Gazeteci Alican Uludağ'ın 67 gündür tutuklu yargılanması, yargılamanın yetkisiz mahkemece başlatılması ve SEGBİS ile savunma dayatılması gibi usul hatalarıyla dolu. Bu durum, adil yargılanma hakkının ihlali endişelerini artırıyor ve hukuki süreçteki aksaklıkları gözler önüne seriyor.
Uludağ'ın Ankara'daki mahkemenin SEGBİS ile duruşmaya katılım kararına itirazı, sanığın mahkeme huzurunda savunma yapma hakkının önemini vurguluyor. Kaçma şüphesi gibi somut olmayan gerekçelerle tutukluluğun devamına karar verilmesi, yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığı konusunda soru işaretleri yaratıyor.
Sosyal medya paylaşımları nedeniyle 'Cumhurbaşkanına hakaret' suçlamasıyla tutuklanan Uludağ'ın davası, Türkiye'de ifade özgürlüğü ve gazetecilik faaliyetleri üzerindeki baskıları simgeliyor. Yargılamanın uzaması ve tahliye taleplerinin reddedilmesi, bu tür davalarda hukukun üstünlüğü ilkesinin ne kadar uygulandığına dair tartışmaları derinleştiriyor.

Atlas AI
Gazeteci Alican Uludağ, 67 gündür Silivri Cezaevi'nde tutuklu bulunuyor. Uludağ, yargılamanın İstanbul'da açılmasına yetkisizlik kararı verilerek dosyasının Ankara'ya gönderildiğini belirtti.
Bu durum, tutuklama sürecinin hukuka aykırı olduğu ve kararın yetkisiz bir savcı ile hakim tarafından verildiği yorumlarına yol açtı.
Uludağ, Ankara'daki mahkemenin duruşmaya Silivri'den SEGBİS yoluyla bağlanma kararı almasına itiraz etti. Kendisinin mahkeme huzurunda savunma yapma hakkının engellendiğini ve bunun adil yargılanma hakkının ihlali olduğunu ifade etti.
Ayrıca, mahkemenin tutukluluğun devamına karar verirken kaçma şüphesi gerekçesini somut olgulara dayanmadığını savundu.
Uludağ, 20 Şubat'ta sosyal medya paylaşımları nedeniyle "Cumhurbaşkanına alenen hakaret" suçlamasıyla tutuklanmıştı. Avukatları tahliye talebinde bulunmuş, ancak mahkeme tutukluluğun devamına karar vererek duruşmayı 21 Mayıs'a ertelemiştir.
Bu durum, yargılama sürecindeki usul ve esaslara ilişkin tartışmaları gündeme getirmektedir.


