ABD Borsa Çöküş Riski Yüzde 35'e Yükseldi

ABD borsa çöküş riski %35'e yükseldi. Jeopolitik gerilimler ve petrol fiyatları Fed'i zorluyor.

Cuneyd Erdogan ·

ABD Borsa Çöküş Riski Yüzde 35'e Yükseldi

Piyasa stratejisti Ed Yardeni, 9 Mart 2026 tarihinde yaptığı değerlendirmede, ABD borsalarında olası bir çöküş riskini yüzde 20'den yüzde 35'e çıkardığını açıkladı. Bu revizyonun temelinde, İran merkezli jeopolitik gerilimlerin küresel piyasalar üzerindeki potansiyel etkileri yatıyor. Özellikle petrol fiyatlarındaki yükselişin, ABD Merkez Bankası'nın (Fed) enflasyon ve ekonomik büyüme hedefleri üzerinde baskı oluşturabileceği endişesi bu artışta belirleyici oldu.

Yardeni, daha önce yüzde 20 olarak öngördüğü piyasalarda hızlı bir yükseliş dönemi olan "melt-up" senaryosunun olasılığını ise yüzde 5'e düşürdü. Bu durum, yatırımcı coşkusunun piyasaları yukarı taşıma potansiyelinin azaldığına işaret ediyor. Petrol fiyatlarındaki kalıcı bir artış, Fed'i yüksek enflasyon ve artan işsizlik riski arasında zorlu bir politika seçimine itebilir. Bu tür bir senaryo, ABD ekonomisi ve borsaları üzerinde önemli bir baskı yaratma potansiyeli taşıyor.

Stratejist, bu kısa vadeli risklere rağmen, uzun vadede ABD ekonomisinin güçlü bir büyüme dönemi olan "Kükreyen 2020'ler" (Roaring 2020s) senaryosunun yıl sonuna kadar gerçekleşme ihtimalini yüzde 60 olarak koruyor. Bu senaryo, özellikle verimlilik artışlarıyla desteklenen bir ekonomik genişlemeyi öngörüyor. Önümüzdeki on yıl için bu olasılık yüzde 85 gibi daha yüksek bir seviyede değerlendiriliyor.

Yardeni'nin analizinde, stagflasyon (yüksek enflasyon ve durgunluk) senaryosunun ihtimali ise yüzde 15 olarak belirtildi.

Bu değerlendirmeler, küresel enerji piyasalarındaki dalgalanmaların ve jeopolitik gelişmelerin finansal piyasalar üzerindeki hassasiyetini bir kez daha ortaya koyuyor. Özellikle Orta Doğu'daki gerilimler, petrol arz güvenliği ve dolayısıyla fiyatlar üzerinde doğrudan bir etki yaratabiliyor. Yükselen petrol fiyatları, enerji maliyetlerini artırarak genel enflasyonu tetikleyebilir ve merkez bankalarının para politikası kararlarını karmaşık hale getirebilir.

Fed'in, enflasyonla mücadele ve ekonomik büyümeyi destekleme arasındaki dengeyi bulma çabaları, bu tür dış şoklar karşısında daha da zorlaşabilir.

Geçmişte de benzer jeopolitik gerilimler, petrol fiyatlarında ani sıçramalara ve küresel ekonomide belirsizliklere yol açmıştı. 1970'lerdeki petrol şokları, stagflasyon dönemlerinin en belirgin örneklerinden biri olarak kabul edilir. Günümüzde ise küresel tedarik zincirlerinin karmaşıklığı ve enerji bağımlılığı, bu tür şokların etkilerini daha geniş bir alana yayma potansiyeli taşıyor.

Yardeni'nin "Kükreyen 2020'ler" senaryosu, teknolojik ilerlemeler ve verimlilik artışları sayesinde ABD ekonomisinin uzun vadede bu tür şoklara karşı dirençli olabileceği beklentisini yansıtıyor. Ancak kısa ve orta vadede, jeopolitik risklerin ve enerji fiyatlarının piyasalar üzerindeki baskısı devam edebilir.

Olası Etkiler

Ülke Etkisi: ABD ekonomisi, jeopolitik gerilimler ve enerji fiyatlarındaki artış nedeniyle enflasyonist baskılarla karşılaşabilir. Bu durum, Fed'in para politikası kararlarını karmaşıklaştırarak ekonomik büyüme hedeflerini etkileyebilir. İşsizlik oranları ve tüketici harcamaları üzerinde potansiyel olumsuz etkiler oluşabilir.

Sektör Etkisi: Enerji yoğun sektörler, artan petrol fiyatlarından doğrudan etkilenebilir ve üretim maliyetleri yükselebilir. Finans sektörü, piyasa oynaklığının artması ve yatırımcı güvenindeki değişimler nedeniyle risk yönetimi stratejilerini gözden geçirebilir. Teknoloji ve verimlilik odaklı sektörler, uzun vadeli büyüme potansiyellerini koruyabilir.

Piyasa Etkisi: ABD hisse senedi piyasalarında oynaklık artabilir ve yatırımcılar riskli varlıklardan kaçınma eğilimi gösterebilir. Tahvil piyasalarında, enflasyon beklentilerine bağlı olarak faiz oranlarında yukarı yönlü baskı oluşabilir. Emtia piyasalarında, özellikle petrol fiyatları jeopolitik gelişmelere duyarlı kalmaya devam edebilir.

More stories