'Uyuşturucu ticareti'nden yargılanan eski Habertürk yöneticisi Veyis Ateş: Mehmet Akif Ersoy özür diledi, helallik istedi

Habertürk’ün eski yöneticisi Veyis Ateş'in "uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama" ile "uyuşturucu madde kullanımını kolaylaştırmak"…

Atlas Newsdesk ·

'Uyuşturucu ticareti'nden yargılanan eski Habertürk yöneticisi Veyis Ateş: Mehmet Akif Ersoy özür diledi, helallik istedi

Veyis Ateş davası, uyuşturucu ticareti ve kullanımını kolaylaştırma suçlamalarıyla ilk duruşmada savunmayla başladı.

Eski televizyon yöneticisi Ateş, mahkemedeki savunmasında hakkındaki beyanların gerçeği yansıtmadığını ileri sürdü. Dosyanın merkezindeki tartışma, Mehmet Akif Ersoy’un daha önce verdiği ifade ile Ateş’in bu ifadeye ilişkin mahkeme önündeki anlatımı arasında yoğunlaştı.

Ateş için iki suçlama

Ateş, dosyada "uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama" ve "uyuşturucu madde kullanımını kolaylaştırmak" suçlamalarıyla yargılanıyor. Bu iki başlık, davanın ceza sorumluluğu bakımından yalnızca kişisel kullanım iddiasından daha ağır bir çerçevede görüldüğünü gösteriyor.

İlk duruşma, mahkemenin sanığın savunmasını aldığı ve dosyadaki beyanların tartışılmaya başlandığı aşama oldu. Ceza yargılamasında bu aşama, iddia makamının suçlamaları ile sanık tarafının yanıtlarının aynı dosya içinde karşılaştırıldığı ilk açık durak niteliği taşıyor.

Ersoy beyanı dosyanın merkezinde

Duruşmada öne çıkan beyan, eski genel yayın yönetmeni Mehmet Akif Ersoy’un "Uyuşturucu nedir bilmezdim. Beni Veyis Ateş başlattı" sözleri oldu. Bu ifade, Ateş’e yöneltilen suçlamaların mahkeme önündeki tartışmasında doğrudan atıf yapılan unsur haline geldi.

Ateş ise savunmasında Ersoy ile cezaevinde karşılaştığını anlattı. Ateş’in iddiasına göre Ersoy, bu karşılaşmada kendisinden özür diledi, söz konusu ifadeyi vermek zorunda kaldığını söyledi ve helallik istedi.

Bu anlatım, mahkemenin önüne iki farklı değerlendirme alanı koyuyor. İlki Ersoy’un önceki beyanının dosyadaki ağırlığı, ikincisi ise Ateş’in bu beyanın veriliş koşullarına ilişkin iddiası.

Medya geçmişi davayı büyüttü

Ateş ve Ersoy’un geçmişte aynı haber kuruluşunda üst düzey görevler üstlenmiş olması, dosyanın yalnızca adli bir başlık olarak kalmamasına yol açtı. Davanın kamuoyu ilgisi, suçlamaların niteliği kadar iki ismin medya sektöründeki görünürlüğünden de besleniyor.

Buna rağmen mahkeme açısından belirleyici olan, kişilerin geçmiş görevleri değil dosyadaki delillerin hukuki değeri olacak. Tanık ya da sanık beyanlarının hangi koşullarda alındığı, hangi başka unsurlarla desteklendiği ve çelişki taşıyıp taşımadığı yargılamanın temel başlıkları arasında yer alacak.

Dosyada bundan sonraki aşama, mahkemenin beyanları, olası ek delilleri ve tarafların taleplerini nasıl ele alacağına bağlı ilerleyecek. Eğer Ersoy’un beyanı başka delillerle desteklenirse suçlamalar bakımından savcılık anlatısı güç kazanabilir; aksi durumda savunmanın beyanın güvenilirliğine dönük itirazı dosyada daha merkezi hale gelebilir.

Davanın şirketler veya piyasalar üzerinde doğrudan ölçülebilir bir etkisi kaynak metinde yer almıyor. Ancak medya sektörü açısından dosya, üst düzey yöneticilerin kişisel ceza yargılamalarının kurum itibarı ve kamu güveniyle nasıl kesişebildiğini yeniden görünür kılıyor.

Mahkemenin sonraki oturumlarda tanık dinleyip dinlemeyeceği, ek belge isteyip istemeyeceği ve Ersoy’un beyanına ilişkin itirazları nasıl değerlendireceği davanın seyrini belirleyecek. Şimdilik kesin olan, Ateş’in suçlamaları kabul eden bir savunma yapmadığı ve dosyanın ilk duruşmada karşılıklı beyanlar üzerinden açıldığıdır.

More stories