To Vima: Türkiye Ege Denizi'ni ikiye bölmeye hazırlanıyor
Türkiye, Fethiye-Kaş ve Kuzey Ege’de iki yeni deniz milli parkı ilan etti. Bu adım, Yunanistan’ın deniz yetki alanı politikalarına yanıt niteliğinde.
Atlas Newsdesk ·
Deniz Milli Parkı kararı, Fethiye-Kaş ve Kuzey Ege’de iki alanı yeni statüye aldı. Adım, Ege’de yetki tartışmasını canlandırdı.
Karar iki kıyı hattını kapsıyor
Resmi Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı’na göre Fethiye-Kaş açıkları ile Kuzey Ege’de iki yeni alan Deniz Milli Parkı statüsüne alındı. Fethiye-Kaş alanı Muğla ve Antalya açıklarını, Kuzey Ege alanı ise Çanakkale ve Gökçeada çevresindeki deniz sahasını kapsıyor.
Kaynak metinde bu çerçevenin Limni-Semadirek ile Rodos-Meis arasındaki hatlara uzandığı aktarılıyor. Böylece çevre koruma başlığı altında alınan karar, Türkiye ile Yunanistan arasında uzun süredir ayrı okunan deniz yetki alanı dosyasına bağlandı.
1973 anlaşmazlığı yeniden gündemde
Ankara’nın yaklaşımı, Yunan adalarının 6 deniz milinin ötesinde egemenlik hakkı üretmediği görüşüne dayanıyor. Türkiye ayrıca kıta sahanlığı sınırının iki ülkenin ana karaları esas alınarak belirlenmesi gerektiğini savunuyor.
Kuzeydoğu Ege’deki uyuşmazlık 1973’te Taşoz açıklarında petrol yataklarının bulunmasının ardından belirginleşti. Türkiye o dönemde Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığına arama ruhsatları vererek bölgedeki hukuki pozisyonunu sahaya taşıdı.
Doğu Akdeniz hattında ise 2019’dan bu yana Libya ile imzalanan deniz yetki alanları mutabakatı öne çıkıyor. Ankara bu mutabakatı Mavi Vatan yaklaşımının parçası olarak sunarken, Atina orta hat esasına dayanan haritasında adaların kıyılarını sınırlandırma hesabına dahil ediyor.
Yunanistan’ın haritasında Mısır ve İtalya ile imzalanan Münhasır Ekonomik Bölge anlaşmaları da yer alıyor. Türkiye, Türk-Libya mutabakatıyla çeliştiği gerekçesiyle Mısır anlaşmasını başından beri geçersiz kabul ediyor.
Meis hattı hukuki itiraz topluyor
Yunanistan’daki değerlendirmeler özellikle Rodos-Meis arasındaki park tasarımının genişliğine odaklanıyor. Aynı çevreler, bu ölçekte çevre koruma kurallarının pratikte uygulanmasının zor olabileceğini savunuyor.
Meis, Türkiye kıyılarına yaklaşık 1,5 km mesafede bulunuyor; bu konum, adanın deniz yetki alanı üretip üretmeyeceği tartışmasını daha görünür kılıyor. Atina’daki değerlendirmelerde Türkiye’nin yaklaşımı, Meis’in Yunanistan ana karasıyla bağlantısına ilişkin hukuki tartışmalarla birlikte ele alınıyor.
Yunanistan Dışişleri Bakanlığı, parkların uluslararası suları kapsaması halinde tek taraflı ilanların hukuka aykırı olduğunu savunuyor. Bakanlık ayrıca alanların Yunan kıta sahanlığına uzanması durumunda da girişimin hukuki sonuç doğurmayacağını belirtiyor.
Kablo takvimi gerilim eşiği
Zamanlama da Atina çevrelerinde ayrı bir başlık olarak okunuyor. Değerlendirmelerde kararın 15 Ağustos’tan bir gün sonra gelmesi, Fransız Meridiem şirketinin Yunanistan-Kıbrıs elektrik bağlantısı projesine dahil olmasıyla birlikte ele alınıyor.
Sonbaharda Yunanistan’ın kablo döşeme çalışmaları için gerekli NAVTEX ilanlarını yayımlaması bekleniyor. Eğer ilanlar yayımlanır ve Ankara karşı bildirim yaparsa, dosya çevre koruma başlığından enerji altyapısı, seyrüsefer güvenliği ve Doğu Akdeniz’de proje finansmanı tartışmasına kayabilir.
Bu senaryoda küresel ölçekte etki sınırlı kalabilir, ancak Doğu Akdeniz enerji bağlantılarında risk primi artabilir. Meridiem açısından açık konu kablo takviminin aksayıp aksamayacağı, sektör açısından ise deniz koruma kararlarının altyapı izinleriyle ne kadar iç içe geçeceği olacak.