Akademisyenlere dijital içerik kısıtlaması: YouTube ve sosyal medya gelirleri "ticari faaliyet" sayıldı
Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği'nin Yüksek Öğretim Kurulu Başkanlığı'na (YÖK) gönderdiği yazıda, kamu görevlileri ile devlet üniversitelerinde çalışan…
Atlas Newsdesk ·

Akademisyen gelirleri, YÖK’e gönderilen yazıyla 657 sayılı kanundaki ticaret yasağı kapsamında üniversitelerin gündemine girdi. Yazı, kamu görevlileri ve devlet üniversitelerinde görev yapan akademisyenler için dijital mecralardan elde edilen kazançlara odaklanıyor.
Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği’nin Yüksek Öğretim Kurulu Başkanlığı’na gönderdiği görüşte, YouTube, sosyal medya, internet siteleri ve mobil uygulamalardan sağlanan gelirlerin 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’ndaki “ticaret ve kazanç getirici faaliyet” yasağı kapsamında değerlendirilmesi gerektiği belirtildi. Görüşün üniversitelere ulaşmasının ardından bazı akademisyenler YouTube yayınlarını durdurdu.
657 yazısı dijital kazanca uzandı
Yazı, kamu görevlilerinin görev statüsü ile çevrim içi gelir kanalları arasındaki sınırı yeniden tartışmaya açtı. Metinde belirtilen yaklaşım, gelirin kaynağından çok kazanç sağlayan faaliyetin niteliğine bakılması gerektiği yönünde bir idari değerlendirme anlamına geliyor.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu, kamu görevlilerinin ticaret yapmasını ve kazanç getirici faaliyetlerde bulunmasını sınırlayan temel düzenleme olarak uygulanıyor. Devlet üniversitelerindeki akademisyenlerin de kamu görevlisi statüsü, dijital platformlardan elde edilen gelirleri idari denetimin konusu haline getiriyor.
Görüşte anılan mecralar dört ayrı kanal üzerinden sıralandı: YouTube, sosyal medya, internet sitesi ve mobil uygulama gelirleri. Bu çerçeve, yalnızca video yayınlarını değil, reklam, abonelik, tanıtım veya uygulama kaynaklı gelirleri de kapsayabilecek bir yorum alanı yaratıyor.
YouTube yayınları kampüste durdu
Yazının üniversitelere iletilmesinin ardından bazı akademisyenlerin YouTube yayınlarını durdurması, görüşün pratik etkisinin ilk işareti oldu. Bu adımın kaç akademisyeni kapsadığı, hangi üniversitelerde yoğunlaştığı ve yayınların tamamen mi yoksa geçici olarak mı kesildiği kaynak metindeki bilgilerle netleşmedi.
Akademisyenler açısından doğrudan sonuç, kişisel içerik üretimi ile kamu görevi arasındaki uyumun yeniden değerlendirilmesi olacak. Gelir sağlayan bir kanalın eğitim, bilimsel anlatım veya kamuya açık bilgilendirme amacı taşıması, idarenin kazanç yasağı yorumunu nasıl uygulayacağına ilişkin soruyu ortadan kaldırmıyor.
Üniversite yönetimleri için dosya, personel rejimi ve disiplin süreçleri bakımından dikkat gerektiren bir başlığa dönüşebilir. Eğer kurumlar görüşü geniş yorumlarsa, akademisyenlerden dijital yayın gelirleri, sponsorluk anlaşmaları veya uygulama gelirleri hakkında açıklama istenmesi gündeme gelebilir.
Platform geliri yeni sınavda
Dijital içerik ekonomisi açısından kararın etkisi, kamu çalışanlarının üretici olarak platformlara katılımını azaltabilecek bir uyum maliyeti üzerinden görülebilir. Akademisyenlerin bilim, eğitim ve güncel konulardaki yayınları, YouTube ve sosyal medya gibi kanallarda hem izleyici hem de gelir yaratabilen içerikler arasında yer alıyor.
Eğer üniversiteler kazanç sağlayan tüm yayınları sınırlı faaliyet olarak ele alırsa, akademisyenler reklam geliri kapalı, bağış kabul etmeyen veya kurumsal izinle yürütülen yayın biçimlerine yönelebilir. Bu senaryoda platformlar için etki, doğrudan gelir kaybından çok nitelikli içerik arzının daralması üzerinden oluşur.
Diğer olasılık, uygulamanın yalnızca düzenli ticari kazanç sağlayan ve kamu göreviyle bağdaşmadığı değerlendirilen faaliyetlerle sınırlı tutulmasıdır. Böyle bir çerçevede üniversiteler, akademik anlatım ile ticari içerik üretimi arasında ayrım yapmaya çalışır; sektör için sonuç daha seçici bir denetim olur.
Dosyada açık kalan başlıklar, görüşün bağlayıcılık derecesi, denetimin nasıl yapılacağı ve geçmiş gelirlerin incelenip incelenmeyeceği üzerinde toplanıyor. Bu unsurlar netleşmeden akademisyenler, üniversiteler ve dijital platformlar açısından temel risk, aynı faaliyetin farklı kurumlarda farklı biçimde yorumlanmasıdır.