ABD'nin İran Politikaları Başarısız Oldu
ABD'nin İran'a yönelik dört ana taktiği 9 Mart 2026 itibarıyla başarısız oldu, bölgesel dengeler değişebilir.
Cuneyd Erdogan ·

Amerika Birleşik Devletleri'nin (ABD) İran'a yönelik uyguladığı dört temel stratejinin, 9 Mart 2026 tarihi itibarıyla beklenen sonuçları vermediği belirtiliyor. Bu stratejiler, İran'ın mevcut liderliğini hedef alma, Körfez ülkelerini bölgesel bir çatışmaya dahil etme, Türkiye ve Azerbaycan'ı İran'a karşı konumlandırma ve Irak'taki Kürt unsurları kullanma üzerine odaklanmıştı. Ancak bu yaklaşımların hiçbiri, ABD'nin İran'a karşı geniş bir cephe oluşturma hedefine ulaşmasını sağlamadı.
ABD'nin ilk taktiği, İran'ın dini liderini hedef alarak rejimi zayıflatma veya çökertme amacı taşıyordu. Ancak İran'ın çok katmanlı ve karmaşık devlet yapısı, bu tür bir doğrudan müdahalenin etkisiz kalmasına neden oldu. Rejimin sadece tek bir kişiye bağlı olmaması, liderlik değişiminin sistemik bir çöküşe yol açmayacağı değerlendirmesini güçlendirdi. Bu durum, ABD'nin İran'ın iç dinamiklerine dair beklentilerinin tam olarak karşılanmadığını gösteriyor.
İkinci olarak, ABD'nin Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ülkelerini İran'a karşı askeri bir çatışmaya çekme çabaları da sonuçsuz kaldı. İran'ın diplomatik manevraları ve bölgedeki ABD askeri varlıklarını hedef alabileceği yönündeki sinyaller, Körfez ülkelerinin doğrudan bir çatışmaya girmekten kaçınmasına yol açtı. Bu durum, bölgesel aktörlerin kendi güvenlik önceliklerini ABD'nin stratejik hedeflerinin önüne koyduğunu ortaya koydu.
Üçüncü strateji, Türkiye ve Azerbaycan'ı İran'a karşı kışkırtma girişimlerini içeriyordu. Ancak Ankara'nın bölgesel dengeleri gözeten ve pragmatik dış politika yaklaşımı, bu tür bir provokasyonun başarıya ulaşmasını engelledi. Türkiye'nin İran ile olan ilişkilerini stratejik bir denge içinde sürdürme tercihi, ABD'nin bu yöndeki beklentilerini boşa çıkardı. Azerbaycan'ın da benzer şekilde bölgesel istikrarı önceliklendirmesi, bu taktiğin etkisiz kalmasında rol oynadı.
Son olarak, ABD'nin Irak'taki Kürt grupları kullanarak İran'a karşı bir cephe açma taktiği de başarısızlıkla sonuçlandı. Kürt liderlerin, dış güçlerin vekalet savaşlarında kullanılmaya karşı çıkan açıklamaları ve eski ABD Başkanı Trump döneminde bu konudaki geri adımlar, bu stratejinin uygulanabilirliğini ortadan kaldırdı. Kürt grupların kendi özerklik ve güvenlik çıkarlarını ön planda tutması, ABD'nin bu yöndeki planlarının önündeki en büyük engel oldu.
Bu gelişmeler, ABD'nin müttefiklerinden beklediği desteği alamamasına ve İran'a karşı daha geniş bir uluslararası koalisyon oluşturma çabalarının sonuçsuz kalmasına neden oldu. ABD'nin İran'a yönelik politikalarının, bölgesel dinamikler ve aktörlerin kendi çıkarları doğrultusundaki hareketleri nedeniyle karmaşık bir tablo çizdiği görülüyor.
Olası Etkiler
Ülke Etkisi: Bu durum, ABD'nin Orta Doğu'daki dış politika etkinliğinin sınırlarını gösterebilir. İran'ın bölgesel konumunu güçlendirme potansiyeli taşıyabilir ve iç siyasi dengeleri etkileyebilir. Bölgesel ittifakların yeniden şekillenmesine yol açabilir.
Sektör Etkisi: Enerji sektöründe, İran'ın petrol ve gaz ihracat kapasitesinin artması durumunda küresel arz-talep dengeleri etkilenebilir. Savunma sanayii, bölgesel gerilimlerin seyrine bağlı olarak farklı ülkelerdeki harcamaları etkileyebilir. Lojistik ve ticaret rotaları, bölgesel istikrara göre değişiklik gösterebilir.
Piyasa Etkisi: Küresel enerji fiyatları, İran'ın piyasaya entegrasyonu veya bölgesel istikrarsızlık nedeniyle dalgalanabilir. Bölgedeki ülkelerin tahvil ve hisse senedi piyasaları, jeopolitik risk algısına göre tepki verebilir. Döviz kurları, sermaye akışları ve yatırımcı güveni üzerinde etkili olabilir.