İçeriğe geç
Sağlık

Araştırmalar gösteriyor: Probiyotikler hafızayı korumaya yardımcı olabilir

Yeni bir araştırmaya göre, probiyotik takviyelerinin Alzheimer hastalığıyla ilişkili bazı erken belirtiler üzerinde olumlu etkileri olabilir.

Atlas Newsdesk
Araştırmalar gösteriyor: Probiyotikler hafızayı korumaya yardımcı olabilir

Probiyotik karışımı, 87 kişinin tamamladığı araştırmaya göre bazı bilişsel ölçümleri iyileştirdi; Alzheimer'a karşı koruma kanıtlanmadı.

Güney Kore'deki çalışmanın araştırmacıları, takviye alanlarda Alzheimer ile bağlantılı pTau181 kan belirtecinin plaseboya göre düştüğünü bildirdi. Ancak bu sonuç, beyindeki tau birikimlerinin azaldığını göstermiyor; bilişsel değerlendirmelerde görülen kazanımların tümü de gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı değildi.

Journal of Alzheimer's Disease adlı bilimsel dergide yayımlanan araştırma, bilişsel sorunların erken dönemindeki yaşlı yetişkinlere odaklandı. Bulgular, belirli bir karışımın sınırlı süreli kullanımına ilişkin; araştırmacılar etkinin kalıcılığını ve hastaların yaşamındaki karşılığını belirlemek için daha kapsamlı çalışmalar gerektiğini belirtiyor.

KL-P301 iki grupta karşılaştırıldı

Çalışmaya katılanlar, Güney Kore'de zaman içindeki bilişsel değişimleri izleyen Gwangju Alzheimer Hastalığı ve İlişkili Demanslar (GARD) kohortundan seçildi. Başlangıçta rastgele dağıtılan 100 kişiden 87'si uygulamayı bitirdi; bunların 40'ı probiyotik, 47'si plasebo aldı.

Her iki grubun uygulama süresi 24 haftaydı; ürünlerin dağılımı hem araştırmayı yürütenlerden hem katılımcılardan gizlendi. Bu düzenekte karşılaştırma, takviye kullananların yalnızca başlangıca göre değişmesine değil, aynı süre boyunca plasebo alanlardan nasıl ayrıştığına da dayanıyordu.

KL-P301 adlı formül, Bifidobacterium animalis, Limosilactobacillus fermentum ve Levilactobacillus brevis alt türlerini bir araya getiriyordu. Katılımcılar günlük toz takviyeyi suyla karıştırarak ya da doğrudan aldı; dolayısıyla incelenen uygulama, herhangi bir probiyotik ürünün değil, bu özel formülün kullanımıydı.

pTau181 düşüşünün gösterdiği ve göstermediği

Araştırma ekibi, uygulama sonunda probiyotik kolunda pTau181 seviyesinin plaseboya kıyasla istatistiksel açıdan anlamlı biçimde gerilediğini bildirdi. Kanda izlenen bu gösterge, fosforillenmiş tau ile ilişkili ve Alzheimer sürecindeki değişiklikler hakkında bilgi verebiliyor.

Tau proteininin anormal katlanması, demansta sinir hücrelerinin çalışmasını aksatabilen birikimlerle bağlantılı. pTau181 değerleri belirtilerden önce yükselebilse de araştırma, kan ölçümündeki gerilemeyle beyindeki yumakların azalmasını eşdeğer kabul etmiyor; doğrudan böyle bir azalma gösterilmiş değil.

Ekip, Klinik Demans Derecelendirme ölçeğinde de anlamlı iyileşme saptandığını aktardı. Görsel yorumlama, mekânı kavrama ve karmaşık çizimleri oluşturma becerilerinde kazanımlar bildirildi, fakat bunların tamamı plasebo karşısında istatistiksel anlamlılık eşiğini aşmadı.

Bu ayrım, kan belirtecindeki değişim ile bilişsel yararı aynı sonuç olarak okumamayı gerektiriyor. Araştırmacıların daha uzun takip çağrısı da ölçümlerdeki ilerlemenin ne kadar sürdüğü ve klinik açıdan hangi büyüklükte faydaya karşılık geldiği sorularına dayanıyor.

Bağırsak ve bağışıklık bağlantısı araştırılıyor

Çalışma, bağırsaktaki mikroorganizmalarla beyin işlevleri arasındaki ilişkiyi araştıran önceki denemelere ekleniyor. Aktarılan önceki çalışmalarda, Alzheimer hastalarına verilen Bifidobacterium ve Lactobacillus içeren karışımların bazı kan göstergeleriyle olumlu ilişkileri bildirilmiş; iltihap ve oksidatif stres ölçümlerinde de düşüşler gözlenmişti.

Yeni denemede ise iltihap göstergelerinin büyük bölümünde değişim sınırlıydı; IL-1β, probiyotik alanlarda plasebo kullananlara göre daha fazla geriledi. Araştırmacılar bu farkı, bağışıklık iletişiminde görev alan belirli sitokin yolları üzerinde seçici bir etki olabileceği şeklinde yorumluyor.

Ekibin değerlendirmesine göre bağırsak, bağışıklık ve beyin etkileşimi, erken sinir hücresi hasarı süreçlerinde rol oynayabilir. Bununla birlikte, takviyenin bağırsak ortamını hangi ölçüde değiştirdiği ve olası değişimin beyne hangi mekanizmayla ulaştığı henüz açıklığa kavuşmuş değil.

Daha büyük örneklemlerde ve uzun takiplerde aynı sonuçlar elde edilirse, bu formülün erken Alzheimer döneminde ilaç dışı bir seçenek olarak araştırılması için dayanak güçlenebilir. Etki kalıcı çıkmaz veya bilişsel kazanımlar doğrulanmazsa, kan belirtecindeki düşüş tek başına tedavi yararı göstermeye yetmeyecek; araştırma ekibi de kullanım potansiyelinin ek çalışmalarla sınanmasını istiyor.

More stories

Son haberler