Emisyon kontrol sistemi Euro 4 dizelde %99,7 düşüş
Emisyon kontrol sistemi, Euro 4 dizelde partikülü %99,7 düşürdü; patentli teknoloji Tuzla’da üretim ve retrofit kullanım hedefliyor.
Cuneyd Erdogan ·

Denizli doğumlu mühendis Şaban Akyıldız’ın geliştirdiği emisyon kontrol sistemi, Almanya’daki bağımsız bir test merkezinde yapılan ölçümlerde Euro 4 dizel araçlarda partikül salımını %99,7 oranında düşürdü. Sistem İstanbul’da tanıtıldı ve teknoloji, ECC. TEC. MSJ. Inc. çatısı altında ticarileştiriliyor. Şirket, çözümün yeni araçlara entegre edilebildiğini ve mevcut araçlara sonradan takılabilen bir aparat olarak da uygulanabildiğini bildiriyor.
Teknolojinin temel farkı, egzoz hattında sonradan filtreleme yapmak yerine yanma odasında moleküler seviyede müdahale ederek kirletici oluşumunu kaynağında azaltmayı hedeflemesi. Bu yaklaşım, klasik dizel partikül filtresi (DPF) ve seçici katalitik indirgeme (SCR) gibi egzoz sonrası çözümlerden ayrışıyor. Egzoz sonrası sistemler, doğru bakım ve uygun çalışma koşulları gerektirirken, yanma sürecine müdahale eden çözümler farklı bir doğrulama ve homologasyon sürecine ihtiyaç duyuyor.
Bu nedenle, açıklanan test sonuçlarının seri üretim, farklı motor tipleri ve gerçek sürüş koşullarında nasıl performans vereceği, düzenleyici kurumların ve filo işletmecilerinin odaklanacağı ana başlıklar arasında yer alıyor.
Almanya’daki FAKT test merkezinde yapılan ölçümlere göre sistem, hidrokarbon emisyonlarını %95-99, karbon monoksiti %95-98 ve azot oksitleri %85-90 aralığında azalttı. Şirket, Türkiye’deki akredite laboratuvarlarda da benzer sonuçlar alındığını belirtiyor. Ayrıca şirket, çözümün Euro 7 standartlarının üzerinde performans verdiğini ifade ediyor; bu iddia, Avrupa Birliği’nin daha sıkı emisyon limitleri ve gerçek sürüş emisyonu (RDE) denetimleriyle uyum tartışmalarında kritik bir referans olabilir.
Ticarileşme tarafında teknoloji 40’tan fazla küresel patentle korunuyor ve şirket Tuzla’da üretim tesisi kurmayı planlıyor. Üretim yatırımı, yerli tedarik zinciri, kalite güvence süreçleri ve uluslararası sertifikasyon gereklilikleri nedeniyle finansman ve zamanlama riski taşıyabilir. Öte yandan, retrofit (sonradan takma) kullanım seçeneği, özellikle mevcut dizel filoların emisyon uyumu baskısı yaşadığı pazarlarda daha hızlı ölçeklenme kanalı yaratabilir.
Kullanım alanı otomotivle sınırlı değil; deniz taşımacılığı, demiryolu ve lojistik gibi yüksek yakıt tüketimi olan sektörler de hedefleniyor. Bu sektörlerde emisyon azaltımı, sadece çevre mevzuatıyla değil, şehir içi erişim kısıtları, kamu ihaleleri ve kurumsal sürdürülebilirlik raporlaması gibi yönetişim başlıklarıyla da doğrudan bağlantı kuruyor. Bu nedenle teknoloji, teknik performans kadar doğrulama, sertifikasyon ve operasyonel toplam sahip olma maliyeti üzerinden değerlendirilecek.
Olası Etkiler
Ülke Etkisi: Türkiye’de Tuzla’da planlanan üretim, sanayi yatırımı ve istihdam kanalıyla yerli tedarik zincirini etkileyebilir. Emisyon teknolojilerinde yerli çözüm iddiası, düzenleyici uyum ve ihracat sertifikasyon süreçlerini gündeme taşıyabilir.
Sektör Etkisi: Otomotiv ve ağır vasıta filolarında retrofit seçenekleri, mevcut araç parkının emisyon uyumu maliyetlerini yeniden şekillendirebilir. Denizcilik ve demiryolunda da doğrulama ve sertifikasyon gereklilikleri, teknoloji sağlayıcıları arasında yeni iş birlikleri ve lisanslama modelleri doğurabilir.
Piyasa Etkisi: Test sonuçları ve patent portföyü, şirketin finansman ihtiyacı ve yatırımcı ilgisi üzerinden sermaye akışlarını etkileyebilir. Üretim tesisi planı, tedarik sözleşmeleri ve kapasite yatırımı beklentileriyle ilgili sektör hisselerinde ve kredi risk algısında fiyatlama kanalları yaratabilir.