Yatırım yoluyla vatandaşlıkta usulsüzlük: 687 kişinin vatandaşlığı iptal ediliyor
Türk vatandaşlığı soruşturmasında sahte ekspertiz raporlarıyla usulsüz işlem yapıldığı iddiasıyla 72 kişi gözaltına alındı.
Atlas Newsdesk ·

Türk vatandaşlığı soruşturmasında sahte ekspertiz iddiasıyla 72 kişi gözaltına alındı; 687 dosya iptal incelemesine girdi.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu koordinasyonundaki dosya, yatırım yoluyla vatandaşlık uygulamasında gayrimenkul değerlerinin gerçeğe aykırı gösterildiği iddialarına odaklanıyor. Açıklamaya göre operasyon İstanbul merkezli 16 ilde düzenlendi ve hakkında işlem yapılan şüphelilerin bir suç örgütü yapılanması içinde hareket ettiği öne sürüldü.
Akın Gürlek'in paylaştığı bilgilere göre soruşturmanın merkezinde düşük bedelli taşınmazların sahte ekspertiz raporlarıyla yüksek değerli gösterilmesi var. Bu yöntemle yabancı uyruklu kişilere usulsüz biçimde Türk vatandaşlığı kazandırıldığı, satış ve para transferi süreçlerinde de gerçeği yansıtmayan işlemler oluşturulduğu iddia ediliyor.
687 vatandaşlık dosyası inceleniyor
Soruşturma kapsamında 90 kişi hakkında gözaltı kararı verildi; operasyonlarda 72 şüpheli yakalandı. Yetkililer, 687 kişinin bu yolla vatandaşlık kazandığının tespit edildiğini ve bu kişilerin vatandaşlıklarının iptali için çalışma başlatıldığını açıkladı.
Dosyada yalnızca bireysel başvurular değil, bu başvuruların arkasındaki finansal ve ticari ağ da inceleniyor. Açıklamada, Türkiye'ye girmesi gereken yaklaşık 2,5 milyar liranın ülkeye getirilmediği, bunun yerine sahte para hareketleri oluşturulduğu ve vatandaşlık almak isteyen yabancılardan haksız menfaat sağlandığı belirtildi.
Operasyonun mal varlığı ayağı da geniş tutuldu. Soruşturma kapsamında 7 şirkete el konuldu ve bu şirketlere kayyım atandı; ayrıca 1.045 gayrimenkul, Bodrum'da bir otel, 15 motorlu araç, bir yat ve 10 banka hesabı için el koyma işlemi uygulandı.
400 bin dolarlık eşik
Türkiye'de yabancı uyruklu kişiler, belirli yatırım şartlarını yerine getirmeleri halinde istisnai yoldan vatandaşlık başvurusu yapabiliyor. Uygulama 2017'de yürürlüğe girdi ve yatırım tutarları daha sonra birkaç kez değiştirildi.
Mevcut düzenlemeye göre gayrimenkul üzerinden başvuru yapacak yabancı yatırımcının en az 400 bin dolar değerinde taşınmaz satın alması gerekiyor. Bu taşınmaz için üç yıl satmama taahhüdü veriliyor; değer tespitinin yetkili ekspertiz kuruluşlarınca yapılması ve ödemenin banka kanalıyla gerçekleşmesi bekleniyor.
Vatandaşlık için tek yol gayrimenkul alımı değil. En az 500 bin dolar tutarında sabit sermaye yatırımı, Türk bankalarında belirli süreyle mevduat tutma, devlet borçlanma araçlarına yatırım, girişim sermayesi ya da gayrimenkul yatırım fonu alımı ve belirli sayıda istihdam sağlama da kabul edilen seçenekler arasında yer alıyor.
Ekspertiz sistemi mercek altında
Bu soruşturma, yatırım yoluyla vatandaşlık modelinde ekspertiz raporlarının ne kadar kritik bir denetim kapısı olduğunu gösteriyor. Taşınmaz değerinin olduğundan yüksek yazılması, hem vatandaşlık koşulunun kâğıt üzerinde sağlanmasına hem de gerçek sermaye girişinin olduğundan fazla görünmesine yol açabiliyor.
İddiaların yargı sürecinde doğrulanması halinde en doğrudan etki, vatandaşlık iptali incelenen 687 kişinin hukuki statüsünde görülecek. Şirketlere kayyım atanması ve çok sayıda mal varlığına el konulması ise gayrimenkul aracılığı yapan firmalar, ekspertiz kuruluşları ve başvuru danışmanlığı veren yapılar için denetim baskısını artırabilir.
Dosyanın ilerleyen aşamasında savcılığın delilleri, şüphelilerin ifadeleri ve para hareketlerine ilişkin incelemeler belirleyici olacak. Eğer iddia edilen sahte değerleme mekanizması ispatlanırsa, uygulamada banka transferi, ekspertiz onayı ve tapu işlemleri arasındaki kontrol zincirinin güçlendirilmesi gündeme gelebilir; aksi durumda el koyma ve vatandaşlık iptali adımlarının kapsamı daralabilir.
Küresel ölçekte yatırım yoluyla vatandaşlık programları, sermaye çekme hedefi ile güvenlik ve kara para aklama riskleri arasında hassas bir denge kurmaya çalışıyor. Türkiye'deki bu dosya da aynı çizgide, yabancı yatırım girişini korurken vatandaşlık hukukunun istismar edilmesini önleme ihtiyacını öne çıkarıyor.