Türkiye'nin Avrupa'ya Tarım İhracatında Yasaklı Pestisit ve Sınır İhlali Riski
Türkiye'den AB'ye ihraç edilen ürünlerdeki pestisit kalıntıları ve denetim usulsüzlüğü iddiaları, ihracat güvenliği açısından ciddi risk taşıyor.
Ayla Demirhan ·

Türkiye'den Avrupa Birliği ülkelerine gönderilen tarım ürünlerinde, kullanımı yıllar önce yerel mevzuatla sonlandırılan aktif maddeler içeren pestisit kalıntıları tespit edilmesi kıta genelinde kriz yarattı. Özellikle Bulgaristan sınırında 2026 yılı içinde biber sevkiyatlarının defalarca reddedilmesiyle derinleşen bu tablo, Kapitan Andreevo kapısındaki analiz süreçlerine yönelik rüşvet ve usulsüzlük iddialarıyla birleşerek ihracat zincirinde ciddi güvenlik boşluklarını ortaya çıkarıyor.
Avrupa Komisyonu Gıda ve Yemler İçin Hızlı Alarm Sistemi kayıtlarına göre, 2026 yılında Türkiye kaynaklı ürünler için bölge genelinde toplam 254 bildirim oluşturuldu. Bu kayıtların 197'sini taze sebze ve meyve oluştururken, 188 bildirim ürünlerin sınır kapılarından Avrupa pazarına girişine izin verilmeden doğrudan geri çevrilmesiyle sonuçlandı. Toplam iade vakalarının 183'ü ithalat otoriteleri tarafından en yüksek risk kategorisi olan "ciddi risk" sınıfına dahil edildi.
Avrupa Birliği makamlarının sınır iadesi kararlarında en çok
Avrupa Birliği makamlarının sınır iadesi kararlarında en çok öne çıkan tarım ürünü taze biber oldu. Transit geçişin ana noktası olan Bulgaristan sınırında gerçekleştirilen 60 ayrı iadenin tamamı sınır reddi niteliği taşıdı.
Laboratuvar analizlerinde, sadece yasal limitleri aşan zirai ilaç kalıntılarının ötesinde, Türkiye'de üretimi 2020 ve 2021 yıllarında tarım idaresi tarafından tamamen durdurulan chlorpyrifos-methyl, thiacloprid, pymetrozine ve fenbutatin oxide gibi yasaklı dört farklı aktif madde tespit edildi.
İhracat pazarındaki risk bulguları yalnızca sınır kapılarından dönen biber sevkiyatlarıyla sınırlı kalmıyor. Resmi bildirim kayıtları; asma yaprağında carbendazim ve cyfluthrin, narda propiconazole, organik kuru incirde ise permethrin gibi çoktan yasaklanmış kimyasalların tarım sahasında halen kullanımda olduğunu ve yurt içi engelleme mekanizmalarının yetersiz kaldığını belgeliyor.
Kapitan Andreevo sınır kapısında laboratuvar muafiyeti ve kayıt dışı ödeme iddiaları
Avrupa Birliği'nin en yoğun kara sınırı geçiş noktalarından biri olan Kapitan Andreevo kapısında gıda denetimlerinin usulsüz yürütüldüğüne dair resmi beyanlar, gıda tedarik zincirindeki denetim şüphesini daha da büyütüyor. Bulgaristan gıda güvenliği yetkilileri ile nakliye sektörü temsilcilerinin açıklamalarına yansıyan beyanlara göre, Türkiye'den gelen bazı ağır vasıtalar gerekli hiçbir fiziki ve laboratuvar denetimine tabi tutulmadan ticari geçiş işlemlerini tamamlıyor.
Sınır hatlarında görev yapan yetkililer
Sınır hatlarında görev yapan yetkililer, laboratuvar analiz aşamalarını atlamak ve resmi geçiş belgesi alabilmek için araç başına 350 ila 700 euro arasında kayıt dışı ödeme gerçekleştirildiğini raporluyor. Günde ortalama iki bin ticari aracın işlem gördüğü sınır kapısında, söz konusu sahte analiz belgelendirmeleri üzerinden günlük bir milyon euro tutarında yasa dışı maddi kaynak yaratıldığı iddia ediliyor.
Sınır analizlerini devlet inisiyatifinde şeffaflaştırmaya çalışan denetim görevlilerinin baskı gördüğü ve kurumdan uzaklaştırıldığı iddiaları ise Sofya makamları tarafından reddedilmesine rağmen tartışılmaya devam ediyor.
Avrupa'ya yönelik tarım ticaretinde genişleyen daralma riski
Kayıtlı veriler ve sınırdaki denetim ihlali suçlamaları, Türkiye'nin geniş çaplı tarım ihracatında yapısal bir zafiyete ve kontrolsüzlüğe işaret ediyor. Yalnızca doz aşımı değil, piyasadan çekilmesi gereken zehirli pestisit stoklarının fiilen kullanılmaya devam etmesi, hem iç piyasadaki tüketiciler hem de hedef pazarın ithalatçıları tarafında güven krizi yaratıyor.
Tarımsal üretim sahasındaki yasaklı aktif madde stoklarının etkili şekilde toplatılamaması ve gıda geçiş koridorlarındaki şeffaflık eksikliklerinin aydınlatılamaması senaryosunda, Avrupalı ithalat otoritelerinin Türkiye menşeli ürünlere doğrudan alım ambargosu uygulamaya başlaması veya sınır denetimi kotalarını artırması bekleniyor. Söz konusu gelişme, uzayan lojistik bekleme süreleri ve yüksek iade oranları üzerinden hem ihracatçı firmaların ticari hacminde hem de Türk tarımının küresel marka değerinde ciddi ve uzun süreli bir yapısal hasar yaratma tehlikesi barındırıyor.