Türk tersanelerinde MİLGEM mesaisi: 8 fırkateyn aynı anda üretiliyor

MİLGEM kapsamında İstif sınıfı sekiz fırkateyn farklı aşamalarda ilerlerken TCG İzmir kabul testlerine geçti.

Atlas Newsdesk ·

Türk tersanelerinde MİLGEM mesaisi: 8 fırkateyn aynı anda üretiliyor

MİLGEM kapsamında sekiz İstif sınıfı fırkateyn farklı üretim aşamalarında ilerliyor; TCG İzmir kabul testlerine geçti.

Program, Türk Deniz Kuvvetleri’nin firkateyn envanterini yerli sensör, silah ve komuta sistemleriyle güçlendirmeyi hedefliyor. Kaynak metinde verilen bilgilere göre TCG İstanbul halen hizmette bulunurken, sınıfın ikinci gemisi TCG İzmir denizde kabul sürecine alınmış durumda.

Sekiz gemilik üretim hattı

İstif sınıfının ilk gemisi TCG İstanbul (F-515), MİLGEM programının fırkateyn ölçeğindeki öncü platformu olarak envantere girdi. Gemide yerli silah ve sensör entegrasyonunun tamamlandığı belirtiliyor; bu durum sınıfın sonraki gemileri için teknik referans oluşturuyor.

TCG İzmir’in (F-516) donatım faaliyetlerinin ardından liman ve seyir kabul testleri aşamasına geçildiği bildiriliyor. Bu testler, geminin makine, sensör, silah, haberleşme ve komuta sistemlerinin deniz koşullarında doğrulanması açısından teslimat öncesi kritik eşik niteliği taşıyor.

Üretim hattındaki diğer gemiler de programın ölçeğini gösteriyor. TCG İzmit (F-517), TCG İçel (F-518), TCG Akdeniz (F-519) ve TCG Karadeniz’in (F-520) denize indirildiği; TCG Ege (F-521) ve TCG Marmara’nın (F-522) ise kızağa koyma ve inşa süreçlerinde ilerlediği aktarılıyor.

Yerli sistemler gemilere taşınıyor

Fırkateynlerde Milli Dikey Atım Sistemi, ATMACA gemisavar füzesi, GÖKDENİZ yakın hava savunma sistemi ve CENK-S AESA radar gibi milli çözümlerin kullanılması planlanıyor. Bu sistemler, gemilerin hava savunması, yüzey harbi ve sensör kabiliyetini aynı platform üzerinde toplamayı amaçlıyor.

Yerlileşme düzeyi, savunma tedarikinde takvim ve maliyet yönetimi açısından belirleyici bir unsur olarak öne çıkıyor. Alt sistemlerin ülke içinde geliştirilmesi, dış tedarik onayları ve ihracat kısıtlamaları kaynaklı gecikme riskini azaltabilir; ancak entegrasyon testlerinin başarısı bu avantajın fiili kapasiteye dönüşmesi için gerekli olacak.

Özel sektör ve kamu tersaneleri arasındaki iş bölümü, programın aynı anda çok sayıda gövde üzerinde yürütülmesini sağlıyor. Bu modelde ana risk, üretim hızı yükselirken kalite kontrol, alt yüklenici koordinasyonu ve deniz kabul testlerinde ortaya çıkabilecek düzeltme ihtiyaçlarının takvimi etkilemesi.

Teslimat takvimi belirleyici olacak

TCG İzmir’in kabul testlerini planlanan şekilde tamamlaması halinde donanmanın kısa vadeli kazanımı, hizmetteki TCG İstanbul’un yanına aynı sınıftan ikinci bir geminin eklenmesi olacak. Bu senaryoda MİLGEM hattı için şirket ve tersane düzeyindeki sonuç, seri üretim düzeninin daha öngörülebilir hale gelmesi; sektör için sonuç ise alt yüklenicilerin daha istikrarlı sipariş akışı görmesi olur.

Testlerde yazılım, sensör entegrasyonu veya silah sistemi uyumu gibi alanlarda ek çalışma gerekirse teslimat takvimi uzayabilir. Böyle bir durumda küresel makro etkiden çok savunma sanayisi tedarik zincirinde nakit akışı ve kapasite planlaması öne çıkar; MİLGEM çevresindeki tersaneler için iş yükü daha uzun süre aynı gemilerde yoğunlaşır.

Üçüncü olası yol, mevcut gemilerdeki kabul süreçleri sürerken TCG Ege ve TCG Marmara’nın inşasında hızın korunmasıdır. Bu durumda Türkiye’nin askeri gemi inşa sanayisi, ihracat görüşmelerinde referans gösterebileceği daha geniş bir üretim portföyüne sahip olur; bölgesel denizcilik sektöründe ise yerli radar, füze ve dikey atım çözümlerine talep artabilir.

Programın bundan sonraki somut göstergeleri TCG İzmir’in test sonuçları, üçüncü ve dördüncü gemilerin donatım ilerlemesi ve son iki geminin inşa takvimi olacak. Açık kalan ana soru, sekiz gemilik hattın aynı anda yürütülmesinin teslimat tarihlerine ve sistem entegrasyon kalitesine nasıl yansıyacağıdır.

More stories