplumsal kırılmaları daha da belirginleştirerek barış ihtimalini zayıflatıyor. Bu durumun, bölgedeki zorunlu göç dalgalarını tetikleyerek insani yükü daha da artırması bekleniyor.
Uluslararası toplumun, dış askeri yardımların devam etmesi halinde yaptırım veya müdahale seçeneklerini değerlendirmesi gündeme gelebilir. Ancak, çatışmaların karmaşık yapısı ve dış aktörlerin etkisi, bölgeye yönelik çözüm arayışlarını belirsiz kılıyor. İnsani yardım kuruluşları, güvenlik riskleri nedeniyle bölgeye erişimde ciddi zorluklarla karşı karşıya kalmaya devam ediyor.