Türkiye'de Aile Yapısındaki Dönüşüm ve Demografik Riskler
Türkiye'de düşen evlilik oranları, artan boşanmalar ve 1,48'e gerileyen doğurganlık hızı, aile yapısında ciddi bir demografik dönüşüme işaret ediyor.
Atlas Newsdesk ·

Türkiye'de aile kurumu, sosyo-ekonomik değişimler ve bireyselleşme eğilimleri nedeniyle yapısal bir dönüşümden geçiyor. 2025 verilerine göre ortalama hane halkı büyüklüğü 3,08 kişiye gerilerken, tek kişilik hane oranı yüzde 20,5 seviyesine yükseldi. Bu durum, geleneksel aile modelinin zayıfladığına ve bireysel yaşam tercihlerinin ön plana çıktığına işaret ediyor.
Demografik göstergeler, doğurganlık hızının 1,48 ile yenilenme eşiği olan 2,1'in altına düştüğünü ortaya koyuyor. Evlilik oranları 552 bin 237'ye gerilerken, boşanma sayısı 193 bin 793 ile son yılların en yüksek seviyesine ulaştı. Söz konusu süreç, 191 bin 371 çocuğun velayet değişikliği yaşamasına neden oldu.
Devlet, aile kurumunu desteklemek amacıyla nakdi yardımlar, kredi imkânları ve Aile ve Gençlik Fonu gibi mekanizmaları devreye alıyor. Ancak ekonomik baskılar, iletişim sorunları ve toplumsal değerlerdeki değişimler, aile yapısı üzerindeki baskıyı artırıyor. Uzmanlar, bu dönüşümün sadece sosyal değil, uzun vadeli ekonomik ve demografik riskler barındırdığı konusunda uyarıyor.