ABD'nin İran planında kilit isim: Muhammed Bakır Kalibaf
ABD İran planında Kalibaf iddiası ve Venezuela modeli tartışması, Hürmüz ültimatomu ve enerji anlaşmaları hedefiyle yeniden gündemde.
Cuneyd Erdogan ·

ABD yönetimi içinde İran’a dönük olası bir strateji değişikliği tartışması yeniden gündeme geldi. ABD basınında Beyaz Saray kaynaklarına dayandırılan iddialara göre Washington, İran’la müzakere ya da yönetim değişikliği senaryolarında İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf’ı “kilit” bir isim olarak değerlendiriyor.
Aynı iddialar, ABD’nin “Venezuela benzeri” bir yaklaşımı masada tuttuğunu ve hedefin İran’da kurulacak yeni bir siyasi düzenle enerji alanında ABD çıkarlarına uygun anlaşmaları güvenceye almak olduğunu öne sürüyor.
Bu çerçevede konuşulan “Venezuela modeli”, ABD’nin başka ülkelerde uyguladığı baskı, izolasyon ve içeriden alternatif aktör arayışı kombinasyonuna benzetiliyor. Haberde aktarılan yaklaşım, İran’ın petrol ve doğal gaz kaynakları üzerinde Batılı şirketlere avantaj sağlayabilecek bir anlaşma zemini oluşturmayı amaçlıyor. Bu senaryoda Kalibaf, mevcut sistemin içinden gelen ama Batı ile diyalog kurabilecek “uzlaşılabilir” bir lider adayı olarak tarif ediliyor.
İddialar, Donald Trump’ın başkanlığı döneminde İran’a yönelik mesajların sertleşip ardından müzakere sinyalleri vermesiyle aynı zaman dilimine oturuyor. Trump, Hürmüz Boğazı’nın tamamen açılması için önce 48 saatlik, ardından beş güne uzatılan bir süreyle ültimatom vermişti. Bu çıkışın hemen sonrasında ise İran’da “içeriden birileriyle” görüştüklerini ve bu kişilerin “çok saygı gördüğünü” söyleyerek temas ihtimalini açık bıraktı; ayrıca Venezuela örneğine atıf yaptı.
Tahran yönetimi ise ABD ile herhangi bir müzakere yürüttüğü iddialarını net biçimde reddetti. Bu tablo, Washington’un bir yandan askeri baskı ve caydırıcılık mesajları verirken diğer yandan rejim içinden alternatif kanallar aradığı yorumlarını güçlendirdi. Ancak bu tür bir yaklaşımın, İran’ın iç güç dengelerini yanlış okuma, kurumlar arası rekabeti tetikleme ve bölgesel gerilimleri artırma riski taşıdığı da tartışılıyor.
Kalibaf’ın adı, İran siyasetindeki geçmişi nedeniyle öne çıkıyor. Devrim Muhafızları’nda komutanlık yapması, Tahran Belediye Başkanlığı ve Meclis Başkanlığı gibi görevler üstlenmesi, onu hem güvenlik bürokrasisi hem de sivil idareyle temas kurabilen bir aktör haline getiriyor. Bu tür bir profil, olası bir geçiş senaryosunda “kontrol edilebilirlik” arayan dış aktörlerin dikkatini çekebiliyor.
Politico’nun haberinde, Trump yönetiminin İran petrol ihracatında kritik bir merkez olarak görülen Hark Adası’na askeri müdahaleden kaçınmak istediği de yer aldı. İddiaya göre Washington, enerji altyapısına zarar vermeden, içeriden bir figür üzerinden siyasi sonuç üretmeyi daha düşük maliyetli bir seçenek olarak görüyor. Buna karşın İran’ın karar alma yapısı, güvenlik kurumlarının ağırlığı ve dış baskıya karşı refleksleri, böyle bir planın uygulanabilirliğini belirsiz kılıyor.
Olası Etkiler
Ülke Etkisi: Bu iddialar, İran’da siyasi meşruiyet tartışmalarını ve güvenlik kurumlarının iç denetim reflekslerini etkileyebilir. Müzakere söylentileri, yaptırımlar ve enerji gelirleri üzerinden ekonomi yönetimine dönük baskıyı da artırabilir.
Sektör Etkisi: Enerji sektöründe, olası bir siyasi geçiş ya da müzakere ihtimali sözleşme güvenliği ve yaptırım uyumu risklerini öne çıkarır. Uluslararası petrol ve gaz şirketleri, erişim ihtimali kadar ikincil yaptırım ve itibar risklerini de yeniden fiyatlayabilir.
Piyasa Etkisi: Hürmüz Boğazı ve İran petrol ihracatına dair söylem, petrol fiyatlarında jeopolitik risk primi kanalıyla oynaklığı artırabilir. Yaptırım beklentileri ve olası müzakere sinyalleri, enerji vadeli işlemleri ve bölge varlıklarında risk algısını hızlı değiştirebilir.