Arınç’tan ‘Süleymancılar’ soruşturmasına tepki: İnsanlar geri dönülemez şekilde damgalanıyor

Bülent Arınç, Süleymancılar soruşturmasında CMK kurallarına uyulmadığını savunarak gizlilik ve masumiyet karinesi çağrısı yaptı.

Atlas Newsdesk ·

Arınç’tan ‘Süleymancılar’ soruşturmasına tepki: İnsanlar geri dönülemez şekilde damgalanıyor

Süleymancılar soruşturması için konuşan Bülent Arınç, CMK ihlali iddiasıyla gizlilik ve masumiyet karinesi uyarısı yaptı.

Eski TBMM Başkanı Arınç, kamuoyunda Süleymancılar olarak bilinen yapıya ilişkin yürüyen dosyada soruşturma evresinin özensiz ilerlediğini savundu. Arınç'a göre bu tablo, henüz iddianame kabul edilmeden kişilerin kamuoyu önünde suçlu gibi gösterilmesi riskini büyütüyor.

Arınç CMK sınırını çizdi

Arınç, Ceza Muhakemesi Kanunu'nun soruşturma aşamasında gizliliği esas aldığını hatırlatarak savcılar, kolluk ve hakimlere dikkat çağrısı yaptı. İddianame düzenlenip mahkemece kabul edilmeden yapılan paylaşımların masumiyet karinesini zedelediğini ileri sürdü.

Arınç'ın açıklamasında temel ayrım, delilden kişiye gidilmesi ile suçlama kurup delil aranması arasındaydı. Basın özgürlüğü ve toplumun haber alma hakkını kabul ettiğini, ancak adil soruşturma ve yargılanma hakkının da aynı dosyada korunması gerektiğini söyledi.

Bakan beyanları dosyayı daralttı

Arınç, Adalet Bakanı ile İçişleri Bakanı'nın soruşturmanın cemaat ya da tarikata değil, kişilere yöneltilen adi suç iddialarına ilişkin olduğu yönündeki açıklamalarına itibar ettiğini belirtti. Bu çerçeveyi korumanın, dosyanın inanç temelli bir tartışmaya dönüşmesini önleyeceğini savundu.

Arınç, sosyal medyada ve yayınlarda kişilerin mal varlıkları veya ilişkileri hakkında hüküm verildiğini ileri sürdü. Bu iddiasını, "Süreç o kadar özensiz devam ediyor ki insanlar geri dönülemez şekilde damgalanıyor" sözleriyle anlattı.

Dosyada geçen isimler hakkında hüküm kurulmadan önce yargı sürecinin beklenmesi gerektiğini vurguladı. Arınç, "Hukukun gereğini yapsınlar ve sonucunu hepimiz alkışlarla karşılayalım" diyerek çağrısını soruşturmanın bütün aktörlerine yöneltti.

Fethikabir tartışması büyüdü

Arınç, açıklamasında sürecin fethikabir aşamasına kadar uzandığını söyledi; bunun ardından hukuk ve adli tıp bilgisi bulunmayan kişilerin yeni suçlular aradığını savundu. Bu değerlendirme, soruşturma bilgilerinin kamuya nasıl yansıdığına ilişkin eleştirisinin merkezinde yer aldı.

Süleymancılar olarak anılan yapıyı uzun yıllardır tanıdığını belirten Arınç, cemaat mensubu olmadığını da ekledi. Süleyman Hilmi Tunahan döneminden itibaren Kur'an eğitimi üzerinden oluşan bir çizgi gördüğünü, farklı şehirlerde bu çevreyle dostane ilişkiler kurduğunu söyledi.

Geçmişe ilişkin örnek olarak Muammer Aksoy'un, 12 Eylül sonrasında yargılanan Kemal Kaçar'ın avukatlığını üstlendiğini hatırlattı. Arınç, bu anekdotu cemaatin tarihsel algısının siyasal kamplaşma üzerinden okunmaması gerektiği görüşünü desteklemek için kullandı.

Arınç, cemaat ve tarikatların kapatılması yönündeki çağrılara da karşı çıktı. Bu yapıların sosyolojik gerçeklik olarak var olduğunu savundu; hukuka aykırı eylem iddiası varsa bunun toplu etiketleme yerine somut fiiller üzerinden soruşturulması gerektiğini belirtti.

AK Parti sorusu yanıtlandı

Arınç, yapı ile AK Parti arasındaki mesafenin yıllar içinde açıldığını, daha sonra tartışmanın kuzenler arasındaki mülkiyet ihtilafına dönüştüğünü söyledi. Bu dosyada taraf olunamayacağını, varsa suç iddialarının hakim ve savcılarca somutlaştırılması gerektiğini belirtti.

Arınç, kendisine yöneltilen "Bu cemaat AK Parti'yi destekleseydi başlarına böyle bir iş gelir miydi?" sorusuna da yanıt verdi. Kendi cevabının, herhangi bir cemaat ya da tarikata peşin hükümlü düşmanlık bulunmadığı yönünde olması gerektiğini söyledi.

Bu yanıt, siyasi destek ile ceza soruşturması arasında doğrudan bağ kurulmasına karşı bir pozisyon olarak öne çıktı. Arınç'a göre hangi yapı söz konusu olursa olsun, açık suç teşkil eden eylemler varsa yargı makamları harekete geçmekle yükümlü.

Dosyanın bundan sonraki seyrinde belirleyici unsur, iddiaların ne kadarının iddianameye taşınacağı ve mahkemenin hangi delilleri kabul edeceği olacak. Eğer süreç CMK'nın gizlilik ve masumiyet ilkeleriyle yürütülürse tartışma daha dar bir hukuki zeminde kalır; aksi halde soruşturma, yargılamadan önce kamuoyu hükmü üreten daha geniş bir siyasi ve toplumsal gerilime dönüşebilir.

More stories