Üniversite mezunu işsizliği artıyor, Avrupa’da tek örnek
Genç işsizliği tartışması büyürken 6,5 milyon gencin ne okulda ne işte olduğu, geniş tanımlı işsizliğin ise yüzde 31,5’e çıktığı bildirildi.
Atlas Newsdesk ·

Genç işsizliği yeniden gündemin üst sıralarına çıktı: Yaklaşık 6,5 milyon gencin ne eğitimde ne istihdamda yer aldığı belirtilirken, geniş tanımlı işsizlik oranı yüzde 31,5 ile dikkat çekti.
Bu tablo, dar tanımlı göstergelerin işgücü piyasasında “iyileşme” sinyali verdiği dönemlerde bile, iş aramaktan vazgeçenler ve atıl işgücü hesaba katıldığında sorunların derinleştiğine işaret ediyor.
Geniş tanım yüzde 31,5: Atıl işgücü baskısı büyüyor
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) düzenli olarak dar tanımlı işsizlik verisini yayımlarken, işgücü piyasasının daha geniş resmini “atıl işgücü” başlığı altındaki göstergeler tamamlıyor. Kaynak verilerde geniş tanımlı işsizlik için iş aramayan ancak çalışmaya hazır olanlar ile eksik istihdam gibi kalemler de yer alıyor.
Geniş tanımlı işsizliğin yüzde 31,5’e yükselmesi, iş bulma kanallarına erişim ve iş arama motivasyonunun zayıfladığına dair güçlü bir işaret olarak okunuyor. Aynı zamanda, resmi işsiz sayısından daha büyük bir kitlenin gelir güvencesi ve düzenli çalışma saatleri bakımından kırılgan konumda kaldığını gösteriyor.
Uzmanlar bu farkın, özellikle gençler ve kadınlar gibi işgücüne giriş bariyerleri daha yüksek gruplarda daha görünür olabildiğine dikkat çekiyor. “Dar tanım” ile “geniş tanım” arasındaki makasın açılması, işgücü piyasasında görünmeyen bir baskının biriktiğine işaret ediyor.
6,5 milyon NEET: Eğitim ve istihdamdan kopuş
Ne eğitimde ne istihdamda bulunan gençler (NEET) kategorisindeki 6,5 milyonluk büyüklük, sosyal politika tartışmalarının merkezinde yer alıyor. Bu grup, hem beceri kaybı riski hem de uzun süreli işsizliğe sürüklenme ihtimali nedeniyle ekonomik olduğu kadar toplumsal sonuçlar da üretebiliyor.
NEET kitlesinin genişlemesi, eğitim-iş geçişinin zayıfladığına ve giriş düzeyi işlerin niteliğinin gençler için cazibesini yitirdiğine işaret edebiliyor. Ayrıca kayıt dışı veya düzensiz işlerde kısa süreli çalışıp sistemde “istikrarlı istihdam” üretmeyen bir döngünün güçlendiği değerlendirmeleri yapılıyor.
Türkiye’de genç nüfusun toplam içindeki payı dikkate alındığında, bu büyüklükler yalnızca işgücü istatistiği değil, aynı zamanda orta vadeli büyüme potansiyeli açısından da önem taşıyor. İşgücü piyasasına geç giriş, verimlilik artışını ve gelir seviyelerini baskılayabiliyor.
Üniversite mezunu işsizliği: Avrupa’da ayrışan tablo
Verilerin öne çıkardığı bir diğer kritik başlık, üniversite mezunları arasında işsizliğin genel işsizlik düzeyinin üzerine çıkması. Aktarılan karşılaştırmaya göre Türkiye, Avrupa’da üniversite mezunu işsizliğinin genel işsizliği geçtiği tek ülke konumunda bulunuyor.
Bu durum, yükseköğretim ile işgücü piyasası arasındaki uyum tartışmalarını yeniden alevlendirdi. Mezunların iş bulma süresinin uzaması, “diploma enflasyonu”, alan dışı çalışma ve nitelik uyuşmazlığı gibi başlıklarda baskıyı artırıyor.
Ekonomide istihdam yaratma kapasitesi, sektörlerin nitelikli iş talebi ve eğitim programlarının güncelliği arasındaki bağ güçlenmedikçe, mezun işsizliğinin kalıcı bir sorun haline gelmesi riski artıyor. İzlenecek başlıklar arasında atıl işgücündeki seyrin yanı sıra genç istihdamını artırmaya dönük aktif işgücü politikalarının kapsamı ve yükseköğretim-istihdam köprüsünü güçlendirecek adımlar yer alıyor.
Önümüzdeki dönemde, geniş tanımlı göstergelerde kalıcı düşüş olup olmayacağı, NEET kitlesinin hangi alt gruplarda yoğunlaştığı ve mezunların ilk işe geçiş süresinin nasıl değiştiği, politika önceliklerinin belirlenmesinde kritik rol oynayacak.