
Atlas AI
İran Anlaşmasına Yeni Şart
ABD Başkanı Donald Trump, Türkiye, Katar, Pakistan, Mısır ve Ürdün dahil birçok ülkenin İsrail ile ilişkileri normalleştiren Abraham Accords sürecine topluca katılması gerektiğini söyledi. Trump, Truth Social üzerinden yaptığı açıklamada Washington’ın İran’la yürüttüğü diplomatik sürecin başarıya ulaşması için bu ülkelerin anlaşmaları imzalamasının “zorunlu” olması gerektiğini ifade etti.
Mesaj, yalnızca diplomatik bir çağrıdan öte, bölgesel pazarlığın parçası olarak verilen açık bir baskı sinyali taşıdı. Trump’ın kullandığı dil, İran dosyasını İsrail merkezli yeni bir Ortadoğu düzeniyle birlikte ele almak istediğini gösterdi.
Cumartesi Günkü Telefon Trafiği
Trump, Cumartesi günü söz konusu ülkelerin liderleriyle görüştüğünü açıkladı. Görüşmelere Suudi Arabistan ve Bahreyn’in de dahil edildiğini belirten ABD Başkanı, bu iki ülkenin zaten Abraham Accords sürecine katıldığını hatırlattı. Trump’a göre Washington, İran’la yapılacak olası anlaşmayı yalnızca savaş riskini azaltacak teknik bir mutabakat olarak görmüyor. Beyaz Saray’ın hedefi, aynı anda İsrail ile Arap ve Müslüman ülkeler arasında daha geniş bir diplomatik eksen kurmak.
Trump ayrıca İran’la müzakerelerin “iyi ilerlediğini” söyledi ancak anlaşmanın ne kadar yakın olduğuna dair ayrıntı vermedi. Buna rağmen açıklamanın tonu, “bölgesel normalleşme olmadan büyük anlaşma olmaz” mesajı taşıdı.
Gazze Savaşı Dengeleri Değiştirdi
Washington’ın planı kağıt üzerinde geniş görünse de sahadaki siyasi atmosfer çok farklı ilerliyor. Özellikle Gazze savaşı sonrası Türkiye ile İsrail arasındaki ilişkiler yeniden sert bir kırılma yaşadı. Ankara son iki yılda İsrail ile büyükelçileri yeniden atamış, enerji ve ticaret başlıklarında ilişkileri toparlamaya başlamıştı. Erdoğan ile Netanyahu arasında uzun bir aradan sonra doğrudan temas kurulmuştu.
Ancak Hamas’ın 7 Ekim saldırıları ve ardından başlayan Gazze operasyonları ilişkileri yeniden kopma noktasına getirdi. Erdoğan, İsrail hükümetini sert sözlerle hedef aldı ve Netanyahu yönetimini bölgedeki saldırıların sorumlusu olarak gösterdi. Türkiye daha sonra İsrail’e yönelik ticari kısıtlamaları devreye soktu. Bugün Ankara’da oluşan siyasi atmosfer, İsrail ile açık bir normalleşme anlaşmasını geçmişe kıyasla çok daha zor hale getiriyor.
Erdoğan İçin Ağır İç Politika Riski
Trump’ın önerdiği modelin Türkiye açısından neden zor olduğu büyük ölçüde iç siyasetten kaynaklanıyor. Erdoğan son dönemde Filistin meselesini hem bölgesel liderlik söyleminin hem de iç politik mobilizasyonun merkezine yerleştirdi. Gazze savaşı boyunca yapılan sert açıklamalar, hükümet tabanında İsrail karşıtı duyguları daha da güçlendirdi.
Türkiye yeni bir seçim sürecine yaklaşırken Erdoğan’ın Abraham Accords benzeri sembolik bir anlaşmaya imza atması ciddi siyasi maliyet yaratabilir. AK Parti içinde bile İsrail’e karşı daha sert çizgi isteyen güçlü bir damar bulunuyor. Muhalefet partileri de Gazze konusunda hükümete yakın pozisyonlar aldığı için Ankara’da İsrail ile açık normalleşmeyi savunabilecek geniş bir siyasi alan oluşmuş değil.
Bu nedenle diplomatik kanallar tamamen kapanmasa bile Erdoğan’ın Trump’ın istediği ölçekte resmi bir anlaşmaya yönelmesi kısa vadede gerçekçi görünmüyor.
Abraham Accords’ın Asıl Stratejisi
Abraham Accords ilk kez 2020 yılında Trump döneminde Birleşik Arap Emirlikleri ve Bahreyn’in İsrail ile ilişkileri normalleştirmesiyle başlamıştı. Daha sonra Fas ve Sudan da sürece dahil edilmişti. Resmi söylem ekonomik iş birliği ve diplomatik normalleşme üzerine kurulsa da Washington açısından anlaşmaların asıl amacı İran’a karşı yeni bir güvenlik ekseni oluşturmaktı.
Trump’ın son açıklamaları bu yaklaşımın değişmediğini ortaya koyuyor. ABD yönetimi, İran’la yapılacak olası anlaşmayı İsrail’in bölgesel kabulünü genişletmek için kaldıraç olarak kullanmaya çalışıyor. Trump’ın “İran’ın bile bir gün bu anlaşmaların parçası olabileceğini” söylemesi de bu geniş stratejinin parçası olarak görülüyor.
Ankara-Washington Hattında Yeni Gerilim
Trump’ın çıkışı Türkiye-ABD ilişkilerinde yeni bir tartışma başlatabilir. Ankara uzun süredir Filistin dosyasını dış politikasının temel unsurlarından biri olarak kullanıyor. Washington ise Türkiye’yi tamamen İsrail karşıtı blok içinde görmek istemiyor ve NATO üyesi Ankara’yı bölgesel denklem içinde tutmaya çalışıyor.
Ancak iki tarafın öncelikleri giderek ayrışıyor. ABD, İsrail merkezli yeni bölgesel düzeni genişletmeye çalışırken Türkiye kamuoyu Gazze savaşı nedeniyle tam ters yönde hareket ediyor. Bu durum Erdoğan’ın Washington’dan gelen baskıyı tamamen reddetmese bile açık destek vermesini zorlaştırıyor.
Özellikle Trump’ın “zorunlu olmalı” ifadesi Ankara’da diplomatik tavsiyeden çok siyasi baskı olarak okunabilir. Bu da önümüzdeki dönemde iki başkent arasında yeni gerilim başlıkları yaratma potansiyeli taşıyor.
Körfez ile Türkiye Aynı Yerde Değil
Trump’ın çağrısı Suudi Arabistan ve Körfez ülkelerinde Türkiye’ye kıyasla daha farklı karşılık bulabilir. Riyad yönetimi uzun süredir Washington ile güvenlik garantileri ve savunma anlaşmaları karşılığında İsrail normalleşmesini müzakere ediyor. Körfez ülkeleri için mesele daha çok stratejik çıkar hesabı üzerinden ilerliyor.
Türkiye’de ise İsrail konusu artık yalnızca dış politika başlığı değil. Gazze savaşıyla birlikte mesele doğrudan iç siyasi kimliğin parçası haline geldi. Bu nedenle Erdoğan’ın seçim atmosferine girilirken İsrail ile aynı fotoğraf karesine girmesi bile ciddi tartışma yaratabilir.
Ankara’nın önümüzdeki dönemde Washington ile köprüleri atmadan diplomatik mesafeyi korumaya çalışması daha olası senaryo olarak görülüyor. Bu tablo değişmediği sürece Türkiye’nin Abraham Accords benzeri resmi bir sürece katılması düşük ihtimal olarak değerlendiriliyor.
İlgili Haberler
Bu haber hakkında
Atlas360, Dış Politika uluslararası okuyuculara hızlı ve kaynak doğrulamalı bir biçimde aktarma çabasının parçası olarak takip eder. Haber merkezimiz; haber ajanslarını, akredite muhabirleri ve doğrulanmış görgü tanıklarını izler, ardından en önemli olguları sade Türkçeyle yeniden özetler. Böylece olayın ne olduğunu ve neden önemli olduğunu birlikte anlayabilirsiniz.
Atlas360'ta yayımlanan her haber, ana sayfaya çıkmadan önce doğruluk, denge ve güncellik açısından gözden geçirilir. Resmî bir kaynaktan düzeltme, can kaybı güncellemesi veya yetkili bir sözcüden açıklama gibi yeni bilgiler geldiğinde haber yerinde güncellenir; ilk yayın saati korunur, böylece gelişmelerin nasıl ilerlediğini takip edebilirsiniz.
Dış Politika izlemeye devam etmek isterseniz sayfanın altındaki ilgili haberlere göz atabilir, günlük özet için Atlas360 bültenine abone olabilir veya konuya ait etiket sayfasından yayımlanmış tüm haberleri ters kronolojik sırayla okuyabilirsiniz. Topluluk akışından gelen okuyucu sinyalleri de hangi gündemleri daha fazla takip ettiğimizi şekillendirir.


