ABD'nin Gazze planı fiyaskoya döndü
Gazze barış gücü planı, 20 bin kişilik hedeften uzaklaştı; sahaya asker inmedi, sınır için 10-20 Fas askeri bekleniyor.
Atlas Newsdesk ·

Gazze barış gücü planı, Trump'ın 20 bin kişilik hedefinden uzaklaştı; sahaya asker inmedi, yalnızca 10-20 Fas askeri bekleniyor.
20 bin hedef, 20 asker eşiği
ABD'nin Gazze için tasarladığı barış gücü düzenlemesi, kaynak metinde aktarılan bilgilere göre başlangıçtaki büyüklüğüne yaklaşamadı. Trump'ın öngördüğü çerçevede 20 bin kişilik bir kuvvetten söz edilirken, bugün konuşulan fiili katkı yalnızca 10-20 Fas askerinin sınıra gelmesiyle sınırlı görünüyor.
Bu fark, planın askeri kapasitesinden önce diplomatik zemininin zayıfladığını gösteriyor. Kağıt üzerindeki taahhütler operasyonun ağırlığını taşıyacak düzeye ulaşmadığı için sahada konuşlandırılacak birlik yapısı henüz oluşmuş değil.
Gazze gibi yoğun siyasi ve güvenlik riskleri taşıyan bir bölgede barış gücü yalnızca asker sayısından ibaret değildir. Görev tanımı, komuta zinciri, katılımcı ülkelerin onayı ve birliklerin hangi koşulda hareket edeceği netleşmeden sahaya çıkış genellikle gecikir.
Fas birliği sınırda bekleniyor
Mevcut anlatıma göre operasyon için henüz Gazze sahasına asker gönderilmedi. Beklenen tek somut hareket, 10-20 Fas askerinin sınır hattına ulaşması ihtimali olarak öne çıkıyor.
Bu ölçekte bir katılım, 20 bin kişilik hedefle kıyaslandığında sembolik düzeyde kalır. Sınırda bulunacak küçük bir unsur, geniş alan güvenliği sağlamaktan çok hazırlık, gözlem veya diplomatik görünürlük işlevi taşıyabilir.
Fas'ın adı bu aşamada öne çıksa da kaynak metin, başka ülkelerin kesin katkı verdiğine ilişkin ayrıntı sunmuyor. Bu nedenle planın çok uluslu bir kuvvete dönüşüp dönüşmeyeceği, resmi taahhütlerin sayısına ve bu taahhütlerin asker gönderimine çevrilmesine bağlı olacak.
İran ve Lübnan baskısı
Planın zorlanmasında bölgedeki İran ve Lübnan savaş gündeminin gölgesi de etkili bir unsur olarak aktarılıyor. Bu tür bölgesel krizler, asker göndermeyi düşünen ülkeler için siyasi maliyeti artırır ve güvenlik riskini büyütür.
Bir ülkenin barış gücüne katılması, yalnızca Washington ile kurduğu ilişki üzerinden hesaplanmaz. Askerlerin hedef haline gelme ihtimali, iç kamuoyunun tepkisi ve görev alanının hukuki çerçevesi karar sürecinde belirleyici olur.
Gazze planı bu nedenle askeri bir sevkiyat meselesinden daha geniş bir diplomatik test alanına dönüşmüş durumda. Eğer bölgesel gerilim yüksek kalırsa, ülkeler açık taahhüt vermek yerine sınırlı ve geri çekilebilir katkılarla yetinebilir.
Sahaya inmeyen planın hesabı
Planın bu haliyle sürmesi durumunda küresel düzeyde mesaj, ABD'nin Gazze sonrası güvenlik mimarisi için yeterli ortak bulmakta zorlandığı yönünde okunur. Bu da bölgesel krizlerde askeri yük paylaşımının ne kadar kırılgan olduğunu gösterir.
Trump açısından risk, büyük ölçekli bir güvenlik önerisinin sahada ölçülebilir karşılık üretmemesi olur. 20 bin kişilik hedef ile 10-20 askerlik beklenti arasındaki mesafe, planın uygulanabilirliği konusunda siyasi baskıyı artırabilir.
Bölge ülkeleri ve güvenlik sektörü açısından ana soru, barış gücü fikrinin geniş katılımlı bir yapıya evrilip evrilmeyeceğidir. Eğer ek ülkeler somut birlik taahhüdü verirse plan yeniden ölçek kazanabilir; aksi halde süreç sınır hattında sınırlı varlık ve diplomatik temaslarla sınırlı kalabilir.