Yargıtay'dan emsal karar: Siyasetçiye "pislik" demek suç sayılmadı
Yargıtay hakaret kararı, “pislik” sözü nedeniyle verilen altı aylık hapis cezasını ifade özgürlüğü sınırı üzerinden bozdu.
Atlas Newsdesk ·

Yargıtay hakaret kararı, Ankara’da bir siyasetçiye “pislik” diyen sanığa verilen altı aylık hapis cezasını ifade özgürlüğü sınırı üzerinden bozdu. 4’üncü Ceza Dairesi, sözün kaba ve rahatsız edici olduğunu kabul etti ancak hakaret suçunun unsurlarının oluşmadığına hükmetti.
Dosya, Ankara’da yaşayan bir kişinin çevrimiçi paylaşımında adı açıklanmayan bir siyasetçi için kullandığı tek kelime üzerine açıldı. Siyasetçinin şikâyeti sonrası sanık hakkında hakaret suçlamasıyla yargılama yapıldı.
Ankara’da altı aylık ceza
Ankara 41’inci Asliye Ceza Mahkemesi, ilk incelemede sanığı suçlu bularak altı ay hapis cezasına karar verdi. Sanık, kararın ardından üst yargı yoluna başvurdu ve sözünün suç değil, siyasetçiye yöneltilmiş ağır eleştiri olduğunu savundu.
Başvuruda öne çıkan savunma, siyasilerin sert sözlere sıradan kişilere göre daha geniş ölçüde katlanması gerektiği yönündeydi. Sanık ayrıca Türk Dil Kurumu’ndaki anlamlara dayanarak kelimeyi doğrudan sövme amacıyla kullanmadığını ileri sürdü.
Bu savunma, hakaret davalarında sık görülen iki ekseni bir araya getirdi: kullanılan kelimenin sözlük anlamı ve ifadenin söylendiği bağlam. Ceza yargılamasında sonuç, çoğu zaman kelimenin tek başına ağırlığından çok, hedef aldığı kişi ve kullanım biçimiyle belirleniyor.
Daire sözü suçtan ayırdı
Yargıtay 4’üncü Ceza Dairesi, yerel mahkemenin mahkûmiyet kararını hukuka uygun bulmadı. Daireye göre bir sözün rahatsızlık vermesi, tek başına ceza hukuku anlamında hakaret sonucunu doğurmuyor.
Kararın merkezinde, hakaret suçunun kişiyi küçük düşürmeye yönelik somut bir fiil isnadı ya da sövme niteliği taşıması gerektiği değerlendirmesi yer aldı. Yargıtay, “pislik” ifadesini nezaket sınırlarını aşan kaba bir hitap olarak niteledi ancak bu dosyada suçun yasal unsurlarını yeterli görmedi.
Bu ayrım, ceza hukukunun ifade özgürlüğüyle kesiştiği dosyalarda kritik bir çizgi oluşturuyor. Bir ifadenin kırıcı, kaba veya siyasi nezakete aykırı bulunması mahkûmiyet için yeterli sayılmadığında, mahkemelerin daha somut bir zarar veya aşağılama eşiği araması gerekiyor.
Siyaset eleştirisinin ceza eşiği
Karar, siyasetçileri hedef alan sert sosyal medya ifadelerinde mahkemelerin hangi ölçütü arayacağına dair dikkat çekici bir işaret verdi. Yargıtay’ın yaklaşımı, ağır eleştiri ile cezalandırılabilir hakaret arasında ayrım yapılmasını öne çıkarıyor.
Bu ölçüt, çevrimiçi tartışmaların sık sık ceza soruşturmalarına konu olduğu siyasi iletişim alanı açısından önemli. Mahkemeler için mesele, bir ifadenin kaba olup olmadığından çok, kişinin onur ve saygınlığını doğrudan hedef alan bir isnat ya da sövme içerip içermediği olacak.
Kararın sınırlı yönü ise siyasetçinin adının kamuya açıklanmaması. Bu nedenle paylaşımın hangi siyasi bağlamda yapıldığı, tartışmanın tonu ve olayın kamuoyu niteliği dosya dışından tam olarak görülemiyor.
Bozma kararı, Ankara’daki dosyada altı aylık hapis hükmünün geçerliliğini ortadan kaldırdı. Yerel mahkemenin bundan sonra Yargıtay’ın çizdiği hukuki çerçeveye göre yeni işlem yapması beklenir.