Almanya'da organ bağışı oranlarını artırmak amacıyla, bireylerin açıkça itiraz etmedikçe potansiyel organ bağışçısı sayılmasını öngören 'itiraz sistemi' reformu yeniden gündemde. Bu sistem, mevcut rıza sistemine göre bağışçı sayısını artırmayı hedefliyor.
Reform önerisi, temel haklara müdahale ve gönüllülük ilkesinin ihlali eleştirileriyle karşılaşıyor. Karşıt görüşler, itiraz sisteminin tek başına yeterli olmayacağını, sağlık sistemindeki iyileştirmelerin ve bilgilendirme kampanyalarının daha etkili olacağını savunuyor.
Daha önce reddedilmiş olmasına rağmen Federal Konsey'in desteğiyle tekrar tartışmaya açılan bu öneri, Almanya'nın organ bağışı kayıt sistemindeki karmaşıklık ve erişilebilirlik sorunlarını da beraberinde getiriyor. Tartışmalar, etik ve pratik boyutlarıyla devam ediyor.

Atlas AI
Almanya’da organ bağışı oranlarını artırmaya dönük sistem değişikliği Mayıs 2026’da Federal Meclis’te yeniden gündeme geldi. Partiler üstü bir milletvekili grubu, kişinin hayattayken açıkça karşı çıkmaması halinde potansiyel bağışçı sayılmasını öngören modeli tartışmaya açtı. Öneri, mevcut rıza esaslı yaklaşımın yerini “itiraz sistemi”ne bırakmasını içeriyor. Tartışma, bağışçı sayısının yıllardır hedeflerin gerisinde kalması nedeniyle hız kazandı.
Mevcut düzende, ölümden sonra organların alınabilmesi için kişinin önceden açık rıza vermesi gerekiyor. Bu beyan yoksa karar çoğunlukla yakınlara bırakılıyor. Yeni öneri ise, kişi hayattayken bağışa karşı olduğunu kayıt altına almadığı sürece herkesin potansiyel bağışçı sayılmasını öngörüyor. Benzer bir uygulama, organ bağışı oranlarında öne çıkan İspanya gibi ülkelerde uzun süredir yürürlükte.
Almanya’nın iki parçalı yasama yapısında, Federal Meclis 2020’de itiraz sistemini reddetmişti. Eyaletleri temsil eden Federal Konsey ise 2025’te aynı çizgide bir değişikliği destekledi. Bugünse konu, organ bağışı yapanların sayısını artırmayı amaçlayan partiler üstü bir girişimle yeniden Meclis gündeminde.
Sistemin işleyişine ilişkin teknik ayrıntılar da tartışılıyor. Birkaç yıl önce kurulan çevrimiçi kayıt altyapısının karmaşık ve erişimi zor olduğu eleştirileri sürüyor. Mevcut düzende vatandaşlar onay ya da ret beyanlarını kaydedip istedikleri zaman güncelleyebiliyor; hastaneler de ihtiyaç halinde bu verilere ulaşabiliyor. Ancak Mart ayına kadar yalnızca 516 bin kişinin sisteme kayıt yaptırmış olması, erişim ve kullanım kolaylığına dair soru işaretlerini büyütüyor.
Önerinin kapsamı ve veriler
İtiraz sistemi nasıl işleyecek?
Öneri hayata geçerse, bağışçılık kural, itiraz ise istisna olacak. Kişiler dilerse bağışa karşı olduklarını hayattayken beyan ederek kayda geçirebilecek. Destekçileri, yazılı beyan bulunmaması ve yakınların karar verirken yaşadığı tereddütlerin bugün birçok potansiyel bağışı engellediğini; bu modelin süreci sadeleştirip belirsizliği azaltacağını savunuyor.
Bağış oranları ve uluslararası karşılaştırmalar
Almanya, organ bağışında uluslararası karşılaştırmalarda alt sıralarda yer alıyor. Ülkede bir milyon kişiye yaklaşık 11 bağışçı düşüyor. İspanya, Belçika ve Portekiz gibi ülkelerde rakam çok daha yüksek; örneğin İspanya’da bir milyon kişiye düşen bağışçı sayısı 50’ye yaklaşıyor. 2025’te Almanya’da da bir artış kaydedildi ve 985 kişi ölümünden sonra organlarını bağışladı; bu, 2024’e göre 32 kişi daha fazla.
Destek ve itirazların odağı
Destek veren kurumların gerekçeleri
Alman Organ Nakli Vakfı ve Tabipler Birliği’nin de aralarında bulunduğu destekçiler, toplumda organ bağışına yönelik genel bir istek olduğunu; ancak yazılı beyan eksikliği ve yakınların karar anındaki belirsizliği nedeniyle bağışların gerçekleşemediğini belirtiyor. Onlara göre itiraz sistemi, bağışı “istisna” olmaktan çıkarıp “olağan” bir tercih haline getirebilir.
Gönüllülük, temel haklar ve uygulama
SPD, Sol Parti, Yeşiller ve CDU/CSU’dan bazı milletvekillerinin oluşturduğu karşıt grup ise modelin temel haklara müdahale olduğunu savunuyor. “Sessizliğin onay sayılamayacağını” vurgulayan bu kesim, gönüllülük ilkesinin korunmasını, kapsamlı bilgilendirme kampanyalarının devreye alınmasını ve çevrimiçi kayıt sisteminin çok daha erişilebilir kılınmasını öneriyor.
Karşıt görüşteki uzmanlar ayrıca tek başına yasal model değişikliğinin bağış oranlarını sıçratmayacağını düşünüyor. İspanya örneğinde başarının, hastanelerde süreçlerin daha iyi organize edilmesi gibi sağlık sistemindeki iyileştirmelerle geldiğine dikkat çekiliyor. Almanya’da 2020’de kabul edilen bazı önlemlerin sahaya tam yansımaması ve planlanan sağlık reformunda aile hekimlerine organ bağışı danışmanlığı için ödenen ücretin kaldırılmasının tartışılıyor olması da eleştiriler arasında.
Meclis’teki müzakerelerin seyri ve kayıt sisteminin sadeleştirilmesine yönelik adımlar, önümüzdeki dönemde Almanya’nın organ bağışı politikasının yönünü belirleyecek.


