ABD’nin model kısıtları Türkiye’de yerli yapay zeka yatırımı tartışmasını büyüttü
Yapay zeka modellerinin jeopolitik bir silah olması, ülkeleri yerli teknoloji geliştirme ve dijital egemenlik stratejilerini hızlandırmaya zorluyor.
Cuneyd Erdogan ·

ABD yönetiminin Anthropic’in “Mythos” ve “Fable” adlı yapay zeka modellerine yabancı ülkelerden erişimi kısıtlaması, ileri yapay zekaya erişimin yalnızca bir yazılım hizmeti değil, stratejik bir kapasite olarak ele alınması tartışmasını yeniden canlandırdı. İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç, kısıtların yapay zekayı milli güvenlikten ekonomik rekabete uzanan geniş bir alanda belirleyici bir unsur haline getirdiğini söyledi. Avdagiç’e göre bu tablo, Türkiye’de yerli model geliştirme, veri işleme kapasitesi ve çip ekosistemi gibi başlıklarda yatırım ihtiyacını daha görünür kılıyor.
Kurumsal şirketler açısından ise uluslararası model erişimi ve bulut hizmeti koşullarındaki belirsizliğin, dijital dönüşüm programlarında tedarik ve sözleşme yönetimini öne çıkardığı değerlendiriliyor. Piyasa aktörleri, bulut üzerinden kullanılan modellerde veri konumlandırması, sınır ötesi veri akışı ve siber güvenlik yükümlülüklerinin nasıl yönetileceğini yakından izliyor. Bu başlıklar, özellikle regülasyona tabi sektörlerde uyum ve denetim süreçlerinin tasarımını da etkileyebilir.
Avdagiç, ileri yapay zeka modellerinin yeni nesil savaş uçağı programlarına benzer biçimde zaman içinde yalnızca “yakın müttefiklere” açılan stratejik varlıklara dönüşebileceğini savundu. Bu yaklaşımın yaygınlaşması halinde, kendi büyük dil modeli ekosistemini kuramayan ülkeler için erişimin “güvenilir ortak” benzeri çerçevelerle sınırlandırılabileceğini ifade etti. Üçüncü taraf sağlayıcılara bağımlılığın operasyonel süreklilik ve veri yönetişimi risklerini artırabileceğini belirtti.
İTO Başkanı, yapay zeka yatırımlarının artık yalnızca teknoloji şirketlerinin gündemi olmadığını; enerji talebini, kredi piyasalarını, kamu altyapı yatırımlarını ve küresel sermaye akımlarını etkileyen makro bir dinamiğe dönüştüğünü söyledi. Şirket ölçeğindeki yatırım kararlarının finansman koşulları ve kapasite planlaması üzerinden ekonominin geneline yayılan sonuçlar üretebildiğine dikkat çekti. Türkiye’de tartışma, büyük ölçekli işletmelerin dönüşüm projelerinde “model erişimi” ile “veri/hesaplama kapasitesi” riskinin daha görünür hale gelmesiyle somutlaşıyor.
Kurumsal kullanıcılar tedarik bağımlılığı ve uyum riskini masaya yatırıyor
Kurumsal kullanıcılar açısından öne çıkan başlıklardan biri, kritik iş süreçlerinin belirli sağlayıcılara ve belirli modellere bağımlı hale gelmesi. Erişim politikalarındaki ani değişiklik olasılığı, iş sürekliliği planlarını ve sözleşmelerdeki fesih ile alternatif tedarik hükümlerini daha önemli hale getiriyor. Şirketlerin, veri işleme koşulları, denetim hakları ve sorumluluk paylaşımı gibi maddeleri daha ayrıntılı ele alma ihtiyacıyla karşı karşıya kalabileceği değerlendiriliyor.
Avdagiç, Anthropic’in “Mythos” modelini kritik siber güvenlik açıklarını tespit edebilen bir sistem olarak tanıttığını; bu ayın başında erişimin seçilmiş Avrupa kurum ve şirketlerine genişletildiğini ve ardından ABD yönetiminin kısıtlamasıyla karşılaşıldığını söyledi. Avdagiç ayrıca OpenAI’ın “GPT-5.5” modelinin de benzer derecede gelişmiş olarak değerlendirildiğini, OpenAI’ın AB’nin siber güvenlik ajansı ENISA ve NATO’ya erişim izni verme sürecinde olduğunu ifade etti. Bu örneklerin, ileri model erişiminin ticari lisanslamanın ötesinde jeostratejik kısıtlarla şekillenebileceğine işaret ettiğini belirtti.
Veri merkezleri, enerji maliyeti ve finansman koşulları öne çıkıyor
Şirketlere yansıyan bir diğer başlık, yüksek hesaplama gücü ihtiyacı nedeniyle veri merkezi yatırımları ve enerji maliyetleri. Büyük ölçekli model eğitimi ve çıkarım (inference) süreçleri, donanım yatırımının yanı sıra süreklilik arz eden elektrik ve soğutma giderlerini artırıyor. Bu durum, veri merkezi işletmeciliğinde kapasite planlaması, verimlilik ve elektrik tedariki yönetimini daha kritik hale getiriyor.
Finansman tarafında, yapay zeka altyapısı yatırımlarının uzun vadeli sermaye gerektirmesi bankacılık kredileri, proje finansmanı ve alternatif kaynaklara talep yaratabilir. Bununla birlikte, erişim kısıtlarının bazı şirketlerin kritik yazılım ve model lisanslarına erişiminde belirsizlik doğurması, yatırım iştahı kadar risk primi ve sözleşme koşullarının da izlenmesine neden olabilir. Bu çerçevede, özellikle veri merkezi ve yüksek yoğunluklu enerji tüketimi olan yatırımlarda sözleşme yapısı ve gelir görünürlüğü öne çıkabilir.
Avdagiç, Türkiye’nin yapay zeka alanında küresel aktörlere rakip çıkarabileceğini savunma sanayiindeki İHA başarısıyla örnekledi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın açıkladığı “Türkiye Yapay Zeka Eylem Planı”nı başlangıç adımı olarak nitelendiren Avdagiç, rekabetin anahtarının “yapay zeka altyapıları, çip teknolojileri, veri işleme kapasitesi ve ileri teknoloji girişimleri” olduğunu söyledi.
Önümüzdeki dönemde piyasa aktörleri, Türkiye’nin yerli model ve veri altyapısına ilişkin somut yatırım programlarını, veri merkezi ve enerji kapasitesi planlarını ve yapay zeka yönetişimi ile veri politikalarına dair düzenleyici çerçevede atılacak adımları izleyecek. Şirketler açısından ise tedarik ve sözleşme yönetimi, veri egemenliği ve siber güvenlik boyutunda risk haritalamasının derinleşmesi bekleniyor.