Türkiye Otoyol Kiralama Planı: Bakım ve Finansman
Türkiye, otoyol ve köprüleri kiralayarak bakım maliyetlerini karşılamayı planlıyor. Bu model, kamu maliyesini rahatlatmayı hedefliyor.
Cuneyd Erdogan ·

Türkiye, otoyol ve köprülerin mülkiyetini devlete ait tutarak, bakım maliyetlerini karşılamak üzere belirli sürelerle kiralama modelini değerlendiriyor. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, 14 Mart 2026 tarihinde yaptığı açıklamada, bu stratejinin altyapı projelerinin sürdürülebilirliğini sağlamayı amaçladığını belirtti.
Bu yaklaşım, özellikle Yap-İşlet-Devret (YİD) modeliyle inşa edilen ve belirli süreler sonunda kamuya devredilecek olan büyük altyapı projelerinin gelecekteki finansman ihtiyaçlarına çözüm bulmayı hedefliyor.
Bakan Uraloğlu'nun açıklamalarına göre, Yavuz Sultan Selim Köprüsü'nün 2028 yılında, Kuzey Marmara Otoyolu'nun ise 2030 yılında devletin kontrolüne geçmesi bekleniyor. Diğer büyük otoyol projelerinin de 2030 ile 2035 yılları arasında kamuya devredilmesi planlanıyor. Bu devir süreçlerinin ardından ortaya çıkacak bakım ve işletme giderlerinin, kiralama modeliyle özel sektörden karşılanması öngörülüyor.
Bu sayede, devlet bütçesi üzerindeki yükün hafifletilmesi ve altyapının yüksek standartlarda korunması amaçlanıyor.
Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, YİD projeleri sayesinde yaklaşık 40 milyar dolarlık bir yapım kazancı elde edildiğini ifade etti. Bu projelerin güncel maliyetlerle yeniden inşa edilmesi durumunda 92 milyar dolara mal olacağı hesaplanıyor. Bu durum, YİD modelinin başlangıçtaki yatırım maliyetlerini kamuya yüklemeden büyük altyapı projelerinin hayata geçirilmesindeki rolünü ortaya koyuyor. Türkiye'nin bölünmüş yol uzunluğu 30 bin 49 kilometreye ulaşmış durumda.
62 milyar litre akaryakıt tasarrufu sağlıyor. Bu veriler, altyapı yatırımlarının ülke ekonomisine doğrudan ve dolaylı katkılarını gösteriyor.
Bölgesel gelişmeler de ulaşım stratejilerini etkiliyor. Orta Doğu'daki gerilimler nedeniyle Hürmüz Boğazı'nda 14 Türk gemisinin beklediği, İran, Irak, Ürdün, Lübnan ve Suriye'ye yapılan uçuşların durdurulduğu belirtildi. Katar, Birleşik Arap Emirlikleri, Kuveyt ve Bahreyn'e yapılan uçuşlar ise günlük olarak iptal ediliyor. Bu durum, bölgesel ticaret ve lojistik ağlarında aksaklıklara yol açarak, alternatif ulaşım koridorlarının ve finansman modellerinin önemini artırıyor.
Kiralama modeli, bu tür dışsal şoklara karşı altyapı finansmanında esneklik sağlayabilir ve kamu kaynaklarının daha stratejik alanlara yönlendirilmesine olanak tanıyabilir. Bu modelin uygulanması, uluslararası yatırımcılar için de yeni fırsatlar sunabilirken, aynı zamanda şeffaflık ve rekabet koşullarının sağlanması kritik önem taşıyor.
Olası Etkiler
Ülke Etkisi: Bu kiralama modeli, Türkiye'nin altyapı bakım maliyetlerini bütçe dışı kaynaklarla finanse etme kapasitesini artırabilir. Kamu maliyesi üzerindeki yükü hafifleterek, diğer kamu hizmetlerine daha fazla kaynak ayrılmasına olanak tanıyabilir. Ayrıca, altyapı kalitesinin sürdürülebilirliğini destekleyebilir.
Sektör Etkisi: Ulaştırma sektöründe, özel sektörün otoyol ve köprü işletmeciliğine katılımı artabilir. Bu durum, yeni iş modellerinin ortaya çıkmasına ve rekabetin yoğunlaşmasına yol açabilir. Bakım ve işletme hizmetleri sunan firmalar için yeni yatırım ve büyüme fırsatları doğabilir.
Piyasa Etkisi: Bu model, altyapı projelerine yönelik finansal piyasalarda yeni yatırım araçları oluşturabilir. Uluslararası yatırımcıların Türkiye'nin altyapı varlıklarına olan ilgisini artırabilir. Kiralama sözleşmelerinin yapısı ve şeffaflığı, piyasa güvenini ve fiyatlamaları etkileyebilir.