Yerebatan Sarnıcı devri İBB tarafından yargıya taşınıyor

Yerebatan Sarnıcı devri için İBB yargıya gidiyor; tebligatsız tescil iddiası ve olası kapsam genişlemesi kamu mülkiyetini etkileyebilir.

Cuneyd Erdogan ·

Yerebatan Sarnıcı devri İBB tarafından yargıya taşınıyor

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB), mülkiyetinde olduğunu belirttiği Yerebatan Sarnıcı’nın Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne devredilmesine ilişkin tescil işlemini mahkemeye götürmeye hazırlanıyor. İBB’ye göre devir kararı kendilerine resmi tebligat yapılmadan tapu kayıtlarına işlendi ve durum 1 Nisan’da yapılan inceleme sırasında ortaya çıktı. Belediye, süreci mülkiyet hakkına ve kent mirası yönetimine dönük bir yetki değişimi olarak görüyor.

İBB, yargı süreci başlatma kararını kamuoyuna duyururken, Yerebatan Sarnıcı’nda bilet fiyatını 18 Nisan’dan itibaren sembolik olarak 1 TL’ye indirdi. Belediye bu adımı, mülkiyet tartışması sürerken kamusal erişimi vurgulayan bir uygulama olarak konumladı. Devir işleminin hangi idari gerekçeyle ve hangi kayıt/evrak setine dayanarak yapıldığı ise davanın temel tartışma başlıklarından biri olacak.

İBB ve Kadıköy Belediye Meclis Üyesi Barış Antik’in değerlendirmesine göre konu yalnızca Yerebatan Sarnıcı ile sınırlı kalmayabilir. Antik, Vakıflar Kanunu’nun 30. maddesi kapsamında Anadolu ve Rumeli Hisarları, Tekfur Sarayı Müzesi ve Müze Gazhane gibi farklı kurumların envanterinde yer alan kültür varlıklarının da benzer bir tescil riskiyle karşılaşabileceğini dile getirdi.

Aynı çerçevede İstanbul Üniversitesi Beyazıt Kampüsü ve Galatasaray Lisesi gibi eğitim kurumlarının da “vakıf malı” sayılarak devralınabileceği uyarısını yaptı.

Gündemde olduğu belirtilen yeni yasal düzenleme önerileri, tescil kriterlerini genişletirse, herhangi bir dönemde vakıflarca onarım görmüş yapıların da devir kapsamına girmesi mümkün hale gelebilir. Bu tür bir genişleme, mülkiyetin kime ait olduğu kadar, bakım-onarım bütçeleri, işletme gelirleri, güvenlik ve erişim kararlarının hangi kurum tarafından alınacağı sorularını da büyütür.

Özellikle tarihi eserlerin yönetiminde gelir paylaşımı, ihale süreçleri, restorasyon yetkisi ve denetim sorumluluğu gibi başlıklar, kurumlar arası anlaşmazlıkları daha görünür hale getirebilir.

İBB’nin açacağı dava, tebligat yapılmadan gerçekleştiği iddia edilen tescilin usul yönünden denetlenmesini ve mülkiyet hakkının korunmasını hedefliyor. Sürecin seyri, yerel yönetimlerin kültür varlığı portföyü üzerindeki tasarruf alanını ve merkezi idarenin vakıf hukuku üzerinden kurduğu yetki çerçevesini yeniden tanımlayabilir.

Bu nedenle dosya, yalnızca bir taşınmazın tapu kaydı tartışması değil, kamu kurumları arasında mülkiyet güvenliği ve yönetişim sınırları açısından da izlenecek bir örnek haline geliyor.

Olası Etkiler

Ülke Etkisi: Tescil kriterleri genişlerse, kamu kurumlarının taşınmaz envanteri ve mülkiyet güvencesi tartışması büyüyebilir. Bu durum, merkezi idare-yerel yönetim ilişkilerinde yetki sınırlarını daha sık yargıya taşıyabilir.

Sektör Etkisi: Kültür varlıklarının işletmesi, restorasyonu ve gelir yönetimi farklı kurumlara geçerse, müzecilik ve kültürel turizmde sözleşme, ihale ve işletme modelleri yeniden şekillenebilir. Kurumsal sorumluluk değişimi, bakım-onarım planlamasında ve erişim politikalarında farklılaşma yaratabilir.

Piyasa Etkisi: Hukuki belirsizlik, kamu taşınmazlarına dayalı kira/işletme sözleşmeleri ve proje finansmanı süreçlerinde risk primini etkileyebilir. Uzayan davalar, ilgili kurumların bütçe planlaması ve nakit akışı varsayımlarını dolaylı kanallarla değiştirebilir.

More stories